YENİ ŞAFAK PAZAR EKİ

Kürtleri asimile olmaktan dengbejler kurtardı

Sözlü kültürü kulaktan kulağa, dilden dile taşıyan dengbejler, Kürt kültürünün en önemli unsurlarından biri. Geçtiğimiz gün İstanbul’da konser vermek için bir araya gelen dengbejlerin ortak görüşü: “Eğer dengbej geleneği olmasaydı Kürtler çoktan asimile olurdu”

Harun Karaburç Yeni Şafak

Her halkın kültürünü yansıtan bir unsuru var. Kürtler için bu dengbej geleneğidir. Yazılı bir tarihlerinin olmadığı, dillerinin, kültürlerinin yasaklı olduğu dönemlerde dengbej de denilen bu müzisyenler sözlü edebiyatın temsilcileri olmuşlar. Dengbejler kılam ve stran söyleyerek seslere, kelimelere hayat veriyorlar ve halkın bütün yaşanmışlıklarını anlatıyorlar. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da gelenekselleşmiş olan Dengbêjlik özellikle Serhat Bölgesi diye adlandırılan illerde hala sürdürülüyor. Bugün bu geleneği yaşatan birçok sanatçı var. Dengbejliği, yaşadıkları kültürle harmanlayan Aslîka Qadir, Jawad Hasanzadeh, Mohsen Mizazadeh, Kurmanc Bakûrî, Mihemede Agırî ve Evin Salgut Şahin geçtiğimiz günlerde İstanbul’da bir araya gelerek Cemal Reşit Rey’de unutulmaz bir konsere imza attılar. Sözlü kültür geleneğinin önemine vurgu yapan sanatçılar, eğer dengbejler olmasaydı Kürtlerin çoktan asimile olacağını söylüyor.

ESKİDEN KARDEŞTİK

Aslîka Qadir, Ermenistan doğumlu. Babası evde şarkı söylüyor ve ondan özeniyor. Ermenistan’da önemli bir sanatçı olan Egîdê Cimo onun sesini fark ediyor. Böylece müziğe başlıyor. Sovyetlerin yıkılışıyla birlikte özellikle ekonomik alanda bir buhran yaşanıyor. Oradaki milliyetçi Ermenilerin elinde bir koz geçmiş oluyor ve bazı Ermeniler Ermenistan’ın sadece bir Ermeni yurdu olduğunu söylemeye başlıyor. “Sovyetler zamanında biz hep kardeş gibiydik. Sovyetlerin kanunları çok iyiydi. Kimse kimseyi dışlamıyor, ötekileştirmiyordu. Bu aynı zamanda bir suçtu. Sovyetler zamanında ekonomik olarak da sosyal olarak da daha iyiydik” diyen Qadir, bugün bile Ermenistan’da Sovyet yönetimini özleyen insanlar olduğunu söylüyor. Qadir uzun yıllar Erivan radyosunda şarkılar söylüyor. Kürt halkı onu Erivan radyosundan tanıyor.

DİPSİZ BİR DENİZ

Dengbejler genelde bir olay üzerine yazılmış şarkıları söylüyorlar. Bu bir kahramanlık hikayesi olabiliyor ya da bir aşk hikayesi. Kürt tarihinde genelde acılar olduğu için şarkılarda da bunu görüyoruz. Qadir sıradan olayları bile hemen şarkıya çevirdiklerini söylüyor. Belki de anlatacak bir kitapları olmadığı içindir. Dedik ya dengbejler sözlü edebiyatın temsilcileri. Qadir, “Kürt kültürü daha doğrusu dengbejlik dipsiz bir deniz gibidir. Biz savaş meydanından kaçan insanların bile şarkısını yaparız. Biz onlara korkak der, kız bile vermeyiz. Bizde birisi kendi eceliyle bile ölse keşke savaşta ölseydi deriz” diyor ve aşk şarkılarının daha çok ılıman ovalarda yaygın olduğunu belirtiyor. Kahramanlık, erkeklik gibi şarkılar daha çok sert iklimde yazılıyor. Sevgiliyi betimlerken gözleri ceylana, yüzü aya, boyu çınar ağacına benzetiliyor, genelde ince beline dem vuruluyor. Kızlar da korkusuz erkekler üzerine şarkılar yapıyorlar.

LELE’LER LOLO’LAR

Kürt kültürü ile uzaktan yakından alakası olmayan biri bu şarkıları dinlese lele’lerden lolo’lardan başka bir şey anlamaz ve müziği sadece bunlardan ibaret sanır. Derya denizdir oysa bu şarkılar. Kürtler hakkında ne öğrenmek istiyorsanız hepsini bulabilirsiniz. Bu zengin kültürün çevresinde yaşayan Türkler, Araplar ve Ermeniler de etkileniyor ve bu şarkıları söylüyorlar. Qadir, “Annemizin beşiğimizi sallarken söylediği lele’ler lolo’lar eğitti bizi. Bizi dengbejlik sanatı bugüne getirdi. Bizim bu folklorik özelliklerimiz olmasaydı çoktan asimile olmuştuk. Bu anneden oğula oğuldan toruna geçiyor. Bugüne kadar asimile olmadık bundan sonra da olmayız” diyor. Kazakistan ve Ermenistan’da bile Kürtçe’nin resmi dil olduğunu hatırlatan Qadir Türkiye’de de Kürtçe’nin resmiyete kavuşmasını istiyor. 

