Dörtlü güvenlik platformu teklifiDörtlü teklifi

Canberk Doğan
Yeni yapının, mevcut uluslararası angajmanlarla çelişmeden şekillendirilebileceği ifade ediliyor.

ABD’nin Ukrayna’da stratejik maden anlaşmalarına imza atmasının ardından, Rusya-Ukrayna savaşında sahadaki dengelerin yeni bir evreye girmesi bekleniyor. Artan çatışma ortamı ve güvenlik riskleri, Avrupa'nın güvenlik formülünde Türkiye'nin rolünü daha da öne çıkarıyor. Diplomasideki üst düzey kaynaklara göre, NATO’nun Doğu kanadının güçlendirilmesi sürecinde Türkiye'nin Karadeniz özelindeki konumu artık vazgeçilmez olarak değerlendiriliyor. Bu çerçevede Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin önemi bir kez daha vurgulanıyor. Diplomatik kaynaklar, Ukrayna'daki savaşın artık hibrit çatışma boyutunu aşarak Avrupa güvenliğini kalıcı biçimde şekillendiren bir safhaya ulaştığını ifade ediyor. Türkiye’nin, ne doğrudan Rusya’nın yanında ne de Batı’nın direktiflerine boyun eğen bir pozisyon benimsediğine dikkat çeken kaynaklar, Montrö Sözleşmesi’nin titizlikle uygulanmasının Karadeniz’deki güç dengesinin korunması açısından vazgeçilmez olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin öncülüğünde yürütülen tahıl koridoru diplomasisi, bu dengeyi gösteren somut bir örnek olarak değerlendiriliyor.

"DENGELEYİCİ GÜÇ" KONUMU KORUNACAK

Diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin egemenliğini koruyan ve Karadeniz’in istikrarını sağlayan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne bağlılığını süreceğine dikkat çekiyor. ABD veya başka bir ülkenin baskısıyla Boğazlar rejiminin değişmesinin kesinlikle söz konusu olmadığı vurgulanırken, Türkiye’nin temel önceliğinin Karadeniz'de barış ve istikrarı korumak olduğu bir kez daha teyit ediliyor. Avrupa güvenliğinin yeniden şekillendiği bu süreçte, Fransa’nın stratejik özerklik yaklaşımının NATO’nun bütünlüğünü tehdit ettiği, Almanya’nın ise bu boşluğu dolduracak siyasi ve askeri kapasiteye sahip olmadığı belirtiliyor. Bu çerçevede Türkiye, Avrupa güvenliğinde "dengeleyici güç" konumunu korumakta kararlı. NATO’nun doğu kanadının tahkim edilmesi kapsamında Karadeniz’in merkezi rol oynadığı, bu nedenle Türkiye’nin Romanya ve Bulgaristan ile üçlü savunma diyaloğu başlattığı ifade ediliyor. Mevcut küresel güvenlik mimarisinde Birleşmiş Milletler barış gücü yapılarının etkisiz kaldığı görüşü ön plana çıkarken, Türkiye’nin öncülüğünde daha etkili ve caydırıcı yapılar kurulabileceği belirtiliyor. Bu bağlamda, Türkiye’nin liderlik edeceği bir “Dörtlü Güvenlik Platformu” önerisi gündemde.