Yazarlar Hangi zekaya sahipsiniz sosyal mi duygusal mı?

Hangi zekaya sahipsiniz sosyal mi duygusal mı?

Osman Tanburacı - Cumartesi
Osman Tanburacı - Cumartesi Gazete Yazarı
Son zamanlarda koçluklar başladı. Her derde deva koçluklar. Kendinizi mi idare edemiyorsunuz, kolayı var gidin bir yaşam koçuna bitsin dertleriniz. Korkularınız mı var; gidin bir hayat koçuna bitsin korkunuz… Para sorununuz mu var. Paranızı çarçur mu ediyorsunuz, borsada mı kaybediyorsunuz bulun bir koç, koç gibi yaşayın. Aile sorunlarınız mı var koça koşun koça… Koçlar ne güne duruyor. Onlar hayatımızın 404''ü… Japon yapıştırıcısı… Acaba bu hizmetlerin hayatınmızdaki yeri ne kadar?

Malum kul sıkışmadan Hızır yetişmez. Kendine güvenmek de aklını iyi kullanmaktan geçer. Benden size tavsiye, bir an bile durmayın kendinizi aşın, bir bilene koşun. Ben bilirimcilikten vaz geçin. Koçunuz sizi öylesine rahatlatacaktır ki inanamazsınız. Bir tek şartınız var; gerçekleri söyleyeceksiniz. İçinize kapalı kalmaya devam edecekseniz, hiç boşuna koça gitmeyin. Koçu da boşuna işgal etmeyin!

Zekisiniz ya… Kafanızı çalıştırın!

Biliyorsunuz zeka da iki türlü; Sosyal zeka, duygusal zeka…

Aslında duygusallıktan korkmayın!... O şart. Duygusal olmayan bir zeka çekilmez olur.

Hayatınızı ikiye böldüğünüzde ortaya çıkan gerçek; işiniz ve eşinizdir, yani iş dünyanız işiniz ve de aileniz. Aslında; kişisel-kurumsal gelişim iş hayatına da yansıdığında yönetim ve liderlik ''duygusal ve sosyal zeka''nızı nasıl kullandığınıza bağlıdır. Vücut dilinizi kullanmanız, ses tonunuz, seçtiğiniz sözcükler sizi karşınızdakine ya yaklaştırır ya iter!

Hani bazen, kendimizi kötü hissettiğimiz anlar vardır. İçinde olduğumuz ruh halinden sıyrılmak, mutsuzluğumuzu gidermek için, güçlü olmayı denerken ne yazık ki bizi o hale sokan şartları inkar ederiz. Düşünen beynimizi, hisseden beynimizin üstünde tutmaya çalışırız. Bu iki beyinin duygularımızda ve hayatımızda oynadığı roller bizi hataya zorlar. Çoğumuz egemen fikirlerin bizi esir aldığını bilsek de en iyi sonucun sosyal ve duygusal zekanın uyum içinde çalıştığını anlamaktan geçer. Bu iki zeka birbirleriyle zıtlaşırlarsa işimiz zorlaşır. Bunun farkına vardığımız an rahatlarız. Şunun da çok iyi bilmeliyiz ki; duygularımızla çatıştığımızda; zaman ve enerji kaybederiz.

"Ben böyle bir insanım"

"Ben buyum, beni böyle kabul edin" dediğimiz anları düşünün. Başkalarına ultimatom vererek kendini ifade etmek acaba ne kadar doğrudur?

Neden üzüleceğimiz şeyleri yaparız?

Öfke, şiddet gibi duyguların kaynağı nelerdir?

Tuzu kuru insanlar bile neden mutsuz oluyorlar?

İşte duygusal zeka bize kendimizi nelerin iyi nelerin kötü hissettirdiğini bilmekle ilgilidir.

Kötü hissetmekten iyi hissetmeye geçerken ne kadar çok düşünmeye ihtiyacımız olduğu da çok önemlidir. İnsan düşünen yaratık olduğu için bizim duygularımız ve tutkularımız derindir. Beyinlerimizin programlanması da zordur. Çünkü beyin sadece şahsa özgüdür. Hepimiz genetik olarak farklıyız ve sevdiklerimiz-sevmediklerimiz birbirinden farklı .

Bir toplum; aynı şeylere inanmaya, aynı sloganları tekrarlamaya, aynı törenlere uymaya, aynı giysileri giymeye zorlanabilir ama hiç kimse iki kişiyi aynı şeyleri hissetmeye zorlayamaz. Bizi biz yapan; ortaklaşa kullandıklarımız değil, duygularımızdır. Gelişen ve değişen dünyadaki yerimizi belirlemek duygusal zekamızla sosyal zekamızı iyi kullanmamızla ilgilidir.

İşe alınırken ''İnsan Kaynakları'' birimi boşuna mı çıktı?

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.