Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Numarasız gözlük

Numarasız gözlük

Yaşar Süngü
Yaşar Süngü Gazete Yazarı

İstanbul’da Kadıköy’ün merkezinde kaldırımlarda yıllardır yaşayan ve hergün oradan geçen on binlerce insanın göz ucuyla da olsa dikkatini çektiği Sami Babacan Hilton Oteli’nin önündeki kaldırımda soğuktan donmuş halde bulunmuş.

O gece Kadıköy meydanından otobüslere binerek bir an evvel sıcak yuvalarına kavuşmayı hayal eden binlerce insandan bir tanesinin bile aklına belediyeye telefon etmek ya da yardım etmek gelmemiş.

O gece oradan geçen insanlardan bir tanesi bile 5 dakikasını ayırmamış Sami Babacan’a.

Bir an önce sokaktaki dondurucu soğuktan kaçıp sıcak evine gitme telaşından unutulmuş, es geçilmiş, belki bir göz atılıp arabalara binilerek evin yolu tutulmuş.

Eğer o gece yoldan geçen, yahut oradaki esnaftan biri kaldırımın kenarında duran bu adam için kendine bir saniye içinde “ne yapabilirim” diye sorsaydı bugün 65 yaşındaki bu sokaklarda yaşayan adam Belediyenin sığınma merkezlerinden birinde yaşıyor olacaktı.

Birilerinin belediyeye bir telefon etmesi yetecekti, donmaması ve yaşaması için.

Ama kimse yapmadı.

**

Dirisine göz ucuyla bakılıp geçilen Sami Babacan’ın donarak ölmesi onu sosyal medya kahramanı yaptı.

Ama bir günlüğüne.

Elinden geleni yapmamaktan dolayı yaralanan vicdanlar boşaltıldı.

Herkes suçu karşı tarafa yükledi ve rahatladı.

Kimse üstüne alınmadı ama herkes suçlu olduğunu bal gibi biliyordu.

Elinden gelen esirgemişti.

**

Demek ki salgının öğretmeye çalıştığı bir arada yaşama zorunluluğu bile bir işe yaramamış.

Demek ki duyarsızlığımız salgın gibi kalıcı hatta daha tehlikeli.

**

Vicdansızlığımız” diyeceğim ama bazılarımızın içinde kalan son merhamet kırıntısını da yok etmekten korktuğum için diyemiyorum.

Duyarsızlık” biraz daha kibar olduğu için onu kullanıyorum.,

O hiç çıplak kalmıyor.

Duyarsızlığımıza giydirdiğimiz kutsal elbiseler o kadar çok ki.

Dilencide bile nitelik, karakter arar, cebindeki onu rahatsız eden bozuk paraları vermek için.

Suriyeli sığınmacıların çocuklarının fazlalığından rahatsız olur.

Sokaktaki tartı aleti ile bu soğukta insanlığımızı tartmayı bekleyen gençlere de “Taşı sıksa toprak çıkarır” diyerek kızar.

Mendil, yara bandı satanların yanından bir eliyle cebindeki bozuk paraları oynayarak geçer.

İşsiz akrabasını, aşsız komşusunu “Allah yardım etsin” diyerek yukarıya havale eder.

**

Vicdanımızın harekete geçme çıtasını çok yükseltmişiz.

**

Daha önce duyarlı insanlar tarafından huzurevine yerleştirilmiş Sami Babacan.

Huzur evinin sıcak odalarına, sıcak çorbasına, yemeğine, temiz mekanlara güler yüzlü çalışanlarına, sağlığıyla ilgilenen hasta bakıcılarına ısınamamış belki de.

Her seferinde sokaklara geri dönmüş.

Sokaklarda yaşadığı bunca eziyeti huzur evlerine tercih ettiğine göre o evlerde huzur bulamamış anlaşılan.

Belki de özgürlüğüne düşkünmüş, bilemiyoruz.

Özgürlük güzel şey de, soğuk havalarda kimse sokaklarda kaldırımlarda, terkedilmiş binalarda yatmaktan keyif almaz.

**

Belediyelerin böyle havalarda onlar için otel, yurt ya da kapalı spor salonlarını açıp, oralarda bir müddet soğuktan koruduğunu herkes biliyor.

Göz ucuyla bile temas etmekten korktuğunuz sokakta yaşayanlara, belediyenin beyaz masasına bir telefonla ulaşarak yardım etmek mümkün iken biz nasıl bu kadar savrulabildik.

**

Çözüm konusunda vatandaşın aklına gelenler yetkililerin aklına neden gelmez, onu çözmek de çok zor.

Sokak hayvanları için parkların bir köşesine kedi diğer köşesine köpek barınakları yerleştirmek belediyecilerin aklına mı gelmiyor?

Şehirlerde uygun olan camilerin bahçelerine yapılacak 2 kişilik içinde banyosu ve tuvaleti olan küçük bir oda yaparak burada sokakta kalanların barınmasına imkan sağlamak bu kadar mı zor.

O caminin cemaati bahçeye yapılacak küçük bir odada kalacak iki tane evsize bir sıcak çorba bir de temiz elbise veremeyecek kadar aciz mi?

Hayır. Hocadan “yeryüzündekilere merhamet edenlere gökyüzünden merhamet yağar” sözünü sık sık duyan cemaate böyle bir yardım imkanı verin fazlasını bile yaparlar.

Onlar yapmasa çevredeki esnaf yapar.

**

“Sen şiirlerinde insanları hicvederken neden isim vermiyorsun” diyenlere Şair Eşref şöyle cevap vermiş; Neden olacak bütün alçaklar üstüne alınsın, numarasız gözlük gibi kullanılsın diye”. Şair isyanında haklı ama numarasız gözlük bile yetersiz, kimse üstüne alınmıyor.

Sosyal medyada gazını boşaltıyor ve bildiği yoldan devam ediyor.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.