Yazarlar Zamandan kazanırken kaybettiklerimiz

Zamandan kazanırken kaybettiklerimiz

Yaşar Süngü
Yaşar Süngü Gazete Yazarı

Bütün çalışma yerlerinde, fabrikalarda, bürolarda, “Zaman değerlidir, onu yitirme” ya da “Vakit nakittir, boşa harcama” diye levhalar yazılıydı.

Sonunda büyük kentin görüntüsü yavaş yavaş değişmeye başladı.

Eski mahalleler, eski evler yıkılarak, yerlerini tek tip apartmanlardan oluşan bloklar aldı.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Yaşar Süngü : Zamandan kazanırken kaybettiklerimiz
Haber Merkezi 28 Mayıs 2018, Pazartesi Yeni Şafak
Zamandan kazanırken kaybettiklerimiz yazısının sesli anlatımı ve tüm Yaşar Süngü yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Her şey tek tipti. İnsanların hayatları da aynıydı.

Zamandan tasarruf edeyim derken, yaşamları gittikçe daha zavallı, daha tekdüze ve daha soğuk hale sokuyorlardı.

Bu gerçeği sadece yüreğinin derinliklerinde hisseden çocuklar fark etmişler­di. Çünkü artık kimsenin onlara ayıracak zamanları yoktu.

Oysa zaman yaşamın kendisiydi.

Ve yaşamın yeri yürekti.

İnsanlar zamandan tasarruf ettikçe, zaman azalıyordu.

**

Momo, onlar için çok iyi bir dinleyiciydi. Kimin her ne prob­lemi olursa olsun Momo’nun yanına uğrar ve anlatırdı.

Momo, saatlerce bile olsa sessizce dinler, hiçbir şey söylemezdi. Ancak, derdini anlatan kişi, bu anlatma süresi içinde çaresini de bulur, böylece Momo’nun yanından sorunu çözülmüş olarak ayrılırdı.

Momo herkesi, her şeyi dinlerdi. Böcekleri, otlan, yağmuru, hatta rüzgârı bile. Her biri ona kendi dilince bir şeyler anlatırdı.

**

Duman adamlar kadar yaşamda zamanın önemini kimse bilemezdi.

Kendilerini ‘Zaman Tasarruf Şirketi’nin birer temsilcisi olarak tanıtıyor, konuştukları insanların zamanlarını nasıl boşa harcadıklarını saniye hesabıyla ortaya koyuyor, onların sadece iş yapan birer makine haline dönüşmele­rini istiyorlardı.

Zamanla şehrin büyük bir çoğunluğuna bu şekil­de etkinlik sağladılar.

İnsanlar artık birbirleriyle iş dışında bir şey konuşmuyor, hasta ve komşu ziyaretine gitmiyor, birbirlerinin sorunlarına yardımcı olmuyorlardı. Çünkü, bunları yapmak, za­manı boşuna harcamak demekti.

Bu nedenle, bayramları dahi kutlamaz olmuşlardı.

**

Momo, Gıgı ve Beppo’da oturmuş, insanların artık eskisi gibi kendilerini dinlemediklerini ve yanlarına gelmediklerini konuşu­yorlardı.

Oynamaya gelen çocuklar ise ellerinde pahalı oyuncak­larla geliyorlar, bu nedenle oynanan oyunlarda hayal gücü ve yaratıcılığa yer kalmıyordu.

**

Momo ve dostları, tüm bu insanlara yardımcı olmak için kafa kafaya verip, çareler üretmeye çalışıyorlardı.

Bu nedenle Momo daha önce yanına sık sık gelen duvarcı ustası Nicola’yı bulmak için evine gitti. Gece geç saatlere kadar bekleyerek ancak görüşe­bildi. Nicola eskisine göre çok daha fazla para kazanıyordu ama vicdanı fakirleşmişti.

Aynı durum, meyhaneci Nino için de geçer­liydi.

Hatta Momo onların yanına gittiğinde, karısı ile bağrıştıkla­rını duymuştu.

Karısı, Nino’yu gaddarlıkla suçluyordu.

Nino, işlerini büyüteceğini haykırıyor, karısı ise “Hayır, kalpsizlikle ola­caksa, bin kere hayır” diyordu.

Sonuçta, Nino yanlışından dönmüş, yine eskisi gibi yaşama­ya başlamıştı.

Momo, böylece bütün arkadaşlarını dolaşıyor ve onları eski yaşamlarına döndürmeye çalışıyordu.

Bunda bir hayli başarılı olmuştu.

Ancak, bu durum duman adamların hiç de hoşuna gitmiyordu.

**

Bir gün evinin yanında, konuşan harika bir oyuncak bebek buldu. Bebeğe baktıkça hayranlığı artıyordu.

Ancak, tüm hayran­lığına rağmen, bebek devamlı konuştuğu için, bir türlü onunla kendi istediği gibi bir oyun oynayamamıştı.

İşte tam bu sırada, kül rengi suratlı bir adam geldi ve Momo ile konuşmaya başladı.

Sonra da arabasının bagajından bir sürü eşya, oyuncak ve elbise indirdi.

Adam, “Artık bunlarla oynayacaksın, arkadaşa ihtiyacın yok” diyordu.

Adam, anlattıkça anlatıyordu: “Yaşamda esas önemli olan, in­sanların bir yerlere gelmeleri, yükselmeleri, bir şeylere sahip olmalarıdır. Sen arkadaşlarını boşuna oyalıyor, onlara düşmanlık ediyorsun. Onları gerçekten sevi­yorsan sen de bize yardımcı olursun. Onun için sana bu güzel şeyleri hediye ettik.” .

**

Momo bir an için tereddüt etti.

Acaba bu adamlar haklı mıy­dı? Sonra kendini toparlayıp sordu:

“Seni hiç kimse sevmedi mi?”

Bu soru, adamın kırılma noktasıydı.

Kekeleyerek cevapla­maya çalıştı.

O kendine güvenen adam gitmiş, yerine sayıklar gibi konuşan biri gelmişti.

Aceleyle toparlandı ve Momo’ya “Tüm bunları unut” diyerek arabasına koştu.

O anda, adamın getirdiği bütün eşyalar da peşinden koşup, arabanın bagajına doldular.

(Yazar Michael Ende/ Momo kitabından alıntı)

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.