Yazarlar Daha adil bir dünya mümkün mü?

Daha adil bir dünya mümkün mü?

Selçuk Türkyılmaz
Selçuk Türkyılmaz Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Bizde devlet büyüklerinin kitap yazma geleneği çok eskilere dayanır. Yöneticileri belli bir görüş doğrultusunda eğitmek ve onlarda bir devlet düşüncesi oluşturmak amacıyla yazılan kitaplar da bu geleneğin bir parçasıdır. Bu kitapları yazanlar nasıl bir devlet ve nasıl bir yönetici sorularına cevap bulmaya çalışmışlardır. Devlet yönetiminde bulunanlar da zaman zaman kalemi eline almışlardır. Örneğin Göktürk Kitabeleri, uzun sayılabilecek bir zaman aralığı için devlet yönetimine dair karşılaştırma imkânı da sunar. Farklı dönemlerde yazılan kitapları karşılaştırmak çok önemli sonuçlara ulaşmamızı mümkün kılacaktır fakat sürekliliklere de odaklanmak gerekir. Bu da Doğu ve Batı gibi kategoriler arasında karşılaştırma yapabilmemiz için çok önemli verilerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bütün bunlardan sonra kanaatlere ulaşabiliriz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı kitabını bu geleneğin devamı olarak da görebiliriz.

Özellikle son iki asırda meydana gelen büyük değişimler neticesinde zihinlere kazınan Batı’nın üstünlüğü fikri, tek taraflı bir propagandanın eseriydi. Tek taraflı propaganda elbette bir gücün yansımasıydı. Batı, sahip olduğu güç ile 20. yüzyılda uluslararası bir sistem kurdu. Eğer kolonyalist hâkimiyet dönemlerini göz önünde bulundurursak bu sistemin uzun bir tarihin sonucunda ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Bu da Batı medeniyetinin zirvesini temsil eden ve emperyal çağ olarak nitelenen 19. yüzyılın yayılmacı kolonyalizmine odaklanmamızı gerekli kılar. Zaten “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” adlı kitapta, bu zirve dönemin tecrübeleriyle iki dünya savaşının sonunda şekillenen kurumlar üzerinde durulmaktadır. Bu açıdan kitabın psikolojik zeminine dikkat edilmesi gerektiğini söylemeliyim. Kitapta Batı medeniyetine bakış konusunda yeni bir yaklaşım çok açık bir şekilde sergilenmiştir.

Batı medeniyetine yönelik bilenen ilk kapsamlı eleştiriyi, Türk ve İslam dünyasının en kayda değer müçtehit fikir adamlarından İsmail Gaspıralı yapmıştı. Gaspıralı, Batı medeniyetini hakkaniyet eksikliği bağlamında eleştirmişti. O, Batı medeniyetinin gerçekliği ile doğrudan karşılaşmış bir fikir adamıydı. Müstemleke siyaseti hakkında doğrudan bir fikre sahip olmak, içinde yaşadıkları dönemin hususiyetlerini yakından tanımak anlamına geliyordu. Kuşkusuz cumhuriyetin kuruluşu çok önemli bir hadiseydi fakat bunu yeni ve genç bir devletin bağımsızlığı fikri ile donuklaştırmamak gerekirdi. Meclisin duvarına nakşedilen “adalet mülkün temelidir” sözünün çok daha geniş bir anlama sahip olduğunu görebilirdik. Gaspıralı’nın eleştirileri ile meclisin duvarına asılan söz arasındaki devamlılığa dikkat edilmemiştir. Bu sözü, devletin kendi vatandaşlarına yönelik uygulamaları ile sınırlandırmamak gerekirdi. Cumhuriyetin kurulduğu dönemdeki psikolojiyi çok geniş bir açıdan ele aldığımızda meclisin duvarına nakşedilen sözün uluslararası sistem açısından eleştirel bir bakışı yansıttığı çok açıktı.

Aradan yüz yıl geçtikten sonra meclisin duvarına nakşedilen sözün uluslararası sistem açısından değeri bütün dünyaya tekrar ilan ediliyor. Kitabın adını yazıya başlık olarak koyarken özellikle soruya dönüştürdüm. Çünkü “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” adlı kitap eleştirel bir metin olmanın ötesine geçiyor. Geçen iki asırda eleştirel bakış da çok kıymetliydi fakat bugün yeni şeyler söylemek gerekiyor. Yeni şeyler söylemek ve söylediklerinin arkasında durmak oldukça önemlidir. Türkiye, tam da buna cesaret ediyor. Sayın Erdoğan, Türk ve İslam coğrafyası için yeni bir psikolojiyi temsil ettiğini bu kitapta da göstermiş. Kitapta geçmişle hesaplaşma değil, geleceğe dair iddialı bir bakış öne çıkıyor. Batı medeniyetinin eseri olan küresel kurumların, adaletli bir yaklaşımı yansıtmadığı çok açık bir şekilde ifade ediliyor ve çözüm önerileri sunuluyor. Mevcut uluslararası sistemin özellikle kıtalar, inançlar, milletler ve kültürler açısından adaletli bir temsile sahip olmadığının altı çiziliyor ve çözüm önerileri sunuluyor. Yeni bir psikoloji ile ifade etmek istediğimiz tam da budur.

Daha adil bir dünya için “dünya beşten büyüktür” sloganının tesadüfen ortaya çıkmadığını söylememiz gerekir. “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” adlı kitapta barış ve güvenlik için çok kültürlü ve çok kutuplu bir dünyanın önemi vurgulanmış. Bu da daha adil bir dünya için dile getirilen tespit ve önerilerin bir bütünlük arz ettiğini gösterir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.