Yazarlar Zorunlu askerlik meselesi

Zorunlu askerlik meselesi

Rasim Özdenören
Rasim Özdenören Gazete Yazarı
Yıllardan beri eş dost arasında veya salon toplantılarında yeri düştükçe dile getirdiğim bir konu var. Konuyu belki de ilk kez yazıya döküyorum. Askerlik konusu...

İtiraf etmeliyim ki, konuyu daha önce yazıya dökmekte tereddütler geçirdim. Durduk yere vatan haini damgasını yemek istemedim. Gerçi söylediğim şeyler vatan hainliği değil, fakat vatanseverlik göstergesiydi. Böyleyken insanların işitmeye hazır olmadığı şeyleri vaktinden önce dile getirmek salt bu yanlış anlama yüzünden insanın yanlış adlandırılmasına yol açabilirdi.

Fakat şimdi konu resmi ağızlar tarafından açıldığından biz de aynı konu üzerindeki mülahazamızı tekraren dermeyan etmekten geri durmayalım.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış"ın 4 Ekim tarihinde, bir soru üzerine medyaya intikal eden açıklamasında şöyle söylediği aktarılıyor: "... Böylesine huzurlu ortam olduğu sürece tabii ki o zaman askerlik süresinin kısaltılması da, profesyonel orduya geçmemiz de, uzun vadede belki de zorunlu askerliğin zaman içerisinde tamamen kalkması da düşünülebilir."

Bu konunun düşünülebilir düzleme alınması bile, hele de tabu sayılan bir konuda, önemli, ciddi bir adım sayılmalıdır.

Gerçekten, daha dün diyebileceğimiz bir geçmişte, bundan 10 yıl öncesine kadar ağza alınması bile insanları ürkütecek konuların açıkça dile getirilmesi ve tartışma gündeminde yer alması, siyasal anlayış açısından nereden nereye gelindiğinin dikkate değer işaretlerinden sayılmalıdır. Hiç de lüzumlu olmadığı halde herkesin askerlik yapması gerektiğine ilişkin fikir kafalara öylesine kazınmış ki, bunun tersini düşünmek bile çılgınlık, hatta hainlik sayılabiliyordu.

Zorunlu askerlik II. Mahmut zamanında Yeniçeri Ocağı"nın lağvedilmesiyle ortaya çıkmış, o günden bu yana da zorunluluk olmadığı halde sürdürülmekten vazgeçilmemiştir.

Aslında "zorunlu askerlik" denilen kurum, tam da zorunlu olduğu durumlarda zorunlu sayılması gerekirken, buradaki zorunluluk rutinleşmiş, öyle de devam edip gelmektedir.

"Zorunlu askerliği" zorunlu kılan durum mu var orta yerde?

Muvazzaf askerlik ortadan kalkmış veya yetersiz hale gelmiş de mi dışardan asker istihdam etmek zorunlu hale gelmiş? II. Mahmut zamanında, Yeniçerilik lağvedilince onun yerine muvazzaf askerlik hizmeti de ihdas edilmeyince yedek askerlerle hizmetin yürütülmesi zorunlu hale gelmişti. Daha sonraki savaşlar süresince de bu zorunluluk devam edip gitmiştir.

Bu günün teknolojisinde, askerliğin ince teknikler gerektiren bir hizmet alanı haline dönüşmesi muvacehesinde, aylarla sayılabilecek kısa dönemlerde askerlik hizmetinin hangi inceliklerini, bir kısmı okuma yazma bile bilmeyen elemana öğretebileceksin? Mümkün mü?

Üç haftalık temel eğitimden sonra, hangi meslek dalında, sen o kimseye tamam sen bu mesleği öğrendin, diyerek mesleğin alet edevatını ona teslim edersin? Hangi terzi çırağına üç haftada kumaş biçtirip dikiş makinesinin önüne oturtabilirsin? Hangi berber çırağının eline üç hafta eğitimden sonra usturayı makası teslim edebilirsin? Hangi çırağa üç hafta eğitimden sonra mağazanın tezgâhını teslim edebilirsin?

Askerlik gibi, ucunda vatanı teslim ettiğin, ucunda ölüm riski bulunan hassas bir meslekte, üç haftalık temel eğitimden sonra yemin ettirip oldu da bitti maşallah edasıyla silahı omuzuna koyabiliyor, icabında savaşa gönderebiliyorsun... Bu durum, aslında ve son tahlilde askerlik mesleğini küçümsemek anlamını taşımıyor mu?

En geç on veya onbeş, bilemedin onsekiz ay sonra terhis edeceğin elemana bunca masrafı yapma yerine, aynı masrafı muvazzafın eğitimine, teçhizatına sarf ederek onun kalitesini yükseltmek daha akıllıca değil mi?

Konunun tartışma gündemine getirilmesi iyi olmuştur. Tartışabileceğimiz her şeyi tartışalım. Zamanıdır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.