Yazarlar Muhtıradan Sonra Demirel"e Gelen Albay

Muhtıradan Sonra Demirel"e Gelen Albay

Tamer Korkmaz
Tamer Korkmaz Gazete Yazarı

Radyonun baş tacı edildiği yıllardı. Hele bir de "öğle ajansı" başladığında adeta akan sular dururdu…

12 Mart 1971 Muhtırası, saat 13"te radyodaki haber bülteninde okunmuştu.

O an, hala daha kulaklarımda…

12 Mart, radyo ile özdeşleşmiş bir muhtıradır.

Bugün, kırk ikinci yılındayız…

Fikret Kızılok"tan "Ortaokul biterken yine ihtilal oldu/ Süleyman, Hep Başbakan"ı dinlemenin tam sırasıdır!

*

Milliyet gazetesinde "12 Mart"ın Gizli Tarihi" başlıklı bir yazı dizisi yayınlandı.

12 Mart 1971 günü saat 11"de, yani "muhtıranın ilan edilmesine sadece iki saat kala" dönemin MİT Müsteşarı Korgeneral Fuat Doğu ile Başbakan Süleyman Demirel arasında geçen telefon görüşmesine ait ibretamiz bir bölümü birlikte okuyalım…

Fuat Doğu:

"Demokrasiyi zat-ı âliniz bu istifa ile kurtaracaksınız. Aksi takdirde sol demokrasiyi zaten ortadan kaldıracak. Durum çok vahimdir…

İstifanız ve milli bir koalisyona gidilmesi hiç olmazsa demokrasiyi ve Türkiye"yi ortadan kaldırmak isteyen solu ezme bakımından büyük ölçüde fırsat verecektir."

Demirel:

"Evet, ben şeyi aldım yani sizin bana ilettiğiniz mesajı aldım. Bakayım ben de. Peki, Fuat Paşa…"

*

12 Mart Muhtırası radyoda okunmuş…

Başbakan Demirel "hiç vakit kaybetmeden!" istifasına dair mektubu göndermişti.

Hemen ardından, Güniz Sokak"taki evinin kapısına bir albay geldi.

Albayın ilginç bir isteği vardı:

"-Efendim, bir takım üniformalı kişiler var…

Emekli edilecekler...

İmzalar mısınız?"

Demirel, güldü:

"Getir bakalım imzalayayım" dedi, "Çünkü ben halen başbakanım" diye ekledi.

12 Mart"ı yapan generallerin arzusu doğrultusunda beş general, bir amiral ve otuz beş albay…

"İstifa etmiş Demirel"in imzasıyla o gün apar topar emekliye sevk edilmişlerdi!

*

Dikkat buyurunuz, Süleyman Bey, albaya karşı çıkmak veya kızmak şöyle dursun…

"Güle oynaya" askerin istediklerini yerine getiriyor!

Anlaşılan o ki…

12 Mart Muhtırası"ndan…

İki saat kala değil de…

Çok daha evvel haberdar olsaydı, yine mukavemet etmeyecekti.

İşin sırrı, tam da buradadır!

Muhtıra kendisine dönemin MİT Müsteşarı korgeneral tarafından "tebliğ" edildiğinde…

Herhangi bir itirazı olmuş mu?

Olmamış…

Şimdi, bakınız nereye geleceğim?

Demirel"in 12 Mart ve 12 Eylül"de "usulca şapkasını alıp gitmesi" bir başka söyleyişle "darbeleri kolaylıkla alabilmiş" olması…

Hesaba dâhil bir durumdur.

Yani, senaryo gereğidir!

Daha açık söyleyeyim…

Süleyman Bey, Eski Rejim"in öyle "sözleşmeli" falan değil…

"Kadrolu" siyasi lideriydi!

Belgesi Kozmik Oda"dan çıkarsa kimse şaşırmasın…

Çankaya"dan indikten sonra da…

Baba"nın "özel görevi" sona ermiş değildir.

Peki, ne zamandan beri "kadrolu"dur?

1944 sonrası ilk "derin operasyon" olan 4 Aralık 1945 tarihli Tan Baskını"na "üniversite öğrencisi iken katıldığını" sekiz yıl önce itiraf etmişti!

Sertel"lerin matbaasının yerle bir edildiği o baskına iştirak edenler arasında Orhan Birgit ve İlhan Selçuk"un da bulunduğunu buraya not edelim.

ÜÇ GÜN ÖNCE, ÜÇ GÜN SONRA

9 Mart Cuntası"nın başındaki iki general Muhsin Batur ile Faruk Gürler, 12 Mart Muhtırası"nı veren beş generalden ikisidir.

12 Mart, Ortak Operasyon"dur…

Yani?

Sol kıyafetli "9 Mart Cuntası" da…

ABD-NATO"ya bağlı "Üst Yapı"nın senaryosuna, derin hesabına dâhildi.

Sol kitleleri "fareli köyün kavalcısı" misali harcamak için planlanmış "kontra" oluşumdu.

*

Kırdırılan, hayatı mahvolan solcu gençlerdi…

İdam sehpasına da gittiler…

Onları etkileyen, yönlendiren, motive eden…

9 Mart Cuntası"nın önde gelen isimleri ise…

Hem de "askeri mahkeme"den yakayı sıyırmışlar…

Fazla geçmeden gündelik hayatlarına dönüvermişlerdi!

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.