Yazarlar Toplumsal travma

Toplumsal travma

Yasin Doğan
Yasin Doğan Gazete Yazarı

Paralel yapı gerçeği her anlamda büyük sarsıntılara sebep oldu. Devlet kurumlarına eklemlenerek harici iradelerin yönlendirmesiyle hareket eden, ayrı bir gündem ve planlamaya tabi olan, siyaseti ve ülke yönetimini şekillendirmeye çalışan bu neo-vesayetçi anlayış, kendisi (yöntem, usül ve mantık olarak) hastalıklı bir durum olduğu gibi toplumsal alanda da bir travmaya yol açıyor.

Madalyonun bir boyutu diğer boyutun yapıp ettiklerini izahta zorlanıyor, farklı savunma mekanizmaları geliştirerek meşruiyetini korumaya çalışıyor. İstihbarat ve şantaj şebekesi gibi hareket edenler açık bir şekilde güç zehirlenmesi yaşıyorlar, girdikleri iktidar mücadelesiyle demokrasi ve hukukun altını oyuyorlar. Bunlarla ilişkili gazeteciler ise ya çok iyi bildikleri bu durumu reddederek olayın vahametini perdelemeye çalışıyorlar ya da hükümetin ne kadar yoldan çıktığı yönündeki propagandayla yapılan saldırıyı mazur göstermeye çalışıyorlar.

Milli iradeye, demokrasiye ve hukuka yönelik kirli saldırıyı göğüslemeye çalışan hükümetin kendini savunmasını zulüm ve saldırı gibi takdim edenler oldukça azalan inandırıcılıklarını tamamen yitiriyorlar.

Devlet içindeki hastalıklı yapının deşifre olmaya başlaması gerçekten de belli kesimlere yönelik toplumda ciddi bir güven sarsıntısı yaşanmasına sebep oldu. Özellikle bu yapıya sempatiyle bakanlar büyük bir toplumsal travma yaşıyorlar.

Psikolojik travma insanın anlam vermekte zorlandığı olaylar sonucu ruhsal sarsıntı geçirmesi, duygusal açıdan çöküş yaşamasıdır. Madalyonun bir yüzünü hep görmezden gelmeye alışanlar orta yerde duran gerçek karşısında tam anlamıyla bir şaşkınlık yaşıyorlar. Toplumun umumunda görülen şaşkınlık ve güven kaybı ise işin cabası...

İyi niyetle ve samimiyetle meseleye yaklaşanlar şok, üzüntü, kızgınlık, kaygı, korku, karamsarlık, çaresizlik duygusuna sürükleniyorlar. "Ne olduğuna anlam veremiyorum", "tüm bunlar niçin", "ben şimdi nasıl tavır takınacağım" gibi sorular yaşanan şaşkınlığın tezahürü...

Hiçkimse insanların duygularını istismar etme, güvenlerini boşa çıkarma, onları duygusal ve psikolojik bunalıma sürükleme hakkına sahip değildir. "Kandırılmışlık" duygusu telafisi zor bir durumdur.

Daha vahimi, güven kaybının sadece bu yapılarla ilişkili çevrelere yönelik değil bir nebze de olsa başka alanlara da sirayet etme riskidir. "Acaba kandırılacak mıyım", "bunların başka amaçları mı var" türü kaygılar bir çok olumsuzluk üretebilir. Sorumsuz kişilerin sebep olduğu bu durum daha büyük bir vebaldir.

Kendi topluluğuna ve yakın çevresine travma yaşatanların durumdan ders çıkarmak ve özeleştiri yapmak yerine daha saldırganlaşmaları zararı daha da büyütür.

Bu tür durumlarda meseleyi çarpıtmak için maneviyata sarılma, sapılan yoldan medet umma, yakın çevrelerin desteğini arama gibi yöntemler işe yaramaz.

Dosyayla, kasetle, tehditle ortaya çıkan güç, hiçbir zaman kalıcı olmaz. "Devlet gücü"yle oluşan etkiyle, sosyal/manevi alanda meşruiyet üretilemez.

Korku ve çıkar sevginin yerini aldıysa orada kalıcı bir manevi bağlılık yoktur. Her alanda paralel evrenler oluşturmak, takiyye yapmak, çift gündemli olmak inandırıcılığı ve samimiyeti tuz buz eder.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.