|
Talabani için köprüden önceki son çıkış

“Diplomasi sustuğunda başka şeyler konuşur” demişti bir dostum. Ankara’da müthiş bir diplomasi trafiği yürütülüyor. Bu yoğun trafiğin içeriği iki katmanlı. Bir katman
bölgenin geleceğini
ilgilendiriyor. Diğer katman ise
Türkiye’nin ulusal güvenliğini.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır ziyareti hem Gazze’yi, hem de
ABD sonrası bölgesel denklemi
etkileyecek bir mahiyet taşıyordu. Özellikle Irak’la yaşanan trafik ise bölgesel denklemin yansıra terörle mücadeleyi de ilgilendiriyor. Bu yazıda gelişmelerin terörle mücadele katmanına odaklanacağım. ABD-Türkiye ilişkilerini ilgilendiren “
ABD sonrası bölgenin geleceği”
tartışmalarını ise bir sonraki yazıya bırakacağım. O konu da çok önemli ve yeni gelişmelere gebe.

***

Geçtiğimiz yıllarda Doğu Akdeniz’de kurulan Türkiye karşıtı blokun hedefi Ankara’yı kıyılarına hapsetmekti. Bu blokun dümeninde ABD oturuyordu. İlk çeperde İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi yer alıyor, ikinci çeperde Fransa, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri bulunuyordu. Ankara bu bloku kırmak için iki şey yaptı: Bir. Libya’ya müdahale etti. Sert güç kullandı. İki. Karşıdaki bloku zayıflatmak, blok üyelerinden bir kısmını yanına çekmek için diplomasiyi harekete geçirdi. Körfez’le başlayan normalleşme diğer aktörlere de yansıdı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaret kurulan bu zincirin son halkasıdır.
Ankara çok kutuplu, kaotik düzenin arefesinde saha temizliğini önemli ölçüde yapmış, kurduğu ilişkilerle pozisyonunu konsolide etmiştir.
Türkiye’yi tehdit eden ikinci mesele terördür. Terör örgütü bölgede varlığını sürdürmek, etkisini artırmak ve Türkiye’den korunmak için çeşitli ittifaklara yöneliyor. Kuzey Irak-Suriye ekseninde Bafel Talabani ile güçlü ortaklıkları bulunuyor.
Bu çekirdek ortaklığa Sincar gibi bölgelerde İran milislerinden oluşan Haşdi Şabi de destek oluyor.
Örgütlerin sponsorluğunu ABD ve İran üstleniyor.

***

Ankara, Irak’taki terör varlığını ortadan kaldırmak için önemli operasyonlar yapıyor. Sert gücünü her hal ve şartta kullanmaktan çekinmiyor. Ancak yapılması gereken bir şey daha var: Diplomasiyi konuşturmak ve
PKK-Talabani ikilisini yalnızlaştırıp, tecrit etmek, terörün tasfiyesini sağlamak.
Gerekirse ikisini de doğrudan hedef almak.

Bu kapsamda Bağdat’la yürütülen temasları biliyorsunuz. Dışişleri Bakanı Fidan’ın ziyaretini MİT Başkanı Kalın ve Milli Savunma Bakanı Güler’in temasları izledi. Gelinen noktada Bağdat’la ciddi bir mesafe alındığı söyleniyor. PKK için resmi bir belgede ilk kez terör örgütü vurgusu yapan Irak’ın sınıra duvar örme, ülkedeki terör unsurlarını dağıtma gibi seçenekleri değerlendirdiği ileri sürülüyor.

Ankara bu konuda Irak’taki diğer aktörlere de güçlü mesajlar veriyor
(“Düşmanlarımızın yanında duran maliyetine katlanır”
mesajı verildiğini yazmıştık.
Suriye-Irak: Yapbozun Parçaları, Eylül 2023
). Talabani’ye bu kapsamda hava ambargosu uygulandığını biliyorsunuz. Irak’la yapımı planlanan
Kalkınma Yolu güzergahının da Talabani bölgesini pas geçecek olması
kimseyi şaşırtmamalı.

