Yazarlar Kartlar değişse de oyuncular sabit

Kartlar değişse de oyuncular sabit

Yaşar Taşkın Koç
Yaşar Taşkın Koç Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Kaldığımız yerden devam edip edemeyeceğimizi yakında göreceğiz.

Çözüm Süreci’nde epeydir hareket etmeyen tren bakalım 30 Kasım’dan sonra hangi hızla hareket edebilecek?

Bunu anlamak için elimizde veriler yok şimdilik ama yeterince ihtimal var.

HDP milletvekili İdris Baluken’in Kandil’de yapacağı görüşmeden çıkacak sonuç birinci ve önemli veri.

Aralarında Baluken’in de bulunduğu heyet oradan İmralı’ya gidecek bu mesajı da yanlarına alarak.

Bu arada, 30 Kasım’da yapılması planlanan İmralı ziyaretine DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle ve Demokratik Özgür Kadın Hareketi Aktivisti Ceylan Bağrıyanık’ın da dahil edildiği iddia edilmişti.

Bağrıyanık’ın heyette olmayacağı karşılıklı mutabakatla bugün itibariyle kesinleşti. Yani heyet 4 kişiden oluşuyor.

Görüşmeden sonra Öcalan’ın değerlendirmesi belli olacak.

Beklenti tabii ki sürece cesaret veren bir açıklama olması yönünde.

Sadece bu kadar da değil hatta, Ankara’nın 6/8 Ekim’den bu yana ısrarla altını çizdiği gibi “yeni şartlar eklemeden silah bırakma yönünde çağrı ve icraat”a yönelk bir deklarasyon bekleniyor.

Bu, işin bizimle ilgili yönü.

Oysa 6/8 Ekim de gösterdi ki masada biz istemesek de başkalarının da görünmeyen sandalyeleri var.

Hatta sadece 6/8 Ekim değil, öncesinde, Suriye’nin kuzeyinde kantonlar ilân edildiğinde birden “şartlar değişti, kartlar yeniden dağıtılıyor” havasındaki PKK ve bileşenleri sürece kendi adlarına fren yaptırmıştı.

Kürt meselesi hiç istemediğimiz halde uluslar arası etkilere yoğun olarak açık durmaya devam ediyor.

İçinde bulunduğumuz Ortadoğu kargaşasında bir faktör İran. Çözüm Süreci’ne devam edilmesini tabii ki istemiyor ve gerekli her türlü lojistik yardımı yapıyor.

ABD ile nükleer pazarlık nedeniyle girdiği yakın ilişki de yine özellikle Kandil’in süreçten uzaklaşmasını hızlandırıyor.

ABD ve Batı ile onların Ortadoğu’daki partnerlerinin sürece doğrudan olmasa da sınırlarımızın hemen ötesindeki tutumları, tercihleri nedeniyle zarar verdiği ortada.

Dolayısıyla kendi içimizde anlaşıp anlaşamayacağımızı; süresini; yaşananlara benzer kazaların, provokasyonların olup olmadığını belirleyecek önemli bir dış etken mevcut.

Suriye ve Irak’ın geleceği ile IŞİD’in durumu bu açıdan çok belirleyici.

Bu hafta daha fazla konuşulacağı belli olan yeni bir senaryo gittikçe daha fazla pişiriliyor Birleşmiş Milletler’de: Suriye’de taraflar arasında ateşkes...

Kan akmayacak olması nedeniyle ateşkes her zaman ve zeminde savunulması gereken bir tutamak. Ama Baas yönetimi tarih boyunca defalarca ispatladı ki güçlenip dinlendikten sonra ateşkesin arkası bugünkülerden daha kanlı operasyonlar demek.

Dahası ateşkes süresince örneğin Halep’teki birliklerini güneye kaydırıp oradaki muhalefeti ezmemesinin garantisi yok. Bütün bunları da ateşkes süresince iyice kaderine terk edilecek muhalefetin gittikçe zayıflamasıyla eş zamanlı yapma imkânı bulacak.

Nihayetinde Işid’i tek düşman olarak gören ve bu bakış açısıyla Nusra ve benzerlerinin de kendisine katılması kaçınılmaz hale gelecek örgütle kalan herkesin ittifakı arasında bir savaşa evrilecek gelişmeler.

Bunun anlamı rejimin yerini biraz daha garanti etmesi; muhalefetin zayıflaması; Suriye’nin çok daha uzun sürecek bir parçalanmışlık içinde kıvranması demek.

Aynı anda Irak’taki Işid operasyonları ve elinde tuttuğu bölgelerle tehdit etmeyi sürdürdüğü yeni kasaba ve şehirleri de unutmamak gerek.

Manzara böyle olunca uluslar arası gelişmelere çok daha duyarlı; bunlara çok dikkat eden sınırlarımız dışındaki Kandil’in masada tek başına oturmadığı onunla beraber ne çok aktörün de kendine yer bulduğu ortaya çıkıyor.

O yüzden Kandil’den gelecek açıklama önemli.

Bundan daha önemli olansa Ortadoğu’da yaşanacak yeni gelişmeler.

Her şeye rağmen masanın diğer ucundaki Ankara bütün bu dengelere, ağırlıklara, kalabalığa karşı terazinin hâlâ daha ağır çeken kefesini oluşturuyor.

Eleştirilerimiz beğenmediğimiz eksik bulduğumuz yeterli görmediğimiz yönleri ve günlük siyaset içindeki ideolojik tutumumuz ve polemikler nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet olarak özellikle kendi meseleleri ve bölgesi hakkında sahnedeki yeri ve ağırlığını sık sık unutuyoruz.

Sadece son on günde Türkiye’ye gelip gitmiş ya da gelmek üzere uçağına binmekte olan onlarca misafir içinde ABD Başkan Yardımcısı Biden, Rusya Devlet Başkanı Putin ve Papa’nın bulunması hafife alınacak bir trafik değil.

Hatırlatmakta yarar var; Sık sık yeniden dağıtılan sadece kartlar.

Oyuncular değil...

GÜZEL BİR HABER: Düne kadar Mustafa Karaalioğlu, Yusuf Ziya Cömert, Mehmet Ocaktan’la aynı kurumda çalışıyorduk. Karaalioğlu yöneticimdi ayrıca. Şimdi üçüyle aynı gazetede yazar olarak buluşmuş olmak bile sevindirici. Kendi evleri sayılır, o yüzden bana düşmez ama adettendir: “Hoşgeldiniz”.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.