|

Ter-Petrosyan bir fırsat mı?

Ter-Petrosyan'ın adaylığı, Türkiye-Ermenistan ilişkilerini çıkmazdan kurtarabilecek önemli bir gelişme olabilir

Behlül Özkan
00:00 - 9/11/2007 Cuma
Güncelleme: 00:13 - 9/11/2007 Cuma
Yeni Şafak
Ter-Petrosyan bir fırsat mı?
Ter-Petrosyan bir fırsat mı?

Ermenistan, ikibuçuk milyonluk nüfusu, Konya ilinin dörtte üçünü bulmayan yüzölçümü ve Türkiye'nin milli gelirinin yüzde üçüne ancak ulaşan ekonomisiyle birçok açıdan en küçük komşumuz. Buna rağmen bağımsızlığını ilan ettiği 1991'den bu yana Ankara'nın sorunlu komşularının başında geliyor. Diplomatik ilişkilerin kurulmadığı, sınırların kapalı olduğu iki ülke arasında Soğuk Savaş dönemini anımsatan demir bir perde asılı. Ağrı Dağı'nın eteklerinde, sınırlarımızın hemen yanı başındaki Erivan, coğrafi olarak değilse bile siyasi açıdan Ankara'ya en uzak başkentlerden. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Ermenistan'ın 15 yıldır topraklarını işgal altında tuttuğu Azerbaycan'da bu noktanın altını çizdi. Kafkasların yalnız başkenti Erivan'a Bakü'den mesaj gönderdi: 'İlişkilerin bu hale gelmesinden Türkiye sorumlu değildir. Ermenistan 1915 olaylarının yorumlanmasını başka ülkelerin parlamentoları nezdinde takip etmeyi sürdürdükçe ilişkilerin normalleşmesiyle ilgili bir gelişme beklenmemelidir' dedi. Abdullah Gül'ün de altını çizdiği gibi iki ülke arasında en alt seviyedeki ilişkilere rağmen Türkiye ve Ermenistan uluslararası areneda sürekli karşı karşıya geliyor. Hem Ankara hem de Erivan aradaki sorunları çözmektense üçüncü tarafları kendi yanına çekmenin yarışında. Bu uğurda iki ülke Avrupa ve ABD'deki lobilere ve siyasetçilere oluk oluk para akıtıyor. Türkiye, Ermeni diaspora örgütlerini dengelemek için Yahudi lobisiyle pazarlığa oturmak, dış polikasında ABD'ye tavizler vermek zorunda kalıyor. Geçtiğimiz haftalarda ABD'de hız kazanan, 1915 olaylarını 'soykırım' olarak tanıma çabası bu kısırdöngünün en son örneği.

KISIRDÖNGÜDEN NASIL ÇIKILACAK

Peki Ermenistan ve Türkiye bu kısırdöngüden nasıl çıkacak? Sorun birçoklarının yazdığı gibi Türkiye'nin jest yapıp sınırları açmasıyla çözülebilir mi? Ermenistan siyaseti yakından analiz ediliğinde, iki ülke arasındaki sorunların çözülmesi için Türkiye'nin tek taraflı adımlar atarak tavizler vermesinin, sınırları açmasının çözüm olmadığı ortaya çıkıyor. Ankara'nın Ermenistan'daki baskı rejimini değiştirmek için aktif politika yürütmesi gerekiyor. Bu tabloya yakından bakabilmek için 10 yıl öncesine, 1997'ye gidelim. Ermenistan'ın ilk devlet başkanı, Karabağ hareketinin ve milliyetçi uyanışın lideri Levon Ter-Petrosyan, o yılın sonbaharında bütün dengeleri sarsan politika değişikliğine gitti. Ter-Petrosyan, sınırlarının yüzde 85'i Türkiye ve Azerbaycan tarafından kapatılmış, bölgesel ve global ilişkilerden tecrid edilmiş, ekonomisi çökmüş bir Ermenistan'ın bu şartlar altında daha fazla devam edemeyeceğini halkına açıkladı. Ter-Petrosyan'ın maksimum otonomi karşılığında Karabağ'ı Azerbaycan'a geri vermeyi ve Türkiye ile ilişkileri düzeltip sınırların açılması için masaya oturacağını ilan etmesiyle ülkede siyasi deprem yaşandı. Harekete geçen sertlik yanlıları, beş ay içinde Ter-Petrosyan'ı devirerek devlet başkanlığına Karabağ Ermenisi Koçaryan'ı getirdiler.

