Yazarlar Güçlü kalmanın tek yolu var

Güçlü kalmanın tek yolu var

Yaşar Süngü
Yaşar Süngü Gazete Yazarı

Türkiye ekonomisinin ABD’deki Reza Zarrab davasıyla krize gireceği yolundaki iddiaları kim dillendiriyorsa bilsinler ki dış tehditler beş para etmez; o yüzden bu topraklarda kardeş kavgasını körüklüyorlar, başarılı da oluyorlar.

Onlar da bilirler biz dış düşmandan değil, içimize giren düşmana yenilmekten, düşmanı tanıyamamaktan korkarız.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Yaşar Süngü : Güçlü kalmanın tek yolu var
Haber Merkezi 26 Kasım 2017, Pazar Yeni Şafak
Güçlü kalmanın tek yolu var yazısının sesli anlatımı ve tüm Yaşar Süngü yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Biz her askeri darbe ile yediğimiz sopalar ve bitmeyen kronik işsizlik yüzünden krizlere aşılıyız.

Ekonomik kriz söylentileri” ülke ayrımı gözetmeden, yatırım yapmak isteyen herkesi frenler.

İç veya dış fark etmez, sermaye, Eminönü’ndeki güvercinler gibi ürkektir, en ufak gürültüde uçar gider.

Güven ve istikrar arar.

Onun için bu söylentilere itibar etmemek lazımdır.

 “Bize bir şey olmaz” tembelliğine kapılmadan her türlü tedbiri de almak gerekir.

**

Ekonomik kriz söylentilerinin dış düşmandan başka kimseye faydası yoktur.

Krizlere karşı en etkin tedbir ekonomik değil, sosyaldir.

O da nedir?

Ülke içinde birlik beraberlik ruhunu güçlendirmektir.

Bu devletler için de şirketler için de, bireyler için de böyledir.

“Ocusun, bucusun” demeyi bırakmaktır.

Bölüneceksiniz diyenlere karşı el ele tutuşmak ve sarılmaktır.

“Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz” sözü çok gerçekçi ve hiç aklımızdan çıkmaması gereken bir sözdür.

Uymamız gereken kural bellidir;

Çaresi bulunan şeylerde acze, çaresi bulunmayan şeylerde de ümitsizliğe düşmemek.

**

Biz güçlü olursak her oyunu bozarız.

Güçlü olmanın yolu da ekonomiden değil sosyal ve kültürel zenginlikten, birlik beraberlikten geçiyor.

Yaşam biçiminden yemek türüne ve tarzına kadar yabancılaşan bir toplumun zengin ve güçlü olma şansı yoktur.

İçeride düşman üreterek güçlü olma şansımız ise hiç yoktur.

Ekonomik zenginlik, hiçbir ülkeye veya bireye kültür zenginliğini getirmez ama kültürel zenginliğin sonu hem devlet hem vatandaş için ekonomik zenginliktir.

Ne diyordu İzzetbegoviç, savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.

  • İzlanda kadar KOBİ sayımız var
  • Şimdi bu ülke ekonomisi ile ilgili bazı rakamları hatırlayalım;
  • İngiltere’yi Euro 2016’da yenerek kupadan eleyen 300 bin nüfuslu İzlanda kadar KOBİ sayımız var.
  • Gelişmiş ülkelerle boy ölçüşecek kadar büyük ölçekli işletmemiz 7 bin civarında.
  • Kalitesi düşse de üniversite sayımız 200’e yaklaştı.
  • Ar-Ge merkezi 579 adet, tasarım merkezi sayısı 68 ve teknopark sayısı 65’e ulaştı.
  • Yıllık yerli patent başvuru sayısı, 2016 yılında 6 bin 445.
  • Faydalı model başvurularıyla birlikte değerlendirildiğinde yerli buluş sayısı 10 binin üzerinde.
  • 2011 yılından bu zamana 100 binin üzerinde marka başvurusuyla sürekli olarak Avrupa’nın en fazla marka başvurusu yapılan ülkesiyiz.
  • 2016 yılında 40 bini aşan tasarım başvurusuyla Türkiye, en fazla tasarım başvurusu yapılan ülkeler sıralamasında Avrupa’da 2’nci, dünyada ise 4’üncü sırada yer alıyoruz.
  • Coğrafi işaret başvuru sayımız 420, tescil sayımız 229.
  • IMF ile Dünya Bankası ekim ayında ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası da bu ay Türkiye’ye ilişkin büyüme beklentilerini yükseltmişti.
  • Bu hafta da Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Türkiye için 2017 yılı büyüme beklentisini yüzde 3,4’ten yüzde 6,1’e, gelecek yıl için de yüzde 3,5’ten yüzde 4,9’a yükseltti.
  • 2017’de yıllık büyüme oranının yüzde 7 civarında olması bekleniyor.
  • Demir İpek Yolu” olarak nitelendirilen, Tarihi İpek Yolu’nu canlandıracak Bakü-Tiflis-Kars (BTK) Demiryolu Hattı ile Türkiye’den Azerbaycan’a gidecek ilk tren Mersin’in Tarsus ilçesinden yola çıktı.
  • Hat ile Türkiye, Çin ve Avrupa arasında önemli bir koridor oluştu.

İnsani kalitemizi nasıl arttırırız?

7,4 milyar olan dünya nüfusunun 3,4 milyarı internete bağlı, 2,3 milyar kişi sosyal medyayı aktif olarak kullanırken, 3,8 milyar kişi mobil cihaz kullanıyor.

Ülkemizde ise 80 milyon insanın 46 milyonu internete bağlı, 42 milyonu ise sosyal medyayı aktif kullanıyor.

İnsani kalitemizi arttırırsak bu alanı doğru kullanabileceğiz ve meselenin büyük kısmınız çözmüş olacağız.

İnsani kalitemizi nasıl artırırız?

En önemli sorumuz bu olmalı.

Okuyarak, kültürel ve sosyal değerlerimizi tekrar keşfederek, birbirimize ihtiyacımız olduğunu kabullenerek.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.