Yazarlar Sözün bittiği nokta

Sözün bittiği nokta

Sanlı Sarıalioğlu
Sanlı Sarıalioğlu Gazete Yazarı

G.Saray hiç de zor olmayan bir grupta beklentileri boşa çıkardı. UEFA şansının devam etmesi öncelikle Cluj"u yenmelerine bağlı. Avrupa sayfası kapanırsa söylenecek söz kalmaz, fatura da Terim"in önüne ister istemez getirilir

Futbolda mazeret bir noktaya kadardır. O nokta aşıldığı anda eleştiriler peş peşe gelir. Fatih Terim"in İstanbul Bş.Bld. maçı sonrasında "Bir sebep aramıyorum ama G.Saray, Şampiyonlar liginde oynadığı oyunun karşılığını alamamıştır. Manchester"de hakem faciası yaşadık. Cluj maçında yağmura takıldık. Braga karşısında, iyi oynadık olmadı" diye konuşması, sebep aramak değil de nedir? Bu sözlerde haklılık payı elbette vardır. Ancak karın doyuracak sözler değildir.

Futbol dünyamızda milyon eurolar dönüyor. Kulüplerin kasalarının dolması ve ayakta kalmaları için Avrupa arenası olmazsa olmaz ilk koşul. G.Saray ne yazık ki bu kulvarda hem para, hem prestij kaybetti. Özellikle de kendi sahasında Braga"ya yenilmesi, Cluj ile berabere kalması tüm hesaplarını alt üst etti. Benzer sonuçlar dünyanın hiçbir yerinde hoş görüyle karşılanmaz.

Terim konuşmasının son bölümünde bugün oynayacakları Cluj maçı için de şunları söyledi: "Takımım kazanabilecek güçte ve kazanmak için oynayacağız. İnşallah bir kıvılcım yakarız."

Gerçekçilik işte bu. G.Saray, Cluj"dan kat be kat güçlü. Maçın rakip sahada oynanması hiçbir şekilde dezavantaj değil. Güçlü takım deplasmanda daha rahat oynar, daha çok boş alanlar bulur, pozisyona girmesi daha kolay olur.

NE YAPTIN BE HOCA!

Terim, "Henüz son sözü söylemedik" dedi ama G.Saray 3 maçta bir puan alarak hedefinden epeyce uzaklaştı. Büyük hayal kırıklığı yarattı. Hiç de zor olmayan bir grupta beklentileri boşa çıkardı. Skor ve futbol olarak sınıfta kaldı. Fatura çok ağır.

Melo"nun sezon başı kampına katılamaması, hocanın rotasyon denemeleri, Hamit"i kazanma çabaları, Amrabat-Emre arasında gidip gelmeler, Riera"nın form düşüklüğü, savunmanın göbeğindeki yetersizlik ve sakatlıklar bu noktaya gelişte önemli faktörler olarak karşımıza çıktı.

Neyi konuşuyor, neyi tartışıyoruz? Şampiyonlar Ligi artık Kaf dağının ardında. UEFA şansının devam etmesi ise öncelikle Cluj"u yenmelerine bağlı. Bunu gerçekleştiremezlerse, Avrupa sayfası tamamen kapanır. İşte o zaman da Terim ve talebelerinin söyleyecekleri söz kalmaz. Transfere harcanan milyon eurolar çöpe gitmiş olur. Bu fatura Terim"in önüne ister istemez getirilir. En azından "Ne yaptın be hoca!" denir.

Bir yıldız doğuyor mu?

3 haftadır durmadan "Oğuzhan" diyorum. Bu çocuğun ayak sesleri oldukça güçlü. Beni fazlasıyla heyecanlandırıyor. Çekiniyorum "Bir yıldız doğuyor" demeye. Hayal kırıklığına uğramaktan korkuyorum.

Gözlerim hep üzerinde. Saha içindeki hiç bir hareketini kaçırmak istemiyorum. Topla ne yapıyor, topsuz ne yapıyor. Notlarıma bakıyorum artıları öyle fazla ki. Her maçta üstüne koyuyor. Sezonun ilk haftalarında Samet hocaya bu genci sorduğumda bana aynen şöyle demişti: "Kuvvetlenmesi, dayanıklılığını arttırması gerekir. Tam hazır olduğunda görev vereceğim. Önemli özellikleri var. Bizi karşı kaleye taşıyabilecek bir oyuncu. Erken oynatıp kaybetmek istemiyorum."

