Denklemciler ve denklembozucular

Süleyman Seyfi Öğün
Süleyman Seyfi ÖğünYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 15/04/2024, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Denklemciler ve denklembozucular
Beklenen oldu. İran, İsrâil’e bir hava saldırısı gerçekleştirdi. Niyeti, İsrâil’in Şam’daki İran konsolosluğuna düzenlediği ve üst seviye İranlı komutanların ölümüyle neticelenen hâdisenin intikâmını almaktı. Evet, senelerdir devâm eden İran-İsrâil geriliminin ve bir bakıma dolaylı savaşının boyut değiştirdiğini, artık doğrudan bir savaşa doğru evrilebileceğini düşündüren gelişmelerdir bunlar. Ama aceleci olmamak lâzım gelir. Meseleye
denklem mantığı
çerçevesinden bakmakta fayda var.
İsrâil ile İran arasında on senelerdir devâm eden husûmet bir
cepheleşme
olduğu kadar bir
denklemdir
de. Mâlûm, cebirde denklem, iki niceliğin eşitlenmesini ifâde eder. Meseleye sâdece husûmet ve cepheleşme üzerinden bakılırsa denklem görülmeyebilir. Hâlbuki nihâî tahlilde esas belirleyci olan denklemdir.
Gerek
İsrâil,
gerek İran birer güvenlik devletidir
. Güvenlik sistemleri, devletler arası ilişkilerde
bir düşmanın sâbitlenmesini
ve onun etrâfında üretilen tehlikeli senaryoların içeride birliği
pekiştirici
bir işlev görmesinin sağlanmasına dayanır. Güvenlik devletinin başarısı, kamuoyları nezdinde, kendisini başka hiçbir şeyin önceleyemeyeceği kadar başat bir ihtiyaç olduğunun hissettirilmesidir. Bu durum
barış ihtimâlinin yok sayılmasıdır
. Aslında Türkiye’deki siyâsal kültürel geleneğin, en azından târihsel kodları itibârıyla bunu anlaşılmaz kıldığını düşünürüm. En başta Osmanlı geleneği bunun tam tersini söyler. Jason Goodwin’in Osmanlı için kullanmış olduğu ve kitabının başlı yaptığı ifâde boş değildir.
Goodwin, Osmanlı için “
Ufukların Efendisi
” ifâdesini kullanır. Ufuklu bakış, büyümeyi ve büyüdüğü coğrafyalara barış ve nizam getirmeyi ifâde eder. İçererek büyümektir bu.
Pax Romana
, yâni Roma Barışı’ndan sonra Akdeniz’de bu barışın vârisi olan Osmanlı’dır ve
Pax Ottomana
tam da bunu ifâde eder. İstiklâl Harbi’nden sonra, kısa bir zaman evvelinde savaştığımız komşularla barış sağlamak yolunda harcanan gayretleri de, temelde bu geleneğin devâmı olarak değerlendiririm. Modern târihimizde ortaya çıkan, Garp, Moskof, komünizm vb korkular, aslında kendisinden emin bu büyük geleneğin tahribâtından başka bir şey değildir. İran’ın durumu ise çok farklı seyretmiştir. Târihsel sıkışmışlığı içinde büyüyemeyen, coğrâfî bir cendereye mahkûm olan İran bizden farklıdır. Onun pratiği, bilhassa o mâhut, bence de muhteşem edebiyâtı üzerinden,
kendisini kendi içinde büyütmek
olmuştur. Bunun siyâsal boyutu ise koyu bir Şii-Fars
milliyetçiliği
olmuştur. 1979 İran İnkılâbı, bu terkipte Fars milliyetçiliğine baskınlık kazandırmak isteyen Şahlığa karşı, Şiilik unsurunu ön plâna geçiriyordu. İran’ın Irak, Sûriye, Lübnan ve Yemen’e uzanan nüfûzunu taçlayan Şiî Hilâli fetihçi bir mâhiyet taşımaz. Bunun gâyesi, İran’ın ileri cepheler oluşturmak sûretiyle kendisini emniyet altına almasına mâtuf bir strateji inşâ etmektir.. Inkılabın, daha başında ABD ve İsrâil’i düşman ilân ettiğini hatırlayalım. Kurgu bunun üzerine binâ edildi. Bu kurgu hemen müşteri buldu.