Aşk içinde söylemeli

Yalda Abbasi ile beraber Kuwat isminde muhteşem bir albüm kaydeden Mohsen Mizazadeh de burada. Mizazadeh, Horasan Kürtlerinden. Kuwat albümünden iki güzel eser Lê Yarê ve Erman Erman’ı seslendiriyor yanık sesi ve dutarıyla Mizazadeh. Dutar, Horasan'a özgü bir saz. İki telli manasına geliyor. Manasındaki gibi de iki teli bulunuyor. Mizazadeh dengbejliğin gönülden geldiğine inanıyor. “İnsanın aşık olması lazım. Okuduklarınızın da halk üzerinde tesir etmesi lazım. Aşk gibi sevda gibidir” diyor. 10 yaşından beri müzikle uğraşan Mizazadeh, Türkiye’ye ilk defa geliyor. Horosan Kürtlerinin burada olması ve kendi dillerinde şarkı söylemesinden büyük bir mutluluk duyuyor. Tahran’da müzik öğretmenliği yapan Mizazadeh, laf arasında Yalda Abbasi ile Kuwat’ın ikincisini önümüzdeki yıl çıkaracaklarını da belirtiyor. Kuwat, hem Horasan'da hem de diğer Kürt coğrafyalarında büyük ilgi görmüştü.

Yazılmamış edebiyat

“Dengbej Kürtçe’de yazılmamış edebiyattır. Yazarların yazma imkanı yok. Sürekli Kürtlerin üzerinde baskı var. Köylerinde okul olsun ya da okusunlar diye hiç izin verilmedi onlara. Zaten biraz akıllı olup da okumak isteyen insanları da ya astılar ya da sürgüne gönderdiler. Dengbej kürtlerin yaşantısını, kültürünü bugüne kadar getirmiş. Kısası, dengbej Kürtçe'nin sözde edebiyatıdır” sözleriyle anlatıyor dengbej geleneğini Duhoklu sanatçı Kurmanc Bakûrî. O, TRT Kurdî’de ekranlara gelen Dengbejler programının yerleşik sanatçısı. Müziğe çok küçük yaşlarda başlayan Bakûrî, Arapça, Farsça ve Türkçe de söylüyor. Müziğin evrenselliğine inanıyor ve “Dengbejler olmasaydı Kürtler şimdi bu konumda olmazlardı” diyor.

Resitatif müziği

Konserin diğer kadın sanatçısı Evin Salgut Şahin de müzikle küçük yaşlarda tanışıyor. Daha ilkokuldayken ben şarkıcı olacağım diyormuş arkadaşlarına. “Öğretmen müzik dersinde sadece size türkü söyletiyorsa başka bir şey de düşünemiyorsunuz” diyor.  Çocukluğunda evde Aslika Qadir, Aram Tigran, Şeroyê Bıro dinleyen Şahin, köylerindeki dengbejlerden de şarkılar dinliyor. Dengbejliğin Batı kültüründe Resitatif müziğe benzetildiğini söyleyen Şahin, bu benzetmenin eksik olduğunun da altını çiziyor. Resitatif, opera gibi sahne gösterilerinde metinlerin sıralı bir şekilde şarkı söyler gibi dizilmesine deniyor. Dengbejlerde ise duygunun hakimiyeti söz konusu.

Ailede herkes müzisyen

Jawad Hasanzadeh’in ilginç bir hikayesi var. Horasan’da yaşayan sanatçı yedi çocuklu bir ailenin oğlu ve aynı zamanda doğalgaz tesisatçılığı yapıyor. Ailesindeyse nerdeyse herkes müzisyen. Güzel sesli anne babaya sahip olmanın getirdiği genlerden olsa gerek. Yedi kardeşin de sesi güzelmiş. Hatta erkek kardeşlerden ikisi de Hasanzadeh gibi yan dal olarak müzisyenlik yapıyor. Kız kardeşlerin de sesleri güzel ama onlar şarkı söylemiyorlar. Hasanzadeh müzikte çok para kazanamadığı için tesisatçılık yapıyor. Mahabad, Tahran ve Kürdistan’da çeşitli konserler veren Hasanzadeh’in resmi olarak Duman adında bir albümü bulunuyor ama mahalli olarak birçok kaydı var. Eğer onu gözü kapalı dinlerseniz Mohsen Namjoo'yu dinlediğinizi zannedebilirsiniz. Bir insan sesi başka bir insan sesine bu kadar mı benzer? İkisi de Horasanlı, galiba bu yüzden benzeşiyorlar.

Kürtler kadim bir halktır

Hasanzadeh profesyonel olarak 20 yaşında başlıyor müziğe. Horasan’ı da kastederek “Dengbejlik bu topraklara has bir şeydir, sadece Kürtlere has değil” diyen Hasanzadeh, Kürt coğrafyasındaki tüm köyleri birbirine benzetiyor. Dolayısıyla yaşadıkları da anlattıkları da hemen hemen aynı şeyler oluyor. Burada da Kürtlerin acıları anlatılıyor İran’da da. Kadim bir halk olan Kürtlerin yüzyıllardır zulüm gördüğünü söyleyen Hasanzadeh, zulümlerin bitmesini temenni ediyor. “Benim isteğim bütün Kürtlerin birbiriyle kaynaşması” diyor. Türkiye’ye ilk kez gelen Hasanzadeh umarız ilerleyen zamanlarda daha sık gelir.

Yorum

ÖNERİLEN VİDEO
Yetimlerin babası: Bahattin Yıldız
+

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.