|
Siz hiç “ayben”e para gönderdiniz mi?

Türkiye ekonomisinde masada bu aralar yok yok. Geleneksel Türk Mutfağı kadar zengin, Modern Türk Mutfağı kadar minimalist. Her türlü sunum ve tarza açık, acısı ve tatlısı bir arada, inovasyon ve değişimi peşinden koşturan bir ekonomik gündem.
Bir yanda kafe/restoran boykot meselesi, bir yanda kamuoyunca makam aracına indirgenen kamuda tasarruf, bir yanda IBAN’a gönderilen harcama tutarları. Ve bu üçünü güzel bir manipülatif paket ile adrese teslim eden sosyal medya tellalları.
Merkez Bankası’nın seçim öncesi yapmış olduğu faiz fırtınası yerini bu haftalık sessizliğe bırakmış gibi duruyor neyse ki.

KALKINMA YOLU
Tüm bu manipülatif ve popüler gündemden daha değerli Basra Körfezi’ndeki Büyük Fav Limanı ile Türkiye’nin güney sınırı arasında bir tren yolu hattı kurulmasını içeren 1200 kilometrelik
Kalkınma Yolu Projesi. Irak ve Türkiye arasında ticaret koridoru oluşturmayı hedefleyen önemli bir altyapı girişimi.
Körfez üzerinden deniz yoluyla Basra’ya ulaşacak, ardından karayolu ve demiryolu bağlantılarıyla Türkiye’ye ve Avrupa’ya kadar uzanacak geniş kapsamlı bir ulaşım ağı.
Kalkınma Yolu Projesi bölgesel ve küresel ticaretin, lojistik verimliliğin artırılmasına ve ekonomik kalkınmanın teşvik edilmesine yönelik önemli bir potansiyel taşıyor.
Ama biz her zamanki gibi bazı çevrelerce popüler gündemlerle böylesine değerli bir projenin perdelenmeye çalışıldığına şahitlik ediyoruz.

IBAN MI AYBEN Mİ
Dijital medya platformlarından birinde yayınlanan “Gibi” dizisinde geçen replikti aslında “sen IBAN’a Ayben mi diyorsun”. Bugün geldiğimiz noktada
pek çok işletmenin vergiden kaçınmak amacıyla kartlı ya da nakit işlem yerine tüketiciye para transferi yaptırma fikrinin yaygınlaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Terminolojik olarak adına ister vergiden kaçınma diyelim ister vergi kaçakçılığı adil rekabeti bozucu bir davranışı sahneliyoruz aslında.
Yüksek pos cihazı komisyon oranlarından dertlenen işletmelerin müşterilerini IBAN’a yönlendirmesi çözülmesi ya da esnekliğe kavuşturulması gereken bir hususa da dikkat çekiyor.
Özellikle küçük işletmeler ve esnaflar için büyük bir mali yük olma potansiyeline sahip yüksek pos komisyonları işletmelerin kâr marjını da azalttığı için tüketiciye yansıması kaçınılmaz oluyor. İşletmeler de müşteriye nakit indirimi yerine yaygın hale gelen IBAN’a gönder taktiğine başvuruyor. Bu noktada toplumsal vergi bilinci ve duyarlılığına ihtiyaç doğuyor.
Ancak fiyat dalgalanmalarının görece yüksek yaşandığı dönemlerde vergi duyarlılığı ya da bilincinden ziyade hem işletmelerde hem tüketicide kâr ve fayda maksimizasyonu duygusu daha ağır basıyor.
Yoğun bir
şekilde vergi denetimleri, yasal yaptırımların uygulanması ve vergiden kaçmayı teşvik eden unsurların ortadan kaldırılmasına yönelik düzenleme beklentileri piyasada adil rekabetin sağlanması açısından önem taşıyor.
Ancak sürecin adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi, doğru bilgiye dayalı kararlar alınması, hukuki süreçlerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi amaçlananın gerçekleşmesini kolaylaştıracaktır.

HEDEF KİM
Vergiden kaçınma ya da vergi kaçakçılığı ile mücadelede adil gelir ve rekabet misyonu ile çıkılan bu yolda kamuoyu desteği ayrı bir önem taşıyor. Eğer
ekonomi bürokratları vergi meselesinde de hayatın içinden iktisadın genetik kodlarını bir kenarda bırakıp salt uygulama ve sonuçları ile ilgilenirse önemli sosyolojik sonuçlar ile karşı karşıya kalmamız kaçınılmaz.
Eğer siz milyon dolarlık/liralık şirketlerin kaçınmış olduğu vergiler yerine hedefe sadece Amasya’da elma, Afyon’da patates, Kastamonu’da sarımsak, Manisa’da kavun satan yol esnafını koyarsanız vicdani rekabeti yaralarsınız. Uzunca süredir bürokratların hayatın gerçeklerine uzak davrandıkları eleştirisi bir kez daha kendini kanıtlamış olur. Toplumun bunun kanıtlanmasından ziyade enflasyonla mücadelede her kesimi korumayı hedefleyen bu uygulamaların dengeli ve şeffaf bir şekilde yürütülmesini görmek istediği ortada.
Bizde “yahşi günde yar yahşidir, yaman günde yetiş gardaş”.
#Ekonomi
#Manipülasyon
#Özgür Bayram Soylu
1 ay önce
Siz hiç “ayben”e para gönderdiniz mi?
“İnsan Yayınevi/ni özlüyor”
Sosyal çürüme yazıları 9: Keriz silkeleme cumhuriyeti
“Tektif”
Tasarruf eğilimini mi artıracağız, tüketim eğilimini mi düşüreceğiz?
Bu bir isyan yazısıdır: İslâm ülkeleri demeyin gayrı…