|
Wikileaks: Teknolojinin gücü mü, ABD"nin illüzyonu mu?

Melvin Kranzberg''in teknoloji ile toplum arasındaki ilişkiye dair dile getirdiği kanunun (1985) ilk maddesi, "Teknoloji ne iyidir, ne kötüdür, ne de nötrdür. Teknoloji bir güçtür, şimdi hiç olmadığı kadar bir güçtür" der (Castells, 2005, 96).

Böyle bir cümleyi tekzip edebilmek mümkün mü? Teknoloji bir güç, tescil edildi. Paranoya derecesinde güvenlik takıntılı olan ABD''nin "gizli" belgelerini ortalığa döküp, hükümeti özür dilemek zorunda bırakacak derecede etkin bir güç hem de…

Sonuç itibariyle, ABD''nin diplomatlarının görev yaptıkları ülkelerde casus gibi çalıştığını öğrendik wikileaks''ten… Kaynağı belirsiz bilgileri, subjektif yargıları, hatta belki de –bilemeyiz- art niyetli iftiraları raporlaştırmış olduklarını anladık. Bütün ülkelerin dışişleri böyle çalışabilir diyenler olacaktır, doğrudur da. Ama bunun böyle çarşaf çarşaf ortalığa dökülmesi, ABD dışişleri açısından bir prestij kaybıdır.

Bu bilgiler, herhangi bir gazetede ya da bir medya grubuna bağlı herhangi bir görüntülü medyada yayınlanır mıydı, ilk gün yayınlansa bile arkası gelir miydi, emin değilim. İnternetin mimarisi açık evet, kamunun yaygın erişimini destekler, kapitalizmin yeniden yapılanması ve yönetimin esnekleşmesi yolunda deregüle edici bir işlev görür. Merkezsiz olması, küreselliğinin delilidir.

Buraya kadar tamam. Teknoloji tüm yerel hükümetlerden güçlüdür. Demek ki küresel kent denilen "şey" bir mekan değil, bir süreçtir.

Gelgelelim hükümetlerin de yabana atılmaması gerektiğini düşünüyorum ben, manipülasyon ihtimali her zaman bakidir.

Neden mi? Çünkü, Wikileaks''in belgelerinin, ABD''ye dünyanın geri kalanından özür dilemek zorunda bırakmak dışında ciddi zarar verebilecek bir işlevi yok gibi. Tamam, pek çok ülkeyle ilişkiler sarsıldı ve bir süre düzelmeyebilir ama şimdiye dek açıklanan belgelere bakıldığında, Ortadoğu ülkelerini birbirine düşürebileceğine hükmedebileceğiniz ifadelerin sözkonusu olduğu görülüyor. Ve ABD''nin belli bir süre içinde düzeltebileceği ilişkiler, bu kazanç karşısında ödemeyi göze aldığı bir bedel olabilir.

Dedikodu cinsinden ama, etkili. Yayınlanan onlarca sayfa metin arasında akılda kalıcı olanlar şunlar mesela; Aliyev Türkiye''nin enerji koridoru olmasını istemediğini söylemiş. Türk hükümetine kıl olurmuş. Suudi Arabistan Kralı Abdullah, İran''ın nükleer programıyla ilgili olarak, ABD''li yetkililere "yılanın başını kesin" demiş. Türkiye ABD''ye İran''ın denetlenmesi gereğinden sözetmiş. İran''a ise başka oynamış. Bu sözlerde, Azerbaycan''la Türkiye hükümetlerinin, Suudilerle İranlı''ların, İran''la Türkiye''nin, kısaca hemen tüm Ortadoğu''nun karşılıklı diş bilemesine yeterli "düşmanlık" ve "ikiyüzlülük" nüvesi mevcut. Tam da Türkiye''nin Ortadoğu''da başat bir rol üstlenmeye başladığı bir dönemde, tam da "komşularla sorun istemiyoruz" denilmiş bir zamanda…

Ortadoğu''da böylesi bir puslu hava kime yarar? Bildiniz; ABD''ye efendim.

Bunun psikolojik bir savaş tekniği olduğu, wikileaks yöneticilerinin casus değillerse bile, farkında bile olmadan bu oyun kurucusunun piyonlarından biri haline dönüştüğü ihtimalini yabana atmadan okumak gerek. Çünkü yayınlananlara baktığınızda başka şeyler görebileceğiniz gibi "dolaylı algı yönetimi"ne, ateşi "maşa"yla tutma stratejisine de rastlıyorsunuz. Allahı var şimdi, Henry Kissinger olsa, bu kadar hin bir plan kurabilirdi.

ABD DE ULUSALCI OLMUŞ KOMŞULAR

Olayın ikinci bir vechesi de şu; yayınlanan Türkiye ile ilgili metinlerin diline baktığınızda, ABD''li bir diplamot değil de, ulusalcı tezlere yatkın bir CHP''linin konuştuğunu zannedebileceğiniz ifadeler var. Davutoğlu''nun dış politika stratejisi sonucu Türkiye''nin ekseninin doğuya kaydığı iddiası, Türkiye''nin AB''ye girmesinin zor olduğu, çünkü Türkiye''nin bir İslam Devleti''ne doğru gittiği tezi, Başbakan''ın İsviçre bankalarında gizli hesaplarının olduğu taannütü, Ergenekon tutuklamalarının hukuksuz olduğu kabulü gibi…

Doğrusu bir Akif Hamzaçebi de bu kadar komplocu olabilir, Türkiye''nin karanlık geleceğinden bu kadar endişe duyabilirdi. Yayınlananlar, ABD Dış İşleri''nin kriptosu değil de, Oda TV''nin "at kafadan" dedikoduları gibi sanki…

Ama asıl merak ettiğim iki şey var.

1 –Gizli banka hesabı klişesine sazan gibi atlayarak yine kendilerinden beklenen performansı sergileyen CHP''liler, bakalım bundan sonra da, AK Parti hükümetine öyle kolayca "ABD merkezli" filan diyebilecekler mi?

2- Dünyayı bir dedikodu kazanı, kendilerini bir kepçe olarak tasavvur ettikleri anlaşılan ABD diplomatları, bakalım bundan sonra da, kafalarını kaldırıp insanların yüzüne öyle kolay kolay bakabilecekler mi?

il y a 13 ans
Wikileaks: Teknolojinin gücü mü, ABD"nin illüzyonu mu?
‘Mutlaka döneceğiz’ ya da Nekbe’dir yaramızın adı
O güne geri dönmek
‘İletişim aklı’
Bir sen bir ben bir de aile
Deprem gerçeği, ekonomi güvenliği ve TOBB Genel Kurulu’ndan yansıyanlar