Yazarlar Yanlış anlama mı algı savaşı mı?

Yanlış anlama mı algı savaşı mı?

Sema Karabıyık
Sema Karabıyık Gazete Yazarı

Holmes’in mahkemeler ne derse hukuk odur; ne fazla ne de eksik yaklaşımından hareketle Neil Postman da haberin, haber müdürleri ve muhabirler ne derse o olduğunu ifade eder. Seçilen haber; görmeye değecek, görmezden gelinecek, hatırlanmaya ve unutulmaya değecek olan şeyleri de seçmek demektir.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Sema Karabıyık : Yanlış anlama mı algı savaşı mı?
Haber Merkezi 01 Haziran 2017, Perşembe Yeni Şafak
Yanlış anlama mı algı savaşı mı? yazısının sesli anlatımı ve tüm Sema Karabıyık yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

“Habere takla attırmak” deyimiyle internet devrimi sonrası haber siteleri vesilesiyle tanıştık. Basılı medyadan alıntılanan “kopyala yapıştır” haberleri ilgi çekici başlıklarla sunma becerisini gösteren haber siteleri büyük sükse yaptı. Elektronik medya başlıklarıyla basılı medya ise haberin ayrıntılarıyla öne çıktı. Az sayıda kişiyle klavye muhabirliği yaparak sansasyonel başlıklarla haberi servis etme olayı pijama gazeteciliği olarak adlandırıldı. Vakti zamanında yadırganan küçümsenen habere takla attırma işi zamanla yazılı medyanın da başvurduğu bir olguya dönüştü.

Okuyucunun algısına girmek, dikkat çekmek adına habere atılan başlıkla içeriğin uzaktan yakından alakası olmayan haberlere rastlıyoruz sıklıkla. Sosyal medya sonrası haberler sadece başlıkla servis edilmeye ve değerlendirilmeye başlandı.

Haber başlığı: Bakanlar Kurulu’na dizi ayarı

Haberin detayını okuyana kadar çok seyredilen dizilerin yayında olduğu saatte bakanlar kurulu toplanmayacağını zannediyor insan. Esasında ise Bakanlar Kurulu’nda alınan kararların haber saatine yetiştirilmesi adına verilmiş bir karar. Hükümet sözcüsünün açıklamaları hâlihazırda dizi kanallarında yayınlanmıyor ama haberin içeriğinde çok seyredilen diziler bu duruma engelmiş gibi tamamen yanıltıcı, algıyı etkilemeye yönelik detaylar da mevcuttu. Çok seyredilen diziler arasında Paramparça ve Güneşin Kızları’nın adı geçerken; pazartesi gününün çok seyredileni Kırgın Çiçekler’in adı anılmıyordu. Güneşin Kızları reyting düşüklüğü sebebiyle erken final öncesi son bir şans olarak cumartesi gününe taşındı.

Haber başlığı: Ekmek yemeyin diyen Canan Karatay lahmacun yerken yakalandı

“Caps” tuzağına düşmemek için haberin çıkış noktası sosyal medya olabilir mi diye düşünmedim değil. Canan Karatay; lahmacun ve kebabın sağlıklı yiyecekler olduğunu diyette dahi yenebileceğini her fırsatta dile getirir. Karatay’ın ekmek üzerinde özellikle durduğu nokta; kepekli, çavdar ekmek gibi beyaz ekmek dışındakilerin masum gösterilip sınırsız yenebilir algısı oluşturulmasına. Bir önceki Canan Karatay haberinde “Canan hoca ekmek yemeyin diyor siz ne diyorsunuz” diyerek araştırmacı soruşturmacı muhabirler mikrofonu fırıncılara uzattı. Bir anda herkesin ekmek yemeyeceğinden ve fırınların kapatılacağından endişe eden fırın çalışanları “bizim unlarımız çok sağlıklı en sağlıklı unlardan ekmek yapıyoruz diyerek konuya açıklık getirdi. “Genetiği değiştirilmiş” ifadesini kullandıkça itibarsızlaştırma kampanyalarının hedefi haline getirilen Canan Karatay; genetikle oynama olayının 1960’lara uzandığını ifade ediyor. Genetiği değiştirilmiş tahıldan elde edilen kepekli ürünlerin tüketilmesinin sağlıklı olmadığının altını çiziyor. Diyabet riski olan olmayan bütün hamilelere şeker yükleme testi yapılmasının sağlıksız olduğunu söylediği gibi. Kişinin diyabet riski belirtisi yoksa ailesinde diyabet hikayesi yoksa şeker yükleme çocuklar açısından risk taşır ifadesi meslekten men edilme sınırına taşıdı Canan Karatay’ı.

Yıllar önce “tatlıyı yemekten önce yemek kilo aldırmaz” açıklamasıyla birlikte, her öğün öncesi madem kilo aldırmıyor yaklaşımıyla yemeğe tatlı ile başlayanlar hızlı bir şekilde kilo aldılar. Tatlı yiyecekseniz her gün olmamak şartıyla yemek öncesi yemeniz kilo kontrolüne yardımcı olabilir diyordu aslında önerinin sahibi. Aynı şekilde sabahları simit yemek kilo aldırmaz diyordu bir haber başlığı. Haberin detayında ise kahvaltıyı poğaça börekle yapanlar kast edilerek börek yerine simiti tercih etmeleri halinde kilo almayacakları ifade ediliyordu.

Haber başlığı: Reyting zirvesindeki Güllerin Savaşı başrol oyuncularının anlaşmazlığı yüzünden mi sona eriyor?

Setten yansıyan detaylara göre en çok tekrarlanan sahneler Barış Kılıç ile Damla Sönmez’in sahneleri imiş. Birkaç defa da Damla Sönmez’in “ben ödüllü oyuncuyum konservatuarlıyım” dediği yansıdı medyaya. Velev ki ikilinin arası limoni, kavgalı oyuncuların sahneleri ayrı ayrı çekilerek montajlanan Paramparça örneği varken hiç inandırıcı değil bu iddia. Kaldı ki aşklarında uzatmaları oynayan Ömer ve Gülru başka aşklara yelken açabilirlerdi pekala. Kim kimin eski aşkı içinden çıkılmaz bir duruma dönmüştü zaten karakterler arası ilişkiler.

Bir dizi kavgalar sebebiyle sona ermez. Hikayenin sonuna gelindiği için biter. Hikaye inandırıcılığını kaybettiği için biter. Hikaye tekrara düştüğü için biter, durduk yere değil. Bazen TV yöneticilerine rakipler olmasaydı tek kanal olsaydık ne güzel yönetirdik algısı oluşturacak kadar zikzak çizer reytingler. Yılbaşında rakip diziler tatildeyken ekrana gelen ve yüksek reyting alan diziler gibi.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.