Yazarlar Camp Davidden Mekkeye İstanbulun fethini yeniden hatırlamak

Camp David’den Mekke’ye: İstanbul’un fethini yeniden hatırlamak

Zekeriya Kurşun
Zekeriya Kurşun Gazete Yazarı

Önce Türkiye ve genel olarak İslam dünyası 29 Mayıs’ta İstanbul’un fethinin 566. yıldönümünü hatırlayacağız. Bugün, dostlar sevinecek, düşmanlar endişelenecektir. Fakat ardından rövanşı gelecektir. 30 Mayıs’ta Mekke’de, -evet yanlış okumadınız Mekke’de- yapılacak Körfez İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği zirvesi Basra Körfezi’ndeki yangına körükle katkı verecektir.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Zekeriya Kurşun : Camp David’den Mekke’ye: İstanbul’un fethini yeniden hatırlamak
Haber Merkezi 20 Mayıs 2019, Pazartesi Yeni Şafak
Camp David’den Mekke’ye: İstanbul’un fethini yeniden hatırlamak yazısının sesli anlatımı ve tüm Zekeriya Kurşun yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Maalesef, aynı gemide yolculuk yapan bu güruhun kör taassubundan kaynaklanan kavgaları yüzünden battıklarını da anlayamayacaklardır. Bizi de batıracaklardır. Zira son yüzyıl boyunca aynı gemide yolculuk yapmalarına rağmen, müşterek bir tarihleri olduğunu unutup kendilerine yeni, sunî tarihler uydurmuşlardır.

Oysa tarihteki hatalar, insanoğlu ders alamadığı için tekerrür eder. Bu tekerrürden menfaat umanlar da tarihten ders alınmasını türlü türlü hileler ile önler.

Sayısını unuttuğumuz müdahaleleri ile Körfez’i istila edenlerin yeniden attıkları savaş naralarının iki amacı vardır. Birincisi ABD Neoconları’nın ve silah üreticilerinin ihtiraslarını tatmin etmek; ikincisi de İsrail’in yayılmacılığına imkan hazırlamaktır. Elbette İran da masum değildir.

ABD başkanı olduğu günden beri Trump’ın kendi ülkesi için yaptıklarına dair olumlu hiçbir şey duymaz iken; Yemen Savaşı’na verdiği desteği, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak ilan ve Golan tepelerinin İsrail’e hibe etmesini sürekli okuyoruz. Okumakla kalmıyor, yaratılan algı operasyonu ile içselleştiriyoruz. Maalesef Mekke’de yapılacak olan toplantı da bu algı operasyonunun son halkasıdır. İran tehdidi ile Körfez ülkelerine daha fazla silah satışı yapılacak; bu güne kadar İsrail’in haksız yayılmacılığı karşısında endişe duyan Arap liderler de ikna edilecektir. Tarihi hafızalarını yitirmiş, mankurtlaştırılmış kimi Arap liderleri, kutsal ayın kutsal gecesi olan Kadir Gecesi’nde masum halklarını ateşe sürüklerken; ardından yapılacak İslam İşbirliği Teşkilatı’nın görkemli zirvesi ile yaptıklarına tuğ (!) dikeceklerdir.

Elbette bu duruma dur diyecek, sorgulayacak bir Molla Kasım çıkacaktır. Ama onun çıkmasına kadar da bir hayli tahribat olacağı bir gerçektir.

Hatırlayınız, kırk yıl önce imzalanan Camp David Anlaşmasının, varını yoğunu savaşta harcamış Araplara, yerinden yurdundan edilmiş masum Filistinlilere ve hele Kudüs’ü kalplerinde yaşatan Müslümanlara ne faydası olmuştur?