***

Geçtiğimiz hafta Ankara’ya dikkatlerden kaçan bir ziyaret gerçekleşti. Irak’taki İran milislerinin lideri, Haşdi Şabi Heyeti Başkanı Falih El Feyyad Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından kabul edildi.
Baş başa gerçekleştiğini öğrendiğim Fidan-El Feyyad görüşmesinin de PKK-Talabani ikilisini yalnızlaştırma stratejisinin bir parçası olduğunu düşünüyorum.
Ankara Irak’taki terör unsurlarının etkisiz hale getirilmesi için Haşdi Şabi ile de konuşulması gerektiğini düşünüyor. Kaynaklarım görüşmede Iraklı misafire Irak’taki güvenlik durumu, ülkedeki PKK varlığı ve terörün Türkiye’ye yönelik tehditleriyle ilgili mesajlar verildiğini belirtiyor.
Bu arada Haşdi Şabi liderinin daha önce de
Ankara’ya bir kaç kez geldiğini
ancak bu ziyaretlerin duyurulmadığını öğrendim.
Dışişleri Bakanlığı El Feyyad’ın ziyaretini ilk kez kamuoyuyla paylaşıyor.
Bu tablo görüşmelerde bazı ilerlemeler kaydedildiği anlamına gelebilir.
Ankara’nın PKK-Talabani ortaklığını yalnızlaştırma hamlesi Süleymaniye’yi daha savunmasız yapacaktır.
Bu gelişmeler geçtiğimiz hafta Süleymaniye’de 20 PKK’lıyı gözaltına alarak göz boyamaya çalışan Bafel Talabani için köprüden önceki son çıkış olabilir.

GÖKYÜZÜ KALKANI GİRİŞİMİ NOTLARI
Ukrayna savaşı birçok şeyi ters yüz etti (Trump ABD Başkanı olursa beynelmilel meselelerdeki değişim çok daha keskin olacaktır). ABD ile yapılan F-16 anlaşmasını Türkiye’nin
Avrupa ortak hava savunma programına, yani Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi’ne
(Yunanistan’la birlikte) dahil olması izledi. Bu konu oldukça çok önemli. Aldığım bilgileri aktarayım:
Gökyüzü Kalkanı Girişimi, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali üzerine Avrupa’nın güvenlik şemsiyesini güçlendirmek için Almanya’nın teklifiyle gündeme geldi. Girişim 21 ülkenin hava savunma sistemlerinin
ortak tedariğini, kullanımını ve koordinasyonunu
içeriyor. Girişim kapsamında Alman yapımı IRIS-T, ABD’ye ait Patriot ve ABD-İsrail yapımı Arrow-3 füze sistemleri kullanılıyor.
Türkiye’nin Yunanistan’la birlikte sürece dahil olması dikkat çekti. Ancak
girişime Yaşar Güler’in gönderdiği mektupla ilk başvuran Türkiye oldu.
Ankara’nın başvurusu üzerine Yunanistan da güvenlik şemsiyesinin parçası olmak istedi.

Ankara’nın yaklaşımı güvenlik seçeneklerini çeşitlendirmek. Aynı zamanda yerli hava savunma sistemi çalışmaları sürerken herhangi bir boşluk oluşmasını engellemek.

Burası yenidir: Türkiye milli hava savunma sistemlerine sahip olana kadar geçecek ara dönemde
Patriot alımına sıcak bakıyor
. ABD-İsrail yapımı Arrow-3 uzun menzilli füze sisteminin tedariki ise gündemde yok. Burası önemlidir:
Girişim kapsamında Türkiye hangi sistemi alırsa alsın kontrol ve yönetimi Ankara’da olacak.
Burası da ilginçtir: Türkiye’yi girişime kabul edenler S-400’lerin varlığını sorun etmediklerini de açığa vuruyor.
Son olarak şunu da vurgulayalım: Ankara, Gökyüzü Kalkanı Girişimi’nin bir parçası oldu ama milli hava savunma sistemi çalışmalarına da hız verecek. Türkiye’nin yerli ürünü
Uzun Menzilli Hava ve Füze Savunma Sistemi SİPER-1’in kabul faaliyeti Mayıs ayına kadar tamamlanacak. Uzmanlar SİPER ve HİSAR sistemlerinin
envantere girmesiyle Türkiye’nin hava savunma ihtiyacının karşılanacağını, hatta Patriotlara bile gereksinim duyulmayacağını söylüyor.

#Politika
#ABD
#PKK
#Yahya Bostan
3 ay önce
Talabani için köprüden önceki son çıkış
Enflasyonun önceliği
Kamu yönetiminde pandemi ile öğrenip sonrasında unuttuğumuz kritik bilgiler
Uluslararası hukûkun üzerine düşen gölge
Emperyalizmin küresel hegemonyasının anahtarı: Türkiye’de laik devrim, İran'da “İslâmcı” devrim 
27 Mayıs: Demokrasi sürecinde kara bir leke