Yazarlar Şok ses kaydı Gülen, Sarıgül, Kılıçdaroğlu

Şok ses kaydı: Gülen, Sarıgül, Kılıçdaroğlu

Salih Tuna
Salih Tuna Gazete Yazarı

Ses kaydı muhabbetine girmeden önce başka konularda birkaç kelam edelim ki kemerlerinizi bağlamaya fırsatınız olsun, az sonra uçuşa geçeceğiz çünkü.

Hasan Cemal adlı şahıs geçen gün CHP ve Sarıgül"e oy vereceğini ilan etti ya, yetmez.

Kılıçdaroğlu misali, ondan da bi güzel "kurt işareti" bekliyoruz.

Nasıl ki BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, "Kılıçdaroğlu"nu Kürt kökenli sanıyorduk, "kurt" kökenli çıktı..." dedi; belki birileri de Kandil"den çıkıp, malum şahsın "kökenini" açıklar.

"Nüfuz casusu" mu der, "İttihatçı kökenli" mi der, yoksa "adam bildik madam çıktı" mı der, orasını bilemem.

Bana sorarsanız bu tip aydınların tek bir kökenleri vardır: "Köksüzlük!"

H.C, Ş. A, Ö.L, M.B, M.A veya C. Ç fark etmez; bunlar, "yerli Lawrence"lerimizdir.

Bağlı oldukları networkle senkronize hareket ederler.

Networklarının kamuflajı bugün "cemaat" olur yarın başka bir şey, ama bunlar hiçbir zaman değişmedi, değişmezler.

Hepsini toplasan bir Hıncal Uluç etmezler.

Bakınız; Hıncal Uluç ne Kandil dağlarını aşındırdı, ne "gerilla" güzellemeleri yaptı ne de Öcalan"a Mandela falan diyerek rüşvet-i kelamda bulundu.

Lakin geçenlerde oyunu Sırrı Süreyya Önder"e vereceğini açıkladı. (Sırrı da bir tuhaf adam; batıya gidip doğuya varmak misali; H. Cemal"in yaş gününde boy gösterdi, oyu Hıncal"dan kaptı.)

Lafa kaptırdık gidiyoruz, siz de haber vermiyorsunuz ki; "ses kaydı tapesine" yer kalmayacak.

Yine de şuncağızı söylemeden zinhar başlamam:

"Paralel yapının" servise soktuğu hiçbir belgeye inanmam. (Değil kanunsuz dinlemelerin, mahkeme kararıyla yaptıkları dinlemelerin de benim için hiçbir anlamı yok. Zaten Başbakan"ı, Cumhurbaşkanı"nı ve kriptolu telefonları dinlemenin mahkeme kararı da olmaz, casusluktur bu.)

Ayrıca, daha evvel de dile getirdiğim, yalan ve iftira atmayı yöntem haline getiren bir yapının getirdiği hiçbir "habere" inanılmaz.

Halk da inanmıyor zaten.

Mesela, Cüppeli Ahmet için bir plato kurmadıkları kalmıştı. Kaç kamerayla çalışmışlarsa artık, galiba bir steadicam eksikti. Öylesine detaylı, öylesine parçalı çalışmışlardı.

Ne oldu peki?

Cüppeli Ahmet çıktı, "Bana isnat edilen fuhuş iftiradır" dedi, herkes ona inandı; malum yapının prodüksiyonu elinde patladı.

Gelgelelim bu sefer de fuhuş ticareti yapmaktan yakasına yapıştılar.

Paralel yapının iftira ve şantaj konusunda ne kadar acımasız olduğu herkesin malumu.

Örnekler zibil gibi hangi birini zikredelim.

Okyanus Şirketler Grubu Başkanı Nusret Argun"dan yurt talebinde bulundular, reddedince evine böcek yerleştirdiler. Fabrikasyon deliller ve şantajla 180 yıl hapis cezası kestiler.

Metro Turizm"in sahibi Galip Öztürk"e de neler yaptıklarını dünkü gazetelerden okumuşsunuzdur herhalde.

Şantajla tehditle medyayı ve işadamlarını kafeslediler. CHP"yi de dizayn ettiler.

Sanmayın ki CHP"liler bunu bilmiyor. (CHP"li üst düzey birinin kendilerini dizayn edenlere nasıl küfrettiğini dercedecek değilim elbette.)

Çaresizlik insana her şey yaptırır. Kolay değil, sittin sene sandıktan yenik çıkmak kolay değil. Son bir umutla sarıldılar işte.

Hedeflerinde AK Parti var.

Şer cephesi 28 Şubat"tan daha şedit, daha zalim ve daha organize.

Lakin böyle zamanlar için her daim dilimizdedir: "Üzülme, Allah bizimle..."

Tamam, kızma sabrı tükenen okur, ses kaydına giriyoruz şimdi.

Hasan Cemal insanı gibi tape yayınlayacak kadar küçülecek değiliz tabii. Bizimkisi el emeği, göz nuru, yani kurgu...

SARIGÜL: "Alo...Sayın genel başkanım... Biraz önce Hocaefendi"yle konuştum. Arz-ı hürmet ettim. Size de çok selamı var. Ben de her gün kendime dua ediyorum; amenel kürsü okuyorum dedim. Siz de dua edin bize hocam dedim."

KILIÇDAROĞLU: "Ayetel billahi değil miydi o?"

SARIGÜL: "Hangi duayı okuyacak nerden bilebilirim ki sayın genel başkanım.

KILIÇDAROĞLU: "Tamam neyse, yanlış anladın. Onu demedim..."

SARIGÜL: "Peygamberimiz twitleri ikiye katlayın dedi. Başbakan tuttu Twitter"ı kapattı, "külfe" girmiş olmadı mı hocam diye sordum."

KILIÇDAROĞLU: "Küfür..."

SARIGÜL: "Efendim, ha evet, kübür."

KILIÇDAROĞLU: "Küfür, küfür."

SARIGÜL: "Neyse işte. Seçimden sonra genel başkanımla ziyaretine gelir, artık bir makbuleni yeriz dedim. Çok memnun oldu."

KILIÇDAROĞLU: "Makbule değildi onun adı yahu, başka bir şeydi..."

SARIGÜL: "Etli pilav işte sayın başkanım, ne olacak!"

KILIÇDAROĞLU: "Öyle de, adı makbule değil, maktuleydi galiba. "

SARIGÜL: "Sayın genel başkanım kelimelere takılıp kalmayalım. Hocaefendi sorun yapmadı. Makbule der demez anladı; arife alim gerekmez derler ya doğruymuş."

KILIÇDAROĞLU: "Sayın Sarıgül bu da yanlış; "alime tarife gerekmez" olacak, hâlâ öğrenemedin şunu? Bak işte İstanbul mitinginde Erdoğan diline doladı."

SARIGÜL: "Böyle olmuyor ama. Siz de geçen gün "Namussuz siyaseti getirelim" dediniz. Üstelik de mitingde. Ben sizin yüzünüze vuruyor muyum? Çok ayıp ediyorsunuz."

KILIÇDAROĞLU: "Dil sürçmesi başka, aynı şey değil. Televizyon programında, hem de Cemaatin televizyonunda, Mimar Sinan İstanbul surlarını inşa ettirdi diyorsun. Doğu Roma dönemindeki surları Mimar Sinan nasıl yapsın?.."

SARIGÜL: "Doğrusunu istersen Hocaefendi sana selam falan söylemedi, yalan söyledim."

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.