Yazarlar Kitap-mizan-demir

Kitap-mizan-demir

Ömer Lekesiz
Ömer Lekesiz Gazete Yazarı

Önceki yazımızda Şuara 17 ve Rahman 7’de de benzeri ibarelerin yer aldığı, Hadîd Suresi’deki 25. âyetin mealini nakletmiş ve kitap, mizan, demir kelimelerinin bu âyette neden bir araya gelmiş olabileceğini sormuştuk. 

Konu öncelikle Tefsir’i ilgilendirdiği için kimi âlimlerin görüşlerine yer vereceğim; ancak Merhum Ali Nihat Tarlan Hoca’nın “Lügatla pehlivanlık olmaz” sözündeki ince ayarı dikkate alarak, Müslüman düşünüşüyle bu üç kelime arasındaki insicama dikkat çekmek istiyorum.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ömer Lekesiz : Kitap-mizan-demir
Haber Merkezi 01 Aralık 2017, Cuma Yeni Şafak
Kitap-mizan-demir yazısının sesli anlatımı ve tüm Ömer Lekesiz yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Kitap kelimesi, klasik Arapçada bir taburun dizilişini ifade etmektedir. Dikiş dikme, bağlama, raptetme anlamlarıyla bu kelime, mizan ile aynı kökten gelen bir kelime de olarak doğrudan intizama (mizanın gerekliliğine, nizama/ sisteme) bağlanmaktadır.

Mizan tartı, terazi anlamıyla, aynı zamanda tartıya, teraziye konu olan şey demektir ki, bu da hüküm, tutum ve davranışta muntazamlığı gerektirdiğinden, nizamın esasına uygunluğu, yani intizamı ifade eder.

Demir, hadde kökünden gelmekte olup, iki nesnenin biribirine karışmasına mani olan aralarındaki sınır, engel; bilenmişlik, keskinlik, kızgınlık (celalet, öfke)  (İsfahani) anlamıyla bir hududun tayinini (haddeye sokulmayı, haddini bildirmeyi) belirtir. Bu kökten gelen hadid/ demir kelimesi de, intizama aracılık eden şey olarak mizan ve kitap kelimelerinin ihtiva ettiği bağlama ilişir.

Kitap kelimesiyle, cemaatle namazda safların sıklığı ve düzgün tutulması konusunda uyarılışımızı birlikte düşündüğümüzde, İbn Arabi’nin nokta, çizgi ve saf tutma arasında kurduğu ilişkiye göre, yine mizan ve demir (askerin saf tutuşu) kelimelerini hatırlarız.

Şöyle ki: çizginin noktalardan oluştuğunu söyleyen İbn Arabi, kimi noktaların düşmesiyle çizgide kesintilerin (kırıklıkların) oluştuğunu ve dolayısıyla, namaz saflarındaki aralıkların da tıpkı çizgideki noktanın düşmesindeki gibi, saftan bir Müslümanın düşmesi (eksilmesi) şeklinde sonuçlandığını belirtir (Fütûhât-ı Mekkiyye).

Buna göre, namazda safları sıkı ve düzgün tutmak, kitap gibi (kitaba tabi) olmak, mizanı gözetmek ve askerî bir ciddiyeti göstermek demektir.

Bu şekliyle cemaatle namaz, kitap ehlinin, mizan taliplisinin bir disiplin (haddini bilme ve belirtme) fenomenidir.

Zikrettiğimiz âyetle ilgili kimi âlimlerin görüşlerine gelince:

İbn Teymiyye’nin görüşü şöyledir: “Mizan hakkında müfessirlerin pek çoğu ‘adalet’tir demişlerdir. Bazıları da kendisi ile işlerin tartıldığı şeydir, kendisi ile adaletin bilindiği şeydir demişlerdir. Nitekim yüce Allah, ‘Göğe gelince, onu da yükseltti ve mizanı koydu (Rahman, 7) buyurmaktadır. Biribirine benzer şeyleri ortak bir noktada toplayıp, farklıları ayrı tespit eden, verilen misaller ile aklî kıyaslar (böyledir). (...) Kitab-ı Kerim ile ilim ve din dimdik ayakta durur. Mizan ile mali akitlerde ve kabzedişlerde haklar ayakta durur. Demir ile de kâfirlerle münafıklar üzerindeki hadler yerine getirilir” (İbn Teymiyye Tefsiri, derleme).

Muameleyi Hâlık’a ve halka ait olmak üzere ikiye ayıran Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hâlık’ın muamelesinin kitap, halkın muamelesinin ise ahbaplar ya da düşmanlar yoluyla olduğunu söyleyerek, ahbapların müsavatla (ki, bu mizan iledir), düşmanların ise kılıçla (ki bu da demir iledir) muamele ettiklerini belirtir ve der ki: Allah kitap, mizan ve insanlara zarar ve yararları olan demiri indirdi ki, insanlar okumayı ve adalet ölçülerini bellesin. Adalet ve hakkaniyete tutunup belini doğrultsun; muamelelerinde ve hareketlerinde demirin gücünden sakınsın ve onu kullanmayı öğrenip, siyaset, sanayi ve ticaret bakımından faydalarından yararlansın (Hak Dini Kur’ân Dili, DİB, tıpkı basım).

Muhammed Ali es-Sâbûnî’nin görüşleri ise şöyledir: “Bazı tefsirciler ‘mizandan maksat adalettir’ der. İbn Zeyd ise, “tatma ve muamele yapma âletidir’ der. (...) (Demirde) büyük bir güç vardır. Zırh, mızrak, tank ve benzeri savaş araçları bundan yapılır. İbn Kesir de şöyle der: Yani, Yüce Allah demiri, kendisine delil getirdikten sonra hakkı kabul etmeyip ona karşı inat den kimseleri yola getirici kıldı” (Safvetü’t-Tefâsir).

Yukarıda lafız, mânâ ve görüngü yönünden kitap, mizan, demir kelimeleri arasında bir insicam olduğunu söylemiştik. Görüşlerini zikrettiğimiz âlimler de, bu insicamın amel planında geçerli olduğunu söylüyorlar.

Konunun güncel siyasi düşüncemiz açısından durumuna ise sonraki yazımızda bakalım inşallah.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.