Yazarlar Yüz yıllık sorular

Yüz yıllık sorular…

Yaşar Taşkın Koç
Yaşar Taşkın Koç Gazete Yazarı

Bu yıl soğuğun ne olduğunu biraz unutmuş bir Ankaralı olarak Stockholm"e gelince hatırladık ister istemez.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül"ün ziyaretine eşlik etmek için haber kanallarının Ankara temsilcileri olarak geldiğimiz gezide çok sayıda ilk ve sürpriz var.

İlişkilerimizin tarihi neredeyse beş yüzyıl öncesine gitse; kralları 12. Karl tam beş yıl topraklarımızda kalmasına ve Ruslar"la bir savaşa sebep olmasına rağmen Cumhurbaşkanı düzeyinde ilk ziyaret bu.

Ziyaretin birinci günün akşamı şimdiki Kral 16. Karl Gustaf"ın amcasının eşi Prenses Lilian, 97 yaşında hayata veda etti.

1915"te doğan Lilian"ın hayat hikâyesinde on yıllarca sevdiği adamla birbirlerini beklemeleri özel bir yer tutuyor. Dillere destan bu aşkın kahramanının vefatı üzerine İsveç planlanan görüşme ve törenlerde değişiklik yapmadı. Biz de jest olarak onlar gibi Stockholm"deki bayraklarımızı yarıya indirdik.

Lilian 1915"te yani bizim Çanakkale, Sarıkamış başta olmak üzere onca cephede ölüm kalım savaşı verdiğimiz bir tarihte doğmuş. Onun bütün hayatı boyunca savaş kaybettik, Mondros imzalandı, Sevr yırtılıp atıldı, Kurtuluş Savaşı yapıldı, Cumhuriyet kuruldu, inkılaplar, tek parti dönemi, çok partili hayata geçiş, darbeler, bugün yıldönümü olan 12 Mart gibi muhtıralar birbirini kovaladı.

O kendi aşkının peşinde sabreder, kendisini seven adam kraliyet hayatının dışında Paris"te bir köyde onunla yaşamayı seçerken Türkiye"de onca faili meçhul, onca çatışma, onca infaz, idam, işkence yaşandı.

Lilian hayata veda ettiğinde Kürtlerin yoğun yaşadığı illerde 40 bine yakın insan ölmüştü Türkiye"de.

Ve bugün Türkiye bu ölümden başka, hasardan başka hiçbir şey getirmeyen, getirmesi de mümkün olmayan mücadelenin sonunu görmeye çalışıyor.

Dünyanın bir ucuna, rekabette birinci, ekonomide üst sıralarda, iki dünya savaşına da girmemiş bir ülkeye geliyoruz ve aklımızda Çözüm Süreci. Cumhurbaşkanı"na hem havaalanında hem buradaki ilk basın toplantısında bunu soruyoruz. İsveç devlet televizyonu röportaj yapıyor, bunu soruyor…

Cumhurbaşkanı Gül"ün söyledikleri arasında "devlet silahlı mücadele kadar diğer yöntemleri de dener, deniyor" ve "karşı tarafı tekrar uyarıyorum, bunu bir propaganda, psikolojik savaş malzemesi yapıp fırsatın kaçırılmasına sebep olmayan" cümleleri önemli.

Resmi heyette, Süryani Cemaati lideri Yusuf Çetin de bulunuyor. 1960"larda işçi olarak Almanya"ya, daha sonra İsveç mülteci kabul etmeye başlayınca bu ülkeye 70"lerin ortasından itibaren göç etmiş Süryaniler. İsveç"teki 115 bin Türk"ün üçte birinden fazlası Süryani vatandaşlarımız. Bu yüzden Çetin"in burada olması hem anlamlı hem önemli.

Yaşanmış sorunlara fazla değinmek istemeyen Çetin, burada yaşayan Süryanilerin Türkiye ile bağlarının sürdüğünü vurgularken "Evde Türkçe konuşuyor, Türk kanallarını izliyor, sık sık Türkiye"ye gidip geliyorlar" diyor.

En çarpıcı örneği ise futboldan: "Fenerbahçe-Galatasaray tartışması burada Türkiye"dekinden de ateşli…"

Bütün bunları üst üste o soğukta düşünür, yaşarken yanımda bulunan Seppings-Wright"ın Hilal Altında İki Yıl isimli kitabında yazdıkları daha anlamlı hale geliyor. 1911"de Trablusgarp, ertesi yıl Balkan cephelerinde gazetecilik yapan İngiliz, "Balkan Harbi, menfaati olan ülkeler tarafından çirkin şekilde ve gayet ustaca tertiplenmişti" diyor ve sonra ekliyor "… geçmişi tamir etmek mümkün değil ama ya istikbali? Osmanlı İmparatorluğu bütün gücünü toplayarak reformlarının gerektirdiklerini yerine getiremezse topraklarının tamamını kaybedecektir. Başkaldıran tebaası artık ona karşı çalışıyor. Osmanlı Devleti neden bu genç devletlerle müşterek bir faaliyet içine girmiyor ve bu şekilde ülkesinin Avrupa"da kalan kısmını kurtararak Asya"daki topraklarına uzanan yolları tıkamıyor?"

Soru tam 101 yıl önce sorulmuş…

Sonuç: hemen bütün topraklarımızı kaybettik, sonra bir kısmını zar zor geri alabildik.

Bizim sorun çözerken nedense hiç kullanmadığımız bir yöntemi yüzyıl önce sorguluyor, teklif ediyor…

Bugün bu yüzden daha anlamlı hale gelmiş bir soru.

Siz bu yazıyı okuduğunuzda biz de Kral"ın Cumhurbaşkanı Gül"ün onuruna verdiği akşam yemeğine fraklar içinde katılmış olacağız çoktan.

Frak zorunlu çünkü ev sahibi bir Kral ve onun atalarının geleneği böyle.

Atalarımızın geleneğine uygun bir kıyafet, bizde törenlerde olsun giyilse nasıl bir kıyamet kopar, anlatmaya gerek bile yok.

İrtica mı?

İsveç Kralı"ndan gericisi yok bu durumda!

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.