|
Yazarlar

Katar gibi Katar

04:00 . 27/11/2022 Pazar

Yusuf Dinç

Doç. Dr. Yusuf Dinç, Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsünden doktora derecesini aldı. Duke Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde araştırmacı olarak bulundu. Trakya Üniversitesi’nde ve İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nde görev yaptı. İslami finans, bankacılık, sigortacılık ve gölge bankacılık konularında çok sayıda kitap, makale ve yayını bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Örgütü gibi kurumlarla ulusal, uluslararası ve uluslar üstü projelerin yürütücülüğünü gerçekleştirmiştir. Dinç, İslam Kalkınma Bankası Enstitüsü Smart Economy Lab ödülü sahibidir. Evli ve iki kız babasıdır, İngilizce bilmektedir.

Yusuf Dinç
Katar, 2022 Dünya Kupası’nı organize ederek tüm dünyanın dikkatini üzerine çekti.
Şimdiye kadar epey başarılı bir turnuva
organizasyonuna şahitlik ettiğimizi düşünüyorum.
Diğer taraftan uygulamaları ve sarsılmaz duruşuyla da herkese “
şapka
” çıkarttırdığını görüyorum.
Yok, içemiyoruz, vay tribünde kadın yok, vay aile düşmanı sapıklara geçit yok
… Şikâyet üstüne şikâyet... “
Turnuva karbon emisyonuna neden oluyor
!” kastına kadar tüm ateş güçlerini Katar’ın üstüne yönelttiler. Siyasi hesap görmenin en ilginç yolunu deniyorlar.
Aslında bunların hepsi tek bir merkezden kumanda edilen ve sadece Katar’ı değil ve
tüm ülkeleri hedef alan
bir sindirme operasyonunun parçaları. Kutuplaşmada tarafa zorlama meselesi...

Fakat Katar ne Katar’mış. Hepsi pustu gitti.

Bu ıvır zıvır eleştiriler yanında “turnuvanın Katar’a yakışmadığı” vurgusuna ise gülüp geçmeli... Çünkü eleştirenlerin
kendi gerçekleriyle çapları arasında derin bir uçurum var.
Evvela Fransa mı, Almanya mı, İngiltere mi, kim, kalkacaktı turnuvanın altından?

Taraftarlar uçak bileti parasını karşılayabilecektiyse bile havalimanları iflas eder, valiz kuyrukları dışarılara taşardı. İptaller, rötarlar, kaos ortaya çıkardı.

Arpa talebi artar, yurtiçi bira fiyatları manipüle edilir, küresel tahıl fiyatları dahi yukarı giderdi. Yem fiyatları artar, o da etin fiyatını artırır, tavuk, yumurta derken insanlık protein sıkıntısına girerdi.
Türkiye koridoru açık tutmasa herkes kırılır giderdi…

Turnuva yazın düzenlen-meyecektiyse otellerin ısıtma talebi artar, karşılamak için fabrikaların gazı kesilir, üretim düşer, işsizlik artar, halk kıtlık ve yokluğa düşerdi. Otellerin kazanacağı para da sonraki ay gelecek doğalgaz zammına giderdi. Fabrikalardan kesmeyelim kiliseleri, okulları falan kapatalım, öğretmenlere de yazın maaş vermeyelim derlerdi belki de. Yazın yapılsa klimalar sonuna kadar açılır, elektrik kıtlığına düşülür, yoğun bakım hastalarının transferi projelendirilmeye çalışılırdı. Emisyonun da alası görülürdü, not etmiş olayım.

Stadyumda biri hapşırsa hemşireler toplu istifa eder, sağlık sistemi böylece tümden iflas ederdi.
Maske ihracatı anlaşmaları yapılır, solunum cihazlarına ithalatta el konurdu. Hastaneler doğalgaz, elektrik bulabilir miydi, o da ayrı mesele.

Yapılan harcamalar nedeniyle sokak hareketleri başlar, halk polisle çatışır, hükümet düşer, seçim de çare olmazdı.

Daha da uzatabilirim de gerek yok. Katar aleyhine kampanya yapanlara tavsiyem yatıp kalkıp Katar bu işi hallediyor diye şükretmeleridir.

Paranın haftası
  • Bu hafta paranın, yahut paranın kaynağının merkezde olduğu iki önemli toplantı gerçekleşti. Evvela Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun Güncel Dini Meseleler İstişare Toplantılarının 9.’su gerçekleştirildi. Toplantının konusu kripto “varlıkların” fıkhi açıdan değerlendirilmesi olarak belirlenmişti.
  • Toplantı salonuna hâkim olan kripto varlık kavramlaştırmasını ise manidar buldum. Nihayet kripto paraları ihraç edenler, bunları kendileri “para” olarak tarif ediyor, varlık ihraç ettiklerini değerlendirseler gene kendileri izahnamelerde (white paper) bunu tespit ederlerdi. Buna rağmen konunun uzmanlarının fevkalade katkıları ve Din İşleri Yüksek Kurulu’nun tam kıvamındaki hazırlığıyla oldukça verimli tartışmalar yapıldı. Para perspektifimiz sorgulanmaya açılmış oldu.
  • Paranın yatırım aracı değil, yatırımın aracı olduğu
    gerçeğini tartışmak için kripto paralar iyi bir zemin sağlıyor. En çok da doların haksız şekilde hâkim olduğu bugünkü para sistemine bir başkaldırı anlamı taşımaları kripto para düşüncesini değerli kılıyor.
  • Diğer taraftan parayı tarihi sürekliliği içinde en iyi ele alan ve parayla ilgili kavrayışımızı şekillendiren asıl adres olmaya asırlardır devam eden Darphane’nin 555. kuruluş yıldönümü etkinliği de bu hafta gerçekleştirildi. Darphane Genel Müdürü Abdullah Yasir Şahin’in üstünde durduğu dijitalleşme denemelerini ve ileri dönük dijitalde darp perspektiflerini önemli buldum.
  • Dünya paranın ne olduğu ve biçiminin ne olması gerektiğiyle ilgili en liberal düşünebildiği dönemlerden birisinden geçiyor. Sanırım para ilk icat edildiği günlerden ve bir de itibari (kağıt) paraya geçiş dönemlerinden hariç insanlık para üstüne bu denli düşünce esnekliğine kavuşmamıştır.
  • İşte, tam da böyle bir ortamdayken Atatürk Kültür Merkezi’nde kısa bir süreliğine açık kalacak olan
    Kudret ve Hafıza Sergisi
    ’nin açılışı da Darphane’nin kuruluş yıldönümü etkinliği kapsamında gerçekleştirildi. Fatih Sultan Mehmet Han’ın banisi olduğu Darphane’nin 555 yıl boyunca bastığı sikkelerin, nişanların, madalyonların ve anı objelerinin yer aldığı bu sergiyi görmelerini tüm okurlarıma tavsiye ediyorum.
  • Sergi, bugünkü para fikrinin ezeli olmadığı gibi ebedi de olamayacağının müşahedesiyle hafızaları tazeleme imkânı sunuyor.
#para haftası
#Kudret ve Hafıza sergisi
#Katar
#Dünya Kupası
#Avrupa
2 ay önce
default-profile-img
Katar gibi Katar
“Erdoğan’sız seçim” senaryosu!
Kılıfa sokulan süngerin ince işleri
Çerkeszade bir muhacir alim Cevdet Said
Beş bin Kur’ân-ı Kerim yakan piskopos
Cumhuriyetçi Parti Trump’tan kaçıyor mu?