Yazarlar Nifferînin Mevakıfında durmak

Nifferî’nin Mevâkıf’ında durmak

Ömer Lekesiz
Ömer Lekesiz Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Bu köşede, “Tasavvuf tarihi ve İslam düşüncesi açısından da elbette çok çok önemli olmakla birlikte, benim ilgilendiğim yönden, yani Müslümanlara mahsus sanatsal zihniyetin kuruluşu ve işleyişi bakımından en-Nifferî'nin kitaplarına şiddetle ihtiyacımız var” deyişimden yaklaşık bir yıl sonra geldi, hazretin Mevâkıf'ı.
Öncelikle o yazıda yaptığım bir haksızlıktan hemen rücu etmem gerekiyor: Mevâkıf'ı çeviren Nurullah Koltaş, hiç de itham ettiğim gibi akademyanın bürokratik işlerinde kaybolmamış. Ayrıca bu yanılgıma da sevindim, n'ola her yanılgım böyle sonuçlansa.
Büyüyenay Yayınları'nın 200. kitabı olması bakımından Mevâkıf, Mustafa Kirenci'nin de özel ilgisine mazhar olmuş. Arapça ve Türkçe metinlerin karşılıklı olarak verildiği kitap, özenli bir baskıyla, ciltli olarak okura sunulmuş.
Kitapla ilgili diğer bir güzellik de, çevirisinde Orkhan Musakhanov'un tahkikiyle netleşen (en sıhhatli) metnin esas alınmış olmasıdır.
Mevâkıf, yaslandığı dil ve temsil ettiği düşünce itibariyle zor bir metin. İhtiva ettiği çok sayıdaki tasavvufî ıstılahı bilerek okumanın, anlaşılmasını belli bir oranda kolaylaştırması mümkün olsa da, daha yetkin bir seviyede anlaşılabilmesi için, asıl “müellifineinanmayan okumasın” şeklindeki iç çağrısına riayet edilmesi gerekiyor sanki. Onun hakikatin/ hikmetin arayışına mahsus bir çabanın eseri olduğu ve dolayısıyla şatahatla bir ilişkisinin olmadığı da ancak bu yolla anlaşılabilir. Aksi halde Mevâkıf da İslam metafiziğini at gözlüğüyle rasat edenleri, en az İbn Arabî'nin Fusûsu'l-Hikem'inin rahatsız ettiği kadar rahatsız edebilecektir.
Bu bağlamda, Koltaş'ın, en-Nifferî'nin hayatıyla, düşüncesini ana hatlarıyla anlattığı giriş yazısından, Mevâkıflardaki hitap şekliyle ilgili hatırlatmasını nakletmem yararlı olacaktır:
“Mevâkıflar, 'Beni durdurdu', 'Bana dedi ki' ifadeleriyle başlamaktadır. Tilimsânî'ye göre bu ifadeler belli bir mantık gözetilerek kullanılmıştır.
'Beni durdurdu' (Evkafenî), 'Tecelliyi telakki etmem için kabiliyetimi ikaz etti; beni (hakikati) telakki etmemde durdurdu, zâtımı fâni, Matlûbu ise bâkî kıldı' gibi mânâları ifade eder. Nifferî'nin lisan ve lügâtinde, Tercüman'ın da (Tilimsânî'nin) ıstılahında Hakk'ın beni bir şeyde durdurması, beni o şeyin şuhûdunda durdurması mânâsını taşır.
'Bana dedi ki' ifadesi ise 'perdemi (hicabımı) kaldırmak suretiyle Kendini bana bildirdi' mânâsını taşır. Tilimsânî'ye göre 'bana dedi ki', aslen 'sanki bana şöyle dedi' (fe keennehû kâle lî) gibi bir mânâya işarettir. Zira mevkıflara zâhirî gözle bakanların 'bana dedi ki' ifadesini yanlış yorumlayarak, burada vahye bir işaret olduğu izlenimine kapılmalarının önüne geçilerek, daha ziyade keşf ve ilhâmâta, tulûâta bir işaret olduğunun ortaya konması büyük önem taşır.”
Söz Tilimsânî'ye bağlanınca, onun Şerhu Mevâkıfi'n-Nifferî'siyle, Mevâkıf şarihlerinin en kıymetlisi sayıldığını ve Abdürrezzâk Kâşânî ile İbn Se'bîn'in de şarihler silsilesine katıldıklarını ek bir bilgi olarak iletmeliyim, ki bu aynı zamanda, Mevâkıf'tan sonra hangi kitabın çevrileceğine dair umudumun da işaretlenmesi hükmünde olsun.
Söz artık Mevâkıf'ı nedeniyle en-Nifferî'nindir.
Şimdi ondan aktaracağım kimi aforizmalar da, onun Mevâkıf'ında doğru durulması konusunda uyarıcı bir hatırlatma olsun:
-“İlim, Benim kapımdır; marifet ise kapıcımdır.”
-“Sana emrettiğimde, sana emretmem sebebiyle onu yerine getir ve onunla ilmini umma; şayet Emrimle Emrimin ilmini umarsan, Emrime asi olmuş olursun.”
-“Gözlerini koru ve geri kalan her şeyi Bana bırak. Şayet gözlerini korursan, kalbin de kendi hükümetiyle korunacaktır.”
-“Hüsnüzan, yakînin yollarından bir yoldur.”
-“Kalbin yalanı, bir yalanı dinlemesidir.”
-“Ben'i gören kalp, belanın mahallidir.”
-“Ne yaz, ne çabala; ne hesab et ne mütalaa. Çaba, hakkı ve batılı yazar; mütalaa, alma ve terk etmeyi hesab eder. Hak ile batılı yazan ve alma ile terk etmeyi hesab eden, ne Ben'dendir, ne de nisbetimden. Her yazan (katip) kendi yazısını yazar ve her okuyan da (kari) kendi kıraatini hesab eder.”
-“Sen benim talebimsin ve hikmet de senin talebindir.”
-“Günahını uzaklaştır ki, cehlini uzaklaştırabilesin.”
-“Sana görünen, kendinde karar kıldığı cinsten görünür. Karar bulan ilim, karar bulan cehldir.”

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.