|
Düve miti Siyonazilerin çirkin emellerini perdeler mi?

HAMAS’ın Gazze direnişini kırmak için Siyonazilerin başvurdukları askeri şiddetin vicdan sahiplerinde yarattığı nefreti gidermek ve kendilerini muharref Tevrat’ın emirlerini yerine getiren masum dindarlar gibi göstermek için geçmişte olduğu gibi yine muhtevasını değiştirerek muharref Tevrat’tan ürettikleri kimi mitleri “sahneye koydukları” herkesçe bilinmektedir ki, şimdiki Kızıl Düve miti de yalan ve kurgu vasfı sabit olan o mitlerinden bir yenisidir.

Düvenin Tevrat’ta ve Kur’an’da nasıl yer aldığını, ona hangi yeni manaların yüklendiğini konuşmadan evvel, şu hususu altını çizerek tekrar iletelim:

Filistin’in asıl sahibi olan Müslümanlarla Siyonaziler arasındaki çatışmaların, soğuk ya da sıcak savaşların… değişmeyen nihai hedefi daima Kudüs’tür.

Müslümanlar, tevhide bağlı ve dolayısıyla İslam tanımlı Musevî şeriata tabi bir peygamber olarak Hz. Süleyman’ın (Yahudilere göre kralın), son Peygamber Muhammed (sa) yoluyla kendilerine emanet ettiğine inandıkları Kudüs haremini, kafirlerden, dolayısıyla Siyonazilerden korumakla yükümlüler.

Siyonaziler ise, ABD-İsrail’in Filistin merkezli olarak dünya hâkimiyetini gerçekleştirmek için, 1967 yılından beri zaten işgalleri altında bulunan Kudüs haremindeki İslam eserlerini yıkıp, Yahudilerin ikinci tapınağının Romalılarca ortadan kaldırıldığı M.S. 70 yılından beri bekledikleri üçüncü tapınağı bu kez Siyonazi ideolojisine tabi olarak yeniden yapmayı hayal ediyorlar.

Buna göre Siyonaziler, Tevrat’ta birkaç farklı neden ve rivayetle yer alan kurbanlık düve mitinden hareketle, 1987 yılında kurdukları Tapınak Enstitüsü’nü önce maddi yönden güçlendirmek istiyorlar. Bu enstitünün bağışlar yoluyla topladığı parayla, güya Kudüs hareminde Siyonazi tapınağını üçüncü kez inşa etmenin startını özel bir düveyi Zeytin Dağı’nda kurban ederek vermesi, onun kanıyla ve yakılan etleriyle (-e yoluyla, yani sembolik olarak) Filistin’i arındırması bekleniyor.

Bu konu, Siyonazilerin Gazze’deki mevcut soykırımlarıyla iki yönlü bir bağ taşıyor:

1
- Gazze soykırımını, Hitler’in zulmüyle yarışmak için değil, Tevradî bir kehanetin zorunlu kurbanlar yoluyla gerçekleştirilmesi için Kitab-ı Mukaddes ortaklığında -Hıristiyanları da kapsayacak şekilde- ehlikitap ve Müslümanlar ayrımlı yani iki kutuplu bir din savaşının malzemesi yapmak ve ilahî kıyametin kopuşunu hızlandırmak.
2
- Kutsal tapınağı yeniden inşa hayaliyle -kehanet tesiriyle- Gazze’de yaptıkları soykırımı çok gizemli, sonuçları merak edilir sıradan bir hikâyeye indirgemek, hemen devamında Kudüs Müslümanlarının muhtemel katlini de şimdiden kolaylıkla kanıksanacak şekilde normalleştirilmek.

Bu bağlamda Düve mitine Siyonazilerin kanlı ellerini, vahşetlerini, soykırımlarını, dünyayı ateşe verme amaçlarını perdelemede bir araç işlevi yükleniyor.

Bu durumda “Sonuç belli olduğuna göre, Düve mitine dair doğru kayıtları hâlâ açmaya ve açıklamaya ne gerek var” diye düşünülebilir.

Gerek var çünkü Evanjelizm ile Siyonazizim’de ortaklaşan bir ABD-İsrail hakimiyetinin ilk unsuru zihinleri esir almaktır. Siyonazilerce şimdiye kadar üretilen ve başkaları da üretilecek olan mezkur yalan ve kurgular bunun ilk safhasıdır. Eğer bunlar hemen çürütülmezse Evanjelist-Siyonazi yalanı belli bir vadede dünyayı kaplayacaktır. Bunu önlenmenin yollarından biri, bilenlerin az ya çok bildiklerinin tamamını paylaşmalarıdır.

O halde gelelim Düve meselesine:

Düve, rengi belirtilmeyen, İbrancası “egla / düve: doğurmamış genç inek” olarak ilk kez antik Tevrat’ın Bereşit (: Tekvin; Yaratılış) adlı ilk kitabında geçer. İbrahim, Tanrı’nın Arz-ı Mev’ud vaadini bir işaretle teyit etmesini talep edince, Tanrı “Kendisi” için olması kaydıyla ondan “…Üç düve, üç keçi, bir kumru ve bir güvercin yavrusunu” alıp, (kuşlar hariç) parçalara ayırmasını ister. İbrahim denileni yapıp, hayvanların leşleri akbabalar tarafından parçalandığında üzerine bir uyku ve “dehşet verici bir zifiri karanlık” çöker. Tanrı’nın söz konusu vaadini daha tafsilatlı olarak İbrahim’e tekrarlamasından sonra, -o zifiri karanlığa rağmen nasıl olabiliyorsa- “güneş batar” ve o parçaların arasından bir meşalenin, vaadi ve dolayısıyla anlaşmayı mühürlemek için geçmesiyle hayvanlar (herhalde) tekrar canlanırlar. (Tekvin, 15: 4-19)

Egla / düve kelimesinin cins, renk, yaş ve sıfat… yönünden yoruma açık olması nedeniyle Tevrat müfessirlerinin yaşadıkları yoğun ihtilafların berisinde durarak, yukarıda zikrettiğimiz ibareye Sa’adya Gaon’un Arapça Tora Tefsiri’nden baktığımızda oradan da yine düveye esas başka ihtilafların uç verdiğini görürüz.

Buradan devam edelim inşallah.

#Hamas
#Gazze
#İsrail
#Siyonizm
#Tevrat
2 months ago
Düve miti Siyonazilerin çirkin emellerini perdeler mi?
Kişi başı gelir ve gelir paylaşımı
Bu yönetmelik düzeltilmezse terör iltisaklılarının işe girmesi kolaylaşır (2)
Aşırı sağın yükselişi Avrupa Birliği’nin sonunu mu getiriyor?
Kültürel inkâr’dan kültürel intihar’a…
CHP ve bitmeyen değişim tartışması