Yazarlar Hesap günü zorlu geçecek

Hesap günü zorlu geçecek

Süleyman Gündüz
Süleyman Gündüz Gazete Yazarı
Son günlerde yaşanan birkaç olaydan çok etkilendiğimi söylemeliyim.

Bunların başında çocuklara yönelik oluşan ve canice öldürülmelere varan şiddet. Bu insanlar böylesi bir ruh haline nasıl ulaştılar? Bu konuda hükümet yasal önlemleri artırmak için hemen harekete geçti ve ülkemizde idam olmadığından cezaları artırıldı. Umarım bu durum caydırıcı olur.

Cezaların artırılmasının yanı sıra sevgi, merhamet ve adalet iklimini sağlayacak adımların her alanda atılması ve ruhlara hitap edecek bir dilin inşa edilmesi gerekir.

İkincisi kaçak göçmen sorunudur. Adaletin, merhametin, sevginin, dayanışma duygusunun ve hakça paylaşımın ortadan kalktığı bencilliğin, yoksulluğun, sömürünün ve savaşların egemen olduğu coğrafyalardan daha iyi bir gelecek umuduyla yola çıkan insanların yaşadıkları yürekleri parçalayacak niteliktedir. Ülkemizde nerdeyse her ay kaçak göçmenlerle ilgili büyük bir facia yaşanıyor.

Nisan ayında Edirne"de çalılar arasında kışın Bulgaristan"a geçmek isterken açlıktan ve soğuktan ölen kaçak göçmen ailelerin cesetleri bulundu. Cesetleri görenlerin ilk tepkisi insanlığın ölümü üzerineydi.

Pazartesi günü de Ege Denizi"nde Sisam adası açıklarında kaçak göçmen taşıyan bir yat alabora oldu, çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu onlarca kişi öldü. Kaçak göçmenlerin çoğunluğunu Afganistan, Somali, Suriye ve Eritreliler oluşturuyordu. İnternet üzerinden Google"da Türkçe "Kaçak göçmen faciası" sorgulaması yaptığınızda 30 saniyede 231 bin ve İngilizce olarak 51 saniyede 26 milyon 700 bin kayıt önünüze çıkmaktadır. Yarın daha fazlası, ertesi gün daha fazlası.

Bu durumu ortaya çıkaran etkenleri engelleyemeyiz amma; insan kaçakçılarına yönelik ciddi tedbirler alınması gerekir. En azından Türkiye"den geçme umudunu ortadan kaldırmak gerekir.

Üçüncüsü Nijerya"da yaşananlar. Uzun bir zamandan beridir Nijerya"da Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasında çatışmalar devam ediyor. Hıristiyan milisler Müslüman köylerini basıyor camileri yakıyor ve insanları öldürüyorlar. Bunun üzerine Müslümanlar aynısını Hıristiyanlar için yapıyor. Son olarak Boko Haram adlı İslamcı bir örgüt seküler eğitimin kaldırılması talebiyle Borno eyaletinde yatılı bir okuldan 200"dan fazla kız öğrenciyi kaçırarak rehin alıyor ve pazarda satacağını ilan ediyorlar.

Farklı inanç sahiplerinin ibadet hanelerine ve masum insanlara yapılan saldırılar hangi İslami inanışta yer alır? Bunun sorgulanması gerekmiyor mu?

Dördüncüsü ise, Afganistan"da yaşanan toprak kayması felaketiydi. Afganistan"ın kuzeydoğusundaki Badahşan vilayetinin Argo ilçesinin Ab Barik bölgesinde toprak kayması sonucu 300 aileden 2 bin 100 kişi öldü ve 4 bin kişi evsiz kaldı. Toprağı kaldırmak için teknik donanım olmadığı için; toprak altında kalanlar ölü sayıldılar. Köyde yaşayan erkekler kayan toprağın üzerine çıkıp gıyabi cenaze namazı kıldılar. Medyaya köyün ve gıyabi cenaze namazının görüntüleri yansımıştı. Yoğun yağış sonrası olmuş bir felaketti. Yüreğimi burkuldu. Buna benzer bir olaya 2005"de Azad Keşmir"de Muzaffarabad"da meydana gelen depremde tanık oldum. Orada da depremle birlikte ortaya çıkan toprak kaymasında bir mahalle yok olmuş ve ölenler için gıyabi cenaze namazı kılınmıştı.

Üzerimize büyük veballer yükleyen çaresizliğin ve yoksulluğun fotoğrafıydı yaşananlar.

Afganistan 1979"dan beridir yıkıcı bir savaş içinde. Her gün saldırılar sonucunda yüzlerce kişi ölüyor.

Ve suskun bir dünyada yaşıyoruz.

Daha vahimi birçok bölgede Müslümanların birbirleriyle savaşıyor olmaları.

Pakistan, Bangladeş, Irak, Suriye, Mısır, Lübnan, Sudan, Somali, Mali, Nijerya... Her yer kan deryasına dönmüş.

Siz hiç sorunların çözümü için İslam dünyasının her bölgesinden bir araya gelen âlimlerin, siyasilerin ve entelektüellerin devreye girdiğini gördünüz mü?

Biz Müslümanlar nasıl bir İslami anlayışa sahibiz ki sorunların çözümüne barışçıl en küçük bir proje dahi üretemedik/üretemiyoruz?

Müslümanların kendi aralarındaki sorunların çözümünü daha ne kadar batı dünyasından bekleyecekler?

Nerede İslam dünyasının saygın âlimleri, siyasileri ve entelektüelleri?

Nerede Ehli Sünnet, Ehli Şia ve Ehli Selefi din adamları?

Yoksa onlar bunca zulme, adaletsizliğe, baskıya, yoksulluğa, yolsuzluğa ve gayri insani bir yaşama rağmen; kendi mezhebi inanışlarının egemen olması için mi mücadele ediyorlar?

Üzülerek söylemeliyim ki âlimler, siyasiler ve entelektüellerin çoğunluğu Müslümanların sorunlarının çözümünden çok ayrışmanın ve düşmanlığın derinleşmesi için çalışmaktadırlar.

Allah her şeyi görüyor ve biliyor. Er veya geç hepimiz Allah"ın önünde hesap vereceğiz. Hesap günü zorlu geçecek.

Haberimiz olmayan zulümlerden bile payımıza düşen suçlar vardır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.