|

Geçen hafta Yeryüzü Doktorları ve Hamilik Okulu Vakfı"nın organizasyonuyla 11 yıl iç savaş yaşadıktan sonra barışı ve iç istikrarı oluşturmak için büyük bir gayret gösteren Batı Afrika ülkesi Sierra Leone"ye gittik.

Sabah 04.00 sularında şimşek ve yağmur eşliğinde Freetown uluslararası Lungi havaalanına indik. Gün doğmadan gideceğimiz yere doğru yola çıktık. Bir müddet yeni asfaltlanmış bir yolda gittik. Deamed Amadou Conteh"ye, Çin mi yaptı diye sordum. Evet, dedi. Çinliler Afrika"nın yeni yerleşimcileri.

Gün ağardıktan sonra yerleşim alanlarından geçtiğimizde büyük bir koro gibi insanlar Opoto diye bağırmaya ve aracımıza doğru koşmaya başladılar. "Opoto" yerel dilde "beyaz adam" anlamına geliyordu. Tek tük yerleşim alanlarında da Çaynis (Çinli) hitabıyla karşılaşmıştık.

Opoto sözü kulağımıza zaman zaman "apotu" gibi geliyordu. Anadolu"nun en ücra köylerinden geçerken insanların koro eşliğinde "yabancı" diye seslendiklerini düşünün, üstünüzde bir tedirginlik oluşturabilir.

2011"de Demokratik Kongo Cumhuriyeti"nin Lumumbashi bölgesine gittiğimde ayrılacağım sıralarda polis ve asker arasında ölümlü çatışmaya varan bir kargaşa yaşanmıştı. Sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti. Sabah okula giden çocuklar ve çalışanlar eve gönderilmişlerdi. Geri dönüş ve kargaşa ilginç bir görüntü oluşturmaktaydı. Mihmandarım Jibril Ksango"ya gidip fotoğraf çekmemizi teklif etmiştim.

Yolculuğum boyunca başıma bir iş gelmemesi için Jibril azami hassasiyet göstermekte, üzerime titremekteydi. Teklifime çatık kaş bir biçimde sen deli misin diye cevapladı. Niye diye sordum? Bu kargaşa anında kriz derinleşsin diye ilk seni vururlar. Hayret ettim ve tekrarladım: niye? Sen beyazsın dedi.

Beyaz tene sahip olduğumu 1993"de o günkü adıyla İKO zirvesi için gittiğim Senegal"in başkenti Dakar"da öğrenmiştim. Beyaz sözüne aşinaydım.

Jibril Ksango"nun sen beyazsın sözüne karşılık İsmet Özel"in tanımladığı gibi: "bak Jibril ben Beyaz değilim ben Türküm" demiştim.

Freetown havaalanından kısa bir asfalt yolun dışında bozuk yollarda büyük sarsıntılar içinde Dibia bölgesinde Port Loko"ya bağlı köyümüz Mabereh"e giderken koro eşliğinde yollara koşup "Opoto" diye haykıran çocuklara inip tek tek "ben Opoto değilim ben Türküm" demeyi çok arzu ettim. Biz Opoto değildik Türk"tük.

Mabereh köyünün girişinde büyük bir törenle karşılaşmıştık. Beyaz adam Afrika"ya veya Amerika"ya ilk ayak bastığında yerli halklar belki de gelenleri bizim gibi karşılamışlardı.

Gerçi bu karşılamayı 4 yıldır bölgede büyük bir özveriyle çalışan Hamilik Okulu Vakfı ve Free African"daki arkadaşlarla; bizden birkaç gün önce köye gelen Yeryüzü Doktorları Başkan Yardımcısı Dr. Havva Sula hazırlamışlardı. Ama en büyük pay şüphesiz bizleri misafir eden Amadu"nun kendisine, annesi Kadijatu, eşi Musu Quendeh ve amcası Alie Bangura"ya aitti.

Müslümanların Afrika"ya gelişleri 7. yy da Hz. Peygamber (sav) döneminde Etiyopya"ya ilk hicreti gerçekleştirmeleriyle başlar. Kardeşlik ve paylaşma temelinde hareket edildiği için İslam Afrika"da hızla yayılır.

Avrupalıların gelişi 15. ve 16. yüzyıllara dayanır. İlk gelenler Portekizliler ve İspanyollardı. Onları Hollandalılar, İngilizler, Fransızlar ve Belçikalılar takip ettiler.

Opoto, bölgeye gelirken farklı bir tene sahip olmanın avantajını kullanmıştı. Bu avantajı sayesinde köleleştirme dâhil, yeraltı ve üstü kaynaklarını kadar her şeye el koymuştu. Görünürde Opoto"dan özgürlüklerini kazanırken geride büyük bir kin ve nefret kaldı.

Bugün oluşan bu olumsuz iklimi ortadan kaldırmak ve güven sağlamak için yıkım süresinin iki katı kadar bir zamana ihtiyaç var. Geleneklerini koruyarak kendi medeniyetlerini yeniden inşa etmeleri için de uzun bir yol kat etmeleri gerekli.

1989 sonrasında başta Çin olmak üzere birçok Asya ülkesi Afrika"yı yeniden keşfediyor. Bunun izlerine Çaynis diye yapılan seslenişlerin yanı sıra, yeni yatırımlarda da görmek mümkün. Bugün Çin hükümeti toprak satın alıyor ve tarım yapıyor. Gelecek yıllarda milyonlarca Çinlinin buralara yerleştirileceği iddia ediliyor.

Çin Afrika"da Opoto ile kıran kırana bir rekabet içine girmiş durumda. Şüphesiz bu rekabetten Afrikalılar yararlanıyor. En azından kaynakları bilabedel gasp edilmiyor. Oysa Avrupalıların sömürge döneminde sadece boğaz tokluğuna çalışma mümkündü. Bugün ayrılan yüzdenin bir kısmı iç edilse de diğer kısmı ile önemli altyapı çalışmaları yapılmakta; köprüler, konutlar, oto ve tren yolları... gibi.

Bugün Opoto"nun Afrika"da yaptığı tahribatın ortadan kaldırılabilmesi için yıkımın iki katı kadar zaman gerekli.

İnşa başlamıştır.

11 yıl önce
Opoto
Bir Başka Mesele: Truva atını içimize yerleştirdiler
Ahlâk kitapları ve “İslâm Ahlâkının Esasları”
Şimdi gözler Avrupa Birliği’nde…
Çocuğun adı Hanzala
İran, emperyalistlerle mi savaşıyor, Müslümanlarla mı?