Yolsuzluk ve Suç Çeteleri İçinde Bir İktidar: Robert Koçaryan

Koçaryan iktidara gelir gelmez barış görüşmelerini askıya aldı. Ter-Petrosyan'ın kapattığı Türkiye karşıtı aşırı milliyetçi Taşnak Partisi'ni hem serbest bıraktı hem de iktidar ortağı yaptı. Dahası Ankara'yı köşeye sıkıştırmak için Ermeni Diasporasının da desteğiyle 'soykırım' tasarılarının Avrupa ve ABD parlementolarından geçmesi için dış politika atağı başlattı. Koçaryan'ın on yıllık iktidarında başını Karabağ Ermenilerinin çektiği oligarşik yapı ekonomiye tamamen hakim oldu. Ermenistan halkını yoksulluğa ve dünyadan tecrit edilmiş bir yaşama mahkum eden Koçaryan yanlısı çeteler ve çıkar grupları muhalefeti de susturuyor. Yolsuzluk düzenine karşı çıkanların başına neler geldiğinin en kanlı örneğiyse 1999'daki parlemento baskını. Koçaryan karşıtı Başbakan Vazgen Sarkisyan ve Meclis Başkanı Karen Demirciyan'ın kameralar önünde otomatik silahlarla öldürülmesi muhalefetin tepesinde Demokles kılıcı gibi sallanıyor.

ERMENİSTAN'I SÖMÜREN İKİLİ

Ülkeyi içine alan yolsuzluk ağının önündeki en önemli engel, Şubat ayında yapılacak başkanlık seçimleri. Bu seçimlerde Koçaryan anayasa gereği aday olamayacak. Ancak düzenin devamı için yerine yine bir Karabağ Ermenisi olan Başbakan Serj Sarkisyan'ı getirmenin hesaplarını yapıyor. Ermenistan'ı sömüren ikilinin aile üyelerinin servetleri, yolsuzlukların ne boyutta olduğunun göstergesi: Başbakan Sarkisyan'ın yirmibeş yaşındaki kardeşi ülkenin en zengin ilk on kişisi arasındayken, Koçaryan'ın oğlu da milyonlarca dolarlık servetin sahibi. Son döneme kadar, muhalefetin susturulduğu Ermenistan'da, yolsuzluk rejiminin devamını sağlayacak Sarkisyan'ın seçimleri kazanmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Ancak kimsenin beklemediği oldu ve siyasi dengeler bir anda değişti. Koçaryan tarafından devrilen, on yıldır basına açıklama bile yapmayan Ter-Petrosyan tekrar siyaset sahnesine çıktı: 'Koçaryan'ın yolsuzluk ve suç çetelerinden oluşan iktidarı Ermenistan'ı üçüncü dünya ülkesine çevirdi. Karabağ'da çözüm olmadan, Türkiye ile sınırlar açılmadan Ermenistan refaha ulaşamaz' dedi. Geçtiğimiz Ekim ayı sonunda onbinlerce kişinin toplandığı Erivan'da halkın karşısına çıkan Ter-Petrosyan, 'Levon, Levon' tezahüratları arasında başkanlık yarışında aday olacağını açıkladı. Koçaryan rejimini devirmek için diğer muhalefet liderleriyle güç birliği yapacağını duyurdu.

Ankara Erivan'da Rejim Değişikliği İçin İnsiyatif Almalı

Ter-Petrosyan'ın adaylığı, Türkiye-Ermenistan ilişkilerini içinde olduğu çıkmazdan kurtarabilecek önemli bir gelişme. AK Parti, iktidarda bulunduğu 2002'den bu yana, teorik alt yapısını Başbakanlık Dış İşleri Baş Danışmanı Ahmet Davutoğlu'nun hazırladığı 'komşularla sıfır sorun' politikasını uyguluyor. Bu polikanın özellikle Türkiye-Suriye ilişkilerindeki başarısı, Türkiye ve Ermenistan arasındaki sorunların çözümü için örnek teşkil etmektedir.

Türkiye'nin bir taraftan PKK terörüyle diğer taraftan 'soykırım' tasarısıyla uğraştığı son dönemde Ermenistanda yaşanan gelişmeler Ankara tarafından gözardı edilmemeli. ABD'nin ve Avrupa ülkelerinin Türkiye'ye karşı kullandıkları 'soykırım' tasarılarının engellenmesi, dış politikamızı özellikle de Arap ülkeleriyle ilişkilerimizi esir alan lobilerden kurtaracak Ermenistandaki rejim değişimi fırsat olarak değerlendirilmelidir. Geçtiğimiz yüzyılda Ermeni halkıyla karşılıklı yaşadığımız acıların tedavisi için Ermenistan'a demokrasi götürmek, Osmanlıdan bize kalan bir mirastır.

Fletcher Üniversitesi Öğretim Üyesi




17 yıl önce