Yazarlar Suriye

Suriye

Özlem Albayrak
Özlem Albayrak Gazete Yazarı

ABD ve Rusya arasında Suriye krizinin başlaması, alevlenmesi ve genişlemesi o kadar hızlı gelişti ki, iki gün önceki gelişmelerin süratine ve şiddetine durumuna bakan biri, bugün üçüncü dünya savaşının başlamış olacağını düşünebilir, bunda da haksız olmazdı.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Özlem Albayrak : Suriye
Haber Merkezi 01 Nisan 2018, Pazar Yeni Şafak
Suriye yazısının sesli anlatımı ve tüm Özlem Albayrak yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Tehlikesi hala devam ediyor olmasına karşın, Allahtan savaş filan çıkmadı. Bu yazının yazıldığı saatlerde ise Trump, yine twitterdan bir açıklama yapıyor ve “Suriye’ye saldırının ne zaman olacağını asla söylemedim. Çok yakında da olabilir, hiç de olmayabilir. Ne olursa olsun ABD, benim yönetimim altında, bölgeden DEAŞ’ı atmak için önemli bir iş yaptı” diyordu. Bana kalırsa bu iyiye işaret; zira, Trump’ın birkaç gün önce Esad’a hayvan diyerek Rusya’yı tehdit ettiği yüksek tansiyon düşmüş görünüyor; bendeniz bundan sonrası için ciddi bir gelişme beklemeyenlerdenim.

Dün tek konuşan Trump değildi ama, Esad çıktı “ABD, İngiltere ve Fransa’nın olası saldırısının ancak bölgede uluslar arası barışı ve güvenliği tehdit edecek biçimde bölgesel istikrarsızlığı arttırmaktan başka işe yaramayacağını” söyledi. Rusya zaten ciddiyetini Suriye’ye bir füze atılırsa o füzeyi de, o füzenin geldiği yeri de vuracağını ifade ederek ortaya koymuştu, Çin ve İran desteğini elbette arkasına alarak. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise konuyla ilgili dünkü açıklamasında “Askeri güçlerine güvenen kimi ülkelerin Suriye’yi adeta bir bilek güreşi sahasına çevirmesinden fevkalade rahatsızlık duyuyoruz” dedi.

Olayların tetikleyicisi ise Esad’ın Guta’da kimyasal silah kullandığı iddiası. Aslında iddia olmaktan öte bir durum Suriye’deki. Doğu Guta’da yapılan daha önce onlarca kez yapılanın aynısı. Esad’ın destekçilerinin de destekçisi olmayanların da; durumu açıktan itiraf edebilenlerin de etmeyenlerin pekala gerçek olduğunu bildiği şey. Suriye’de kimyasal silah kullanıldı. Ama bu ilk defa olmuyor, 2013 yazında da çırpına çırpına ölen Suriyelileri izlemişti tüm dünya, ondan sonra defalarca da…

Üstelik, 1 milyondan fazla insanın ölmesine, Irak’ın bölünmesine ve bölgenin terör örgütleri için elverişli karmaşanın yatağı haline gelmesine neden olan Irak işgalinin gerekçesi de “kimyasal silah”tı. Dolayısıyla, ABD’nin dünyanın her hangi bir ülkesindeki –meşru ya da değil- herhangi bir devlet yöneticisini kimyasal silah bulundurmakla ya da kullanmakla suçladığında; Batı coğrafyası dışındaki herhangi bir yerde yaşayan insanların tüyleri ister istemez diken diken oluyor.

Onu bırakın, Suriye örneğinde, önce “Suriye’den çıkıyoruz” diyen, bu sözün üstünden daha iki gün geçmeden de, daha önce onlarca kez yapıldığında kılını kıpırdatmazken, son yapılan kimyasal saldırıyı neredeyse savaş bahanesi yapacak kadar önemseyerek Esad ve Rusya’yla savaşma noktasına gelen Trump’ın bu hızlı dönüşünü inandırıcı bulmayanlar olabilir. Ve haklı olurlar.

Dolayısıyla mesele kimyasal silah değil, güç mücadelesi; karşılıklı restleşmeler de egemenlerin satranç oyunundaki son hamle. Suriye’nin bir satranç tahtası gibi kullanılması bir yana Suriyeli milyonların da birer piyona dönüştürülmesi acı bir durum.

Küresel güçlerin bu amansız mücadelesinde Türkiye’nin pozisyonuna gelince; sanırım Cumhurbaşkanı’nın dünkü açıklamasını üstüne kurduğu; YPG ve diğerlerine destek veren ABD’yi de, halkını öldüren cani bir diktatörü koruyan Rusya’yı da eleştirir ve kınar durumda olmak doğru noktadır. Türkiye’ninki tam olması gerektiği gibi, etik bir duruştur.

Ama tüm strateji planlarının, hesaplaşma denemelerinin, yenişme oyunlarının, güç yarıştırma müsabakalarının ötesinde; dünyanın tüm stratejistlerinin bu hengamede herhalde en son düşündüğü faktör Suriye halkı. O halk ki; şanslı olanları göç edebilmiş; bir kısmı öldürülmüş; bazısı savaşın orta yerinde yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor ve hepsi üzerinde fillerin tepiştiği bir çimen durumuna düşmüş bir halk.

Savaşın en başından bugüne dek, tüm müdahil devletlerin yetkililerinin dilinde olup, hemen hiç kimsenin umurunda olmayanlar. Avrupa’nın sınır kapılarına dayanmadıkları müddetçe ölmesi de kalması da; kimseyi enterese etmeyenler.

Suriye’ye ne olacak bilmiyorum; Suriye üzerinden yenişemeyen muktedirler sayesinde 3. dünya savaşı çıkar mı emin değilim; ama savaşların en önce masumları vurduğuna hepimiz gibi şahidim. Allah hepsinin yardımcısı olsun diyelim.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.