1967 savaşından sonra bütün değerleri altüst olan; 1973 savaşından sonra da ekonomisi tamamıyla yıpranan Mısır, barışa zorlanmış ve Enver Sedat ikna edilerek Menahem Begin ile bir araya getirilip o ihanet belgesi üretilmiştir. Dünyaya barış anlaşması diye yutturulan Camp David, İsrail’in güvenliğini, gelişmesini ve herkese meydan okuyacak güce erişmesini sağlamıştır. Anlaşmaya göre yıllardır İsrail’in Mısır’dan düşük fiyatla aldığı petrolü de cabasıdır. Mekke’de yapılacak zirveler ile yeni bir Camp David amaçlanmakta ve Trump’ın asrın safsatasının onaylanması hedeflenmektedir. Jimmy Carter’in rolünü Trump üstlenmiş; Enver Sedat’ın yerine de SA veliahdı Muhammed b. Selman ve BAE veliahdı Muhammed b. Zayed konulmuştur. Aslında birbiriyle de gizli bir rekabet içinde olan bu iki ismin; bir çok yünü ile tenkit etsek bile hiç bir zaman Enver Sedat olamayacakları kesindir.

Ama hala Kral Selman’ın bir kereliğine de olsa eski SA kralı kardeşi Faysal gibi davranması mümkündür. Nitekim bugün ABD ve İran’ın reddettiği Körfez savaşını durduracak; İsrail’in emellerine gem vuracak son çare Kral Selman’ın bizzat kendisidir.

Eğer 30 Mayıs’ta bugünden farklı bir şey duymaz ve –hafazanalalah- savaş naraları daha da yükseltilirse, bölge, İslam öncesindeki kaos haline, “Eyyamularap” günlerine dönecektir. Bu, en kötü tablo yaşanmasa bile İslam dünyasının geç ortaçağda düştüğü felaketler yaşanacaktır.

31 Mayıs 2018’de köşemde şunları yazmıştım:

“On ikinci asırdan itibaren İslam dünyası eski parlak günlerini yitirdi. Tıpkı bugünkü gibi, siyasi dağınıklıkla karşı karşıya kaldı. Dönemin istilacı güçlerinin pençesinde birbiri ile uğraşan devletçiklere bölündü. Zaaf ve endişeye düşen Müslümanlar, inançları dahil kendilerine ait her şeyi sorgulamaya başladılar. Parlak geçmişlerine rağmen, İslam dünyasında belirsizlik ve umutsuzluk hâkimdi. Diğer taraftan, İslam dünyasına karşı oluşan haçlı ittifak ve bu ittifakın uzun yıllar boyunca sürdürdüğü savaşlar, Müslümanların karamsarlığını daha da arttırdı.

Kısa bir süre öncesine kadar, bilim, felsefe ve sanatta harikalar yaratmış olan Müslümanlar, kendilerini tekrar etmeye ve hatta eski bilgilerini bile unutmaya; gündelik hayatlarına hurafeler egemen olmaya başladı. Doğuda her şeyi kasıp kavuran Moğol istilası felaketler yaratırken, Müslümanların batıdaki kalesi Endülüs’te, Müslüman şehirler tek tek Hristiyanların eline geçiyordu. Tuleytula, Kurtuba ve İşbiliye artık birer Müslüman kenti değildi. On üçüncü asrın ortalarından itibaren İspanya’nın birleştirilip, büyük bir Hristiyan devleti haline getirilme projesi adım adım uygulamaya konuldu.

Rüya şehir İstanbul, Müslümanların dünyasına karamsarlığın egemen olduğu bir dönemde fethedildi. Bu fetih, yeniden doğuşu müjdelerken, Endülüs’te son Müslümanı da ortadan kaldırmaya teşebbüs edenlere verilen en büyük cevap oldu. Bu yüzden İstanbul’un fethi hâlâ Müslümanlar için yeniden dirilişi temsil etmektedir.”

Bugün tarihini unutmuş olan İslam alemi aynı hataları tekrar etmektedir. Sadece sahadaki aktörlerin isimleri değişmiştir. Barış dininin kıblesi Mekke’de toplanacaklar, hala fırsatları varken; geçmişte yaşananları ve müşterek tarihlerini hatırlasınlar. Basra Körfezi topyekûn bir Haçlı Savaşı ile karşı karşıyadır. Üstelik Siyonist destekli yeni bir savaş. Ya buna ram olacaklar ya da İslam alemine yeni bir ruh katıp asırlarca süren barış asırlarını kuran İstanbul’un fethini hatırlayıp kıyam edeceklerdir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.