Yazarlar Anadolu böyle bir şeydir

Anadolu böyle bir şeydir

Selçuk Türkyılmaz
Selçuk Türkyılmaz Gazete Yazarı

Bu kez liberal sol kanatın vazifesini muhafazakâr muhalif aydınlar üstlenmiş gözüküyor: “HDP seçmeni siyasi bilinci en yüksek seçmendir. Diyarbakır’da olan bitenin siyasi bir operasyon olduğunu düşünür ve durduğu yerden bir milim kımıldamaz.” Bu ve benzer cümleler sütre gerisinden konuşma döneminin kapanmakta olduğuna işaret eder.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Selçuk Türkyılmaz : Anadolu böyle bir şeydir
Haber Merkezi 09 Eylül 2019, Pazartesi Yeni Şafak
Anadolu böyle bir şeydir yazısının sesli anlatımı ve tüm Selçuk Türkyılmaz yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Süreç birçok kişi ve çevreyi zorluyor. Türkiye emperyalizme karşı açıktan tavır koydukça Batıcı çevreler hareketleniyor. Geçmişte terör örgütü PKK’nın silah bırakma ihtimali liberal sol aydınları kaygılandırmıştı. Eğer bu sağlansaydı Batı emperyalizminin sınırlı bir düzeyde de olsa bizim coğrafyamızda başarısız olduğu anlaşılacaktı. Bugün de Diyarbakırlı anneler PKK’ya karşı net bir tavır sergileyince muhafazakar muhalif aydınlar sahneye çıktı. Onlar da annelerin bu çıkışından rahatsız olduklarını gizlemediler.

Terör örgütlerinin birbirinden ayrı düşünüldüğü zamanlar geride kaldı. Erdoğan, dershane tartışmalarını başlattığı günden itibaren durum tersine döndü. “Cici çocuklar”, o günden sonra yüzlerindeki maskeyi indirmeye başladılar. Eğer Erdoğan bu adımı atmamış olsaydı bugün çok daha tehlikeli bir durumda olacaktık. Allah korusun, Türkiye’nin içeriden ele geçirilme süreci tamamlanacaktı. Meselenin dershane, eğitim ve okul olmadığını herkes anlamış oldu. FETÖ, eğitim kurumlarını ele geçirmek suretiyle bütün bir Türkiye’ye ve coğrafyaya hakim olacaktı. Erdoğan, dershaneleri kapatacağım deyince kendilerini meşrulaştıran zeminin kaybolacağını hemen anladılar ve gerçek maskelerle Gezi’de muazzam bir teröre yol açtılar.

Terör örgütlerinin aynı merkezler tarafından yönlendirildiğini hendek teröründe görmüş olduk. Türkiye, “barış” sözcüğünün bir silah olarak kullanıldığı dönemleri yaşadı. Sigara dahi içemeyen çocuklar, hem FETÖ hem de PKK için kullanıldı. Terör kamplarının sigara izmaritinin yokluğu üzerinden meşrulaştırılması FETÖ ile anlamlı bir benzerliktir. Bu süreç durdurulmalıydı. Emperyalizm tarafından coğrafyaya ve ülkemize müdahale amaçlı olarak kurulan ve yıllardır terörle boğuşmamıza yol açan örgütlerin yüzündeki maskeler indirilmeliydi. Barış süreci birçok olumsuzluklarına karşın terör örgütlerinin birtakım kavramları maske olarak kullandığını göstermiş oldu. FETÖ bu dönemde PKK ile çok da gizli olmayan görüşmeler yaptı. Türkiye, terör örgütleri karşısında her açıdan üstünlük kurdu, propaganda silahlarını ellerinden aldı. Her yer ağzına kadar sigara izmaritiyle doluydu. 15 Temmuz’da FETÖ’yü durduran ve bir gecede yılların emperyalist tezgâhını bozan milletti. Muhakkak bu, birçok incelemeye konu olacaktır. Bugün Diyarbakır’da HDP binası önünde toplanan anneler de 15 Temmuz’un yansımasıdır. PKK terör örgütünün karşısına da millet çıkıyor. Bunun yeni bir fikir olduğunu ve bütün dünyayı etkileyeceğini görmemiz gerekir. Terör örgütleri asimetrik bir savaş yürütüyordu ve devletler çare üretmekte zorlanıyordu. 15 Temmuz’da durum değişti. Diyarbakırlı annelerin cesareti de bunun göstergesidir. “Başlarım sizin bilmem ne davanıza” cümlesinin sahiciliği, dışarıdan dayatılan yapay “fularlı kız” imgesini bir anda geçersiz kıldı. “Fularlı kız” emperyalizmin bize dayattığı bir imgedir, diğeri ise Anadolu’nun gösterişsiz kadını. Terör örgütlerini yenecek olan milletin kendisidir. Yerlilik ve millîlik düşüncesi de bu zeminde inşa edilir.

Üzerinde durulmayı hak eden mesele çok. Gerçekten tartışmak gerekiyor. Sadece iki kadın imgesi arasındaki farklar bile çok şey anlatıyor. Düşünce dünyamız üzerinde yoğun bir baskı olduğunu görmemiz gerekiyor. Dün liberal sol aydınlar PKK güzellemesi yapıyordu, bugün muhafazakar batıcı liberal aydınlar aynı vazifeyi yerine getiriyor. Batı emperyalizminin nüfuzunun nerelere kadar uzandığını gösteren çok önemli örneklerle karşılaşıyoruz. Bunu, entelektüel hegemonya olarak tarif etmek mümkündür. Bu hegemonyanın kırılması gerekiyor.

15 Temmuz’da tankları durduranlarla Diyarbakır’da terör örgütünün karşısına çıkanlar aynı kişilerdir. Faruk Nafiz, Sanat şiirinde Anadolu insanını kast ederek “toprağa diz vuran dağ gibi bir zeybek”ten ve “köylünün kıvrılmayan beli”nden bahseder. Şair bu ifadeleri Batı karşısında kendi kimliğinden vazgeçen aydınlara söyler ve şiiri şöyle tamamlar:

“Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken,

Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz!”

Aydın baskısının yoğun olduğu dönemlerde Anadolu’dan söylenmemiş bir masal olarak bahsetmek kolay değildi. Aynı durum bugün de geçerlidir. Çıplak elleriyle tankları durduranlar ve terör örgütlerinin karşısına dikilenler Faruk Nafiz’in hayranlık duyduğu insanlardır. Batı karşısında Anadolu böyle bir şeydir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.