İskoç devletine İngilizler müsaade etmez

İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı Birleşik Krallık içindeki İskoçya ve Kuzey İrlanda’da büyük tepkiye neden oldu. İskoçya, bağımsızlığını ilan etmek için yeni bir referanduma hazırlanıyor. Ancak siyaset bilimci Prof. Bozlağan’a göre İngilizler halen İskoçya’nın ‘özgürlük’ seslerini engelleme gücüne sahip.

Yeni Şafak Nil Gülsüm
Prof. Dr. Recep Bozlağan

Geçtiğimiz haftanın en önemli siyasi olayı kuşkusuz ki, İngiltere'de gerçekleşen referandumda seçmenin AB'den ayrılma yönünde tercihte bulunmasıydı. AB, bundan sonra yoluna İngiltere olmaksızın devam edecek. 'Brexit' referandumu, sadece AB'yi değil Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Bu konjonktürde ben de sorularımı Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Recep Bozlağan'a yönelttim. Prof. Bozlağan ile, İngiltere'nin AB'den ayrılmasının olası etkilerini, AB'nin muhtemel geleceğine ilişkin öngörülerini ve Türkiye'nin durumunu konuştuk.

İngiltere'nin ayrılma kararı AB'yi yakın dönemde nasıl etkiler?

İngiltere'de Avrupa Birliği'nden çıkma konusu yıllardır tartışılmaktaydı. Aslında İngiltere'nin AB içinde daima istisnai bir konumu olmuştur. Ne Euro Bölgesi ne Schengen Bölgesi içinde yeralmış ne de tarımsal destekleme programlarına tam olarak intibak etmiştir. İngiltere, uyguladığı dış politika ile AB'nin ortak bir dış politika geliştirmesini olumsuz etkileyen ülkelerden biri olduğu gibi AB'nin ortak savunma gücü oluşturmasını da en az isteyen ülkelerden biridir. Bu nedenle AB'den çıkma kararı çok da sürpriz olmamıştır. Çünkü İngiltere, AB'nin hem içinde hem de dışındaymışçasına görüntü veren bir ülke durumundaydı. Referandumdan çıkan sonuç, AB'nin reforme edilmesine yönelik bazı önemli kararların alınmasıyla sonuçlanacaktır. Ancak bu kararların uygulanması çok kolay olmayacaktır.

GEÇMİŞİ DERİN AB ÇÖZÜLMEZ

Yaşananlar Avrupa Birliği'nin çözülmesinin ilk adımı mı?

Sanmıyorum. Çünkü AB 1957 tarihli Roma Antlaşması'na kadar uzanan ve altmış yılı bulan uzun bir süreçte inşa edildi. Ayrıca 'Birleşik Avrupa' hedefi veya hayali ise yüzlerce yıllık geçmişe sahip. Almanya ve Fransa'nın siyasî, ekonomik ve tarihî gerçeklikler ve zorunluluklar dolayısıyla Avrupa Birliği'ni ayakta tutmak için daha fazla çaba harcayacağını söyleyebilirim. Bu gerekçeler İtalya, İspanya ve Hollanda gibi diğer önemli devletler ile siyasî ