|
Joseph “Aydın”...

Hep düşünmüşümdür, Joseph Haydn olmasaydı Mozart olur muydu… Beethoven olur muydu diye. Hiç kuşkusuz, kendilerine verilen hayatı yaşamak üzere dünyaya gelir ve müzikle de ilgilenirlerdi, hatta iyi birer müzisyen olabilirlerdi. Ama gerek Mozart ve gerek Beethoven üzerindeki Haydn etkisini düşünecek olursak, bu iki büyük besteciyi “büyük” yapan unsurun da Haydn olduğunu anlayabiliriz. Beethoven, 1792 yılında Haydn ile çalışmaya gönderilir, hatta iki yıl birlikte çalışırlar da. Her ne kadar kişiliklerinin uyum sağlamadığı söylenirse de Beethoven''ı etkileyen en önemli besteci Haydn''dır. En azından ben böyle düşünüyorum. Şu da bir gerçektir ki müzik dünyasında bir önceki besteci ya da besteciler, sonrakileri mutlaka etkilemiştir ve etkilemeye devam edecektir.

Joseph Haydn, aslında ilginç ve gerçekten de çağına damgasını vurmuş öncü bir bestecidir. Müzik tarihinin en uzun ömürlü bestecilerinden biri olan Haydn, “Baba Haydn” olarak da anılırdı. Öncüydü, çünkü klasik dönem olarak adlandırılan parlak müzik döneminin senfoni ve yaylı çalgılar kuvarteti geleneğini yerleştiren, Haydn''dır… Haydn sadece bu geleneği yerleştiren değil, aynı zamanda müziksel biçimlerin değişimlerini yönlendiren bir bestecidir. Bu bakımdan, Haydn Batı müziği tarihinde bir kırılma noktası ve değişim sembolüdür. Eskimiş ve geleneksel bazı uygulamaları rafa kaldırıp ve belki de Barok dönemin artık sıkıcı gelmeye başlayan üslûbunu aşarak klasik dönemi hazırlayan öncü bir bestecidir. Haydn zamanında müzik, toplumun beğenileri doğrultusunda şekillendiği için Haydn hiçbir zaman kaliteden ödün vermeyen ama bunu yaparken de halkın beğenisini kazanmayı başarabilen bir bestecidir. Haydn, halkın müzik beğenisini çok iyi anlamış, bunun yanında halkın dilini de bilen bir sanatçıdır. Yani gerçek bir aydın müzisyen tavrıdır bu. Çünkü müzikte geleneğin üzerine gitmek ve onu, hiç kimseyi incitmeden geliştirerek değiştirmek herkesin yapabileceği bir iş değildir. Haydn, kendi dönemi adına bunu başarabilmiş bir sanatçıdır. Haydn''a göre bir besteci eserini üretirken kendi üst düzey bilgisini dinleyicinin anlayıp beğeneceği ve keyif duyacağı eserler üretebilmek için de kullanabilmelidir. Bu müzisyen davranışıyla Haydn, Batı müziği tarihinde birçok besteciden ayrıldığı gibi, kendinden sonra gelen besteciler için de bir prensipler bütünü oluşturmuştur diyebiliriz.

Haydn denilince akla hiç şüphesiz senfoniler ve kuartetler gelir. Haydn, senfoninin babası olarak bilinir. Ondan önce bestelenen senfoniler, opera uvertürü olan sinfoniadan ortaya çıkmış üç bölümlü ve klasik öncesi tarzlardır. Haydn, senfoniye yeni şeyler katmış ve senfoniyi de zenginleştirmiş bir bestecidir. Ama kuartet konusunda Haydn''ın hakkını vermek gerekir. Yaylı çalgılar için yazdığı kuartetler, aslında amatör müzisyenlerin düzenledikleri müzik akşamları için yazılmaya başlanmıştır. Ancak daha sonra Esterhazy prensinin talepleri üzerine her hafta bir konser için kuartet bestelemiştir. Ve her hafta sipariş üzerine bestelediği bu eserler ona giderek sıkıcı gelmeye başlamış ve bir anlamda özgürlük arayışına yönelmesine yol açmıştır diyebiliriz. Hatta iki kez Londra''ya gitmiş ve alışkın olduğu Viyana ortamından uzaklaşarak müzik yapmak onun Londra''da büyük ilgi görmesine sebep olmuştur. Özellikle Esterhazy prensi Anton''un ölümünden sonra Haydn için gerçek bir “özgür müzisyenlik” dönemi başlar diyebiliriz. Hatta kendisi de, prensin ölümünden sonra çıktığı turnelerle kendisini adeta yeniden keşfetmiş ve gerçek Haydn profili bu dönemden sonra belirginleşmeye başlamış olduğunu ifade etmektedir. Düşünün, Prens Nikolaus''un bir zamanlar Viyana dışına çıkmasına bile izin vermediği Haydn, bütün bu engeller kalktıktan sonra dışa açılmaya başlar ve gerçek kimliğini de Avrupa''nın çeşitli ülke ve şehirlerine yaptığı bu turnelerden ve orada verdiği konserlerden sonra bulmaya başlar. Hatta bu durumu kendisi de; “Prensin ölümüyle dışa açıldım ve ancak o zaman bir müzisyen olduğumu fark edebildim… müzisyen olmanın da özgür olmak anlamına geldiğini… özgür olmadan müzisyen olunamayacağını” diyerek açıklamaya çalışmaktadır.

Joseph Haydn, Batı müziği tarihi içerisinde belki de en üretken, en bilgili fakat buna rağmen halkla olan bağını koparmamış ve halkın beğenilerini daima önemsemiş bir müzisyendir. Özellikle halk ile barışık olmak ve halkı anlayabilmek, yıllarca Aristokrat bir ailenin bestecisi olmuş Haydn için çok ayırd edici bir durumdur aslında. O, halkının değerlerini, zevk ve beğenilerini her zaman önemsemiş ve üretkenliğini halkın da anlayabileceği eserler besteleyerek değerlendirmiş düşünür bir bestecidir… yaşadığı dönemde müziğe kattığı yeniliklerle öncü vasfını elde etmiş, ama daha da önemlisi müziğin o günkü gidişâtını görerek geleceğe yönelik yenilikler yapmayı göze alacak kadar da cesur bir bestecidir Haydn. Bir aydındır aslında Haydn.

Aydın olmayı halkın değerlerine sırt çevirmek olarak anlayan bizim yerli aydınlara Haydn dinlemeleri ve Haydn''ı daha iyi anlamaya çalışmaları tavsiye olunur.

14 yıl önce
Joseph “Aydın”...
Hicret yurduna veda: Dağına taşına kadar vefa
Hayaller ve gerçekler
En baştan kaybetmek
Osmanlı şehirlerinde imaret sistemi
‘İsrail Lobisi’nin ev ödevleri!