Aybaba"nın söyledikleri gerçekleşiyor gibi. Oğuzhan formaya 2 eliyle sıkı sıkı sarılmış durumda. Bakmayın siz 2 sarıdan gördüğü kırmızı karta. Deneyimsizliğine kurban gitti. Süre aldıkça öğrenecek ve hata sayısını asgariye indirecektir.

Bir futbolcu ne kadar güçlü olursa tekniğini, o oranda daha iyi kullanır. Yere göğe sığdıramadığımız Fernandes"in dayanıklılığı olmasa 3 kişiyi seri driplinglerle geçebilir ve o üstün tekniğini kullanabilir mi? Oğuzhan biraz daha güçlendiği, yere sağlam bastığı ve tekniğini en verimli şekilde kullanmasını öğrendiği anda tavan yapar. Elbette tam bir profesyonel gibi davranması ve yaşaması ön koşuluyla.

Biz hanımlara benzemeyiz!

Fenerbahçe"nin 5 maçlık cezası bitti. Artık Avrupa maçlarında olduğu gibi ligde de erkekler tribündeki yerlerini alacaklar. Erkeklerimiz şimdiden seslerini duyurmaya başladılar bile. İlk ihtar şöyle: "Biz hanımlara benzemeyiz!" Rıdvan Dilmen de bunu TV"deki programında açıkladı. İşte budur! Erkeklik budur! Fenerbahçe yönetimine, teknik heyetine ve futbolcularına ültimatomu vermişler. "Ayağınızı denk alın! Tribünlerde bizim olacağımızı sakın unutmayın!" demişler. Hey yavrum hey! Erkekler adama feleğini şaşırtır! Küfür, yabancı madde bombardımanı, yeşil alanı işgal etmek! Hepsini anında yaparlar! Hanımlara benzer mi hiç erkekler! Koçtur onlar koç! Alex"i gönderenler yuhalanmalı! Aykut hocaya durmadan "İstifa, istifa!" diye bağırılmalı! Kelle istenilmeli! Taraftarlık bunu gerektirir!

Futbolculara hiç yüz verilmemeli! Hele hele o Selçuk yok mu o Selçuk! Protestoların en ağırı ona yapılmalı! Akhisar"a gol attı diye yumuşama katiyen olmamalı! "10 yıldır taraftar baskısı altında oynuyorum" diyen Selçuk"a baskı daha da arttırılmalı! Futbolcu tayfasının kafasına vurulmalı!

En iyi taraftar, ortalığı birbirine katan, stat kapattıran taraftardır! Geçtiğimiz sezon Beşiktaş da bu yönüyle maşallah çok başarılıydı! Ceza almak, tribünleri hanımlara bırakmak için Fenerbahçeli taraftarlarla nasıl da yarıştılar! Erkeklerimizle ne kadar gurur duysak azdır! Devam beyler devam!

Başkan espri yaptı!

Galatasaray"ın futbol şube sorumlusu Abdürrahim Albayrak, Sadri Şener"i hastanede ziyarete gittiğinde Şener,"in, Albayrak"a ilk sözü şu olmuş: "Ne o şimdi de beni mi transfer etmeye geldin?" Sayın Şener espiriyi seven, hazır cevap biri. Bu yönü çok güzel. Ancak sözleriyle yarayan kanaya bir neşter daha atmış. Trabzonspor"un elinde tutamadığı Selçuk, Burak ve Umut Galatasaray"da lokomotif görevi yaparken ve de Trabzonspor yerlerde sürünürken Başkan baltayı taşa vurmuş. "O futbolcuları nasıl tutacaktık?" kalkanının arkasına saklananlar boş işlerle uğraşıyorlar. Yöneticiliğe soyunmuşsan tutacaksın, tutmasını bileceksin. Tutamazsan camiana hesap vereceksin. Trabzonspor elindeki en değerli oyuncuları tutamadığı gibi, yerlerini dolduracak, gidenleri fazla aratmayacak transferleri de yapamadı. Şu anda Trabzonspor yabancı futbolcu mezarlığına dönüşmüş durumda. Galatasaray"a giden oyuncular elde tutulup, değersiz yabancılar alınmasaydı, bugün Trabzonspor"un kasasında ciddi bir artış olurdu. Trabzonspor beceriksizliğinin faturasını para, güç ve itibar kaybı olarak ödedi. Tablo üzüntü verici. Şu anda Trabzonsporlu espriyi hiç ama hiç kaldıramayacak durumda. En azından bunun bilincinde olmak gerekmiyor mu?

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.