Camp David
ile Araplarla anlaşmaya başlayan ve
düşmasızlaşan
İsrâil bu kurgunun paydaşı olmakta gecikmedi. Unutmayalım ki, Camp David’in târihi 1978, İran İslâm inkılâbının târihi 1979’dur. ABD de aynı âkıbete mâruz kaldı. Soğuk Savaş’ın ardından büyük bir boşluğa düşecek olan ABD, 1980’lerde, daha Reagan devrinden başlayarak İran’ı düşmanlaştıran bir söylem geliştirdi.
Barış teşebbüsleri baltalanmakta gecikmedi. Camp David’in imzâcılarından Enver Sedat 1981’de öldürüldü. Diğer taraftan 1993
Oslo Anlaşması
imzâlandı imzalanmasına, ama daha anlaşmanın mürekkebi kurumadan, 1995’de anlaşmanın imzâcılarından birisi olan İzak Rabin de Sedat’ın âkıbetine uğradı. Anlaşılıyor ki derin devlet siyâsetleri başka şekilde düşünüyordu.
İsrâil de, İran’dan daha yoğun bir tarihsel-coğrâfî sıkışmışlığın cenderesi altındaydı. İran ile olan husûmete şiddetle ihtiyâcı vardı. Arap Bahârı ile BAAS rejimlerinden kurtuluyor; yâni yoz Arap rejimleri ile anlaşarak yakın tehlikeyi savuşturuyordu. Ama o da düşmasız var olamazdı. İran biçilmiş bir kaftandı. Şimdi şu soru sorulabilir. Eğer barış olursa İran ve İsrâil’de neler yaşanır? Bu sorunun kestirme cevâbı içeride yaşanacak olan büyük hesaplaşmalar, yıkım ve parçalanmadır. İran için bu tehlike büyük ölçüde
etnik
, ikinci derecede de
mezhebîdir
. İsrâil için ise bu çok daha karmaşık parametrelere karşılık gelir.
Yahudî dininin çeşitli ve birbiri ile anlaşması imkânsız yorum farklılıkları
, dünyânın çok farklı yerlerinden gelerek İsrâil’e yerleşmiş topluluklar arasında ortaya çıkan kültürel yabancılıklar ve anlaşmazlıkların İsrâil’i cehenneme çevirmesi işten bile değildir. Zâten dış düşman çok defâ ve her yerde olduğu üzere, içerideki düşmanlıkların bastırılmasını sağlayacak, birliği mecbûrî hâle getirecek olan panzehirdir. Son yaşanan hâdiselerde farklı olan ve Türkiye dâhil bu coğrafyanın diğer unsurlarını düşündürmesi gereken husus, denklemin İsrâil tarafından bozulmak istenmesidir. ABD’ye Kâsım Süleymânî’yi öldürtmek bir MOSSAD başarısıdır. Gazze savaşı, Netanyahu etrâfında kümelenmiş soykırımcı aşırıların İsrâil’i büyütmek arzusudur. Gün onların günüdür. Bunun için HAMAS’ın 7 Ekim eylemine göz yumdular. Gelişmelerin Gazze ile sınırlı kalmayacağı, Lübnan’dan başlayarak Sûriye ve kısmen de Irak ile bağlantılı bir açılımı olduğunu düşünüyorum. Hâsılı, İsrâil’de bugün iki ana akım görüş var. İlki, İsrâil’i denklem içinde tutmak istiyor; diğeri ise bu denklemi bozup, ABD, Birleşik Krallık ve müzmin Holocaust ayıplısı Almanya üzerinden AB’yi dâhil olmaya mecbûr kılarak İran’ı hem bölgede hem de içinde çökertmek ve İsrâil’i büyütmek istiyor. İran’ın ve bu arada ABD’nin derdi ise denklemi mümkün mertebe sâbit tutmak. İsrâil’in Şam’daki eylemi doğrudan denklem bozucuydu. İran’ın mütereddit cevâbı ise zevâhiri kurtarmak ve denklemi ayakta tutmaya gayret etmekti. (Zâten gücünün fazlasına yetmeyeceği de âşikâr). Bundan sonra tâkip edilmesi gereken husus kimin kazanacağı ile alâkalı. Bakalım
denklemciler mi, değilse denklembozucular
mı kazanacak?
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026