|
Valérie Gonzalez güzelliği nasıl arar?

Hazır, önceki yazımızda Mustafa Uğur Karadeniz’in Ketebe Yayınları arasından çıkan İslam Sanatlarında Estetik - Güzeli Anlamak adlı kitabını, “İslam Sanatlarında” estetik yoluyla “Güzeli Anlamak” mümkün mü? sorusu çevresinde genel hatlarıyla da olsa konuşmuşken, bana göre 2020’nin iyi kitaplarından biri olan Valérie Gonzalez’e ait Güzellik ve İslam - İslam Sanatı ve Mimarisinde Estetik adlı kitabı da güzelliği arayışındaki yöntem esasında değerlendirmeye çalışalım.

Kitap, anadili Fransızca olan Gonzalez’in İngilizce metninden, Muhammet Fatih Kılıç tercümesiyle sunulmuştur (Küre Yayınları, İstanbul 2020).

Kılıç’ın akademik çalışma alanın İslam felsefesi, klasik mantık, İslam estetiği, müzik tarihi ve felsefesi olması bakımından, kitabın tercümesi benim açımdan apriori olarak güvene tabidir.

Gonzalez’in aslı Fransızca olan ama İngilizce basımından tercüme edilen kitabına hem söz konusu güvenimle, hem de “Batılı bir eğitim almış bir gözlemci olarak” onun, zikredenlerden zikredenler zincirine katılarak ikinci kaynaklara sıkça başvurmasından cesaretle, eleştirel bir gözle cüret edebiliyorum. Yoksa, bizzat aslından okunmadan, velev ki okunmasın en azından orijinaliyle karşılaştırma imkanına sahip bulunulmadan, salt tercümesi üzerinden bir kitabın eleştirilmesini kendim adıma doğru bulmuyorum. Bu ahlaki tutumun neden zorunlu olduğu, Gonzalez’in kendi metninden vereceğim şu örnekle daha anlaşılır hale gelecektir:

Gonzalez’in, dipnotunda “Bu pasaj, Puerta Vílchez tarafından hem İspanyolca hem de İngilizce olarak alıntılanmıştır” kaydını düştüğü metinin bir kısmı şöyledir:

“Parlaklık, dış unsurların parıltısıdır (behâü’l-a’dâi’z-zâhire). O aynı zamanda canlılık ve asalettir (el-ferâha ve’l-‘itk). Güzellik, dilde (bir addan) başka kendisini tanımlayan başka adı olmayan; fakat herkesin ittifak ettiği üzere, onu gördüğünde (fi’-tifâk men reâhü) ruhun algıladığı (mahsûs fi’n-nüfûs) bir şeydir.”

İbn Hazm’ın el-Ahlâk ve’s-siyer fî müdâvâti’n-nüfûs adlı kitabında yer alan bu cümleler, Mustafa Çağrıcı tarafından -yazma nüshasıyla birlikte- Ahlak ve Davranış Tarzları Nefislerdeki Ahlâkî Hastalıkların Tedavisi adıyla dilimize kazandırılan metinde şöyledir:

“Çekicilik, güzelliğin yanı sıra âzaların zarif olmasıdır. Çekicilik aynı zamanda şirinlik ve alımlılıktır. Güzellik, sözlükte onu tamı tamına anlatacak başka ismin bulunmadığı bir kavramdır, genel kabule göre onu ancak ruh sezer.” (TDV Yayınları, Ankara 2012)

Konu sanat olunca, etimojik ve epistemelojik izlerin doğru sürülmesi ancak ilgili kaynakların kendi dili üstünden yapılabileceği için, iz sürenin de o dilin içinde durması zorunludur.

Yazı başlığımıza dönecek olursak:

Bir kitapta, ikinci bir isim tarafından yapılan takdimlerde müellifinin biraz uçurulması teamüldendir. Nitekim, Gonzalez’in kitabındaki S. Nomanul Haq imzalı takdim yazısı da biraz böyledir.

Bu manada, Haq’ın “İslam sanatı araştırmalarına ilişkin tarihsel, sosyolojik ve betimleyici bir perspektife hapsolmuş eski kalıpları kıran Gonzalez, esaslı ve cesur bir metodolojik sıçrayış gerçekleştirmiştir. Gonzalez estetiki, hem meta hem hem de nesne düzeyinde ve aynı zamanda hem teori hem de metod olarak kullanır. Bu kullanım, tıpkı Puerta Vílchez’in başarılı bir şekilde yaptığı gibi yalnızca güzellik hakkındaki kavramsal söylemleri ihtiva eden İslami metinleri açıklamak değil; aynı zamanda bilfiil tecessüm etmiş sanat eserlerinin kendilerini estetik fenomenoloji çerçevesinde tahlil etmek amacını da taşır. İşte Gonzalez, İslami sanatsal üretime ilişkin araştırmaya kendi yeni düşünce boyutlarını katar.” şeklindeki tespiti tek başına sorunlu değildir, bu tespiti sorunlu hale getiren, Gonzalez’in Önsöz’ündeki “...Elinizdeki kitabın ikinci bölümü, Güzellik ve İslam’daki diğer kısımların yazılmasına sebep teşkil eden yegâne değere sahip olmak bakımından biriciktir.” kaydından da açıkça anlaşılacağı gibi, buna kendisini bizzat inandırmış olmasıdır.

Elbette, yazarının kitabını çok beğenmesi, en azından verdiği gayreti önemsemesi cihetinden normaldir, ancak bu beğenme öncelikle estetik fenomenoloji esasında yapıldığı için sorunludur. Çünkü mezkur yöntem konusunda Gonzalez’den çok çok önce birçok atlı Üsküdar’ı geçmiştir.

Bunun örneğini yine Batı’dan verelim ki, bu sayede bir denkliği de gözetmiş olalım:

İsmail Râci Farukî - Luis Lâmia Farukî’nin 1986 yılında yayımlanan ve İslam Kültür Atlası adıyla 1991 yılında Türkçe’ye kazandırılan eseri!

İzleyen yazımızda devam edelim inşallah.

#Valérie Gonzalez
#Kitap
#Ketebe
3 yıl önce
Valérie Gonzalez güzelliği nasıl arar?
O ihanet gecesini unutamayız
15 Temmuz
15 Temmuz darbe girişiminden kamu bürokrasisinin çıkarması gereken dersler
15 Temmuz dersleri
FETÖ içinde ayak oyunları mı ideolojik değişim mi?