Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Dindar-seküler
Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00

Dindar-seküler!

Özlem Albayrak
Özlem Albayrak Gazete Yazarı
Daha birkaç yıl öncesine kadar, bu ülkede araştırma sonuçları bahane edilerek dindarlar dövülürdü. Sözgelimi 2008 yılında Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde Binnaz Toprak"ın yürütücülüğünde yapılan Türkiye"de Farklı Olmak başlıklı araştırmadan çıkılarak ortaya atılan "mahalle baskısı" kavramı, ortamları epeyce havalandırmıştı. O araştırma vesilesiyle, defans yapsınlar denilerek TV programlarına davet edilen dindar yazarlar yine sanık sandalyesine oturtulmuş, Doğan ve avanesi medyanın pek sevdiği ''suçlu ayağa kalk'' dili, yeniden tedavüle sokulmuştu.

Henüz üstünden çok geçmedi, hatırlarsınız...

O dönemde; muhafazakarlaşmanın dindarlaşma anlamına gelmediği, hatta tam aksine, dindarlaşmanın azalmaya ve toplumda ciddi bir sekülerleşme eğiliminin ortaya çıkmaya başladığını savlayanlar olmuş, ama sözleri o hengame arasında pek de dinlenmemişti.

Bu realite artık, ''görülüyor''. Türkiye"yi gerim gerim geren ''Türkiye"de Farklı Olmak'' araştırmasının çıktığı Boğaziçi Üniversitesi"nden bu kez farklı sonuçlar veren araştırmalar çıkıyor. Açık Toplum Vakfı ve Boğaziçi Üniversitesi işbirliğiyle, Prof. Dr. Hakan Yılmaz"ın yöneticiliğinde gerçekleştirilen ''Türkiye"de Muhafazakarlık: Aile, Cinsellik, Din'' araştırması bunun bir örneği.

2006"da yapılan aynı adlı araştırmanın, 2012"de aynı sorularla tekrarlandığı, böylece muhafazakarlığın, AK Parti hükümeti dönemindeki kısmi tarihsel seyrinin ortaya konulduğu çalışma, bugüne dek medya ezberi olagelmiş görüşlerin aksi verilerle karşımıza çıkıyor.

Araştırmaya göre, 2006"dan bu yana gerek siyasal gerekse özel hayata ilişkin muhafazakarlık tutumlarında uç noktalardan ortalara doğru bir toplanma eğilimi ortaya çıkmış. Araştırma ekibi bunu muhafazakarlıkta ''ılımlılaşma'' ve ''anaakımlaşma'' olarak tanımlıyor. Dindarlık düzeyinde yıllar içinde hafif bir düşüş gözlenirken, özel hayata ilişkin muhafazakarlıkta da bir ılımlılaşma olmuş.

Araştırmanın en ilginç verilerinden birkaçı, eşcinsellerden, nikahsız yaşayanlardan ve kara çarşaf, şalvar gibi gösterenlerden rahatsız olanların oranındaki azalma. Öte yandan, Türkiye"deki dindarlık düzeyi 2006 yılındaki rakamla neredeyse aynı oranda. Ancak, ibadetlerini yerine getirmeyenlerden (namaz kılmayanlardan, oruç tutmayanlardan, başını örtmeyenlerden) rahatsızlık duyma konusunda düşüş olduğu gibi, ibadet edenlerin oranında da bir azalma ve ibadetlerin yerine getirilmesinde bir esnekleşme yaşandığı da saptanmış.

Toplumda dindar olanlar ve olmayanlar arasındaki kesişim kümesinin büyüdüğü ve her iki kesimin "normalleşme" yaşadığı, kendisi gibi olmayana saygı duymayı öğrendiği sonucuna varılabilir bu sonuçlardan. Aynı zamanda, araştırmanın dindarların sekülerleşmesi ve bireyselleşmesiyle ilgili bölümü de hayli ilginç.

Araştırma sonuçlarına göre ''eşitlik, dayanışma ve özgürlük'' değerleri arasında, ''özgürlük'', en çok tercih edilen temel değer olarak, 2006"daki rakamların aksine ''eşitlik''in önüne geçmiş. Özgürlük yanıtındaki yükseliş, 2006"da ''dayanışma'' yanıtını verenlerin oranındaki ciddi düşüşten kaynaklanmış.

Eşitliğin sosyalizmi, özgürlüğün ise liberalizmi simgeleyen değerler olduğunu bilenler için sonuç şaşırtıcı değil; çünkü bu savı öne sürenler Türkiye"de dindarlaşmanın azaldığı; bireyselleşme ve sekülerleşmenin ise yükseldiğini öteden bu yana söylüyorlardı.

İrtica gelmeyecek, muhafazakarlık artarak kimseyi boğmayacak anlayacağınız, endişeliler rahatça nefes alabilir.

Öte yandan sekülerleşme ve bireyselleşmenin, oldukça dindar bir toplum içinde nasıl bu denli yükselebildiği konusu da hem fayda-zarar hesabı gerektiren, hem de Batı dışı sekülerlikleri tartışmaya başlamamız gerektiğini hatırlatan bir sonuç.

Çünkü, birbirini değilleyen iki kavramın yan yana gelmesiyle oksimoron görüntüsü veren bir yaşam biçimi kategorisi var artık Türkiye"de: ''dindar-seküler''.

Ve bundan sonra sosyologların konuşacağı konu da bu: Türkiye"nin dindarlığıyla atbaşı ilerleyen, Batı"dakinden farklı bir soykütüğü, farklı bir tarihsel seyri, farklı kültürel alışkanlıkları ve farklı siyasal oluşumları olan Türkiye"nin sekülerliği...

Batı dışı sekülerlik bakalım Türkiye"de nasıl şekillenecek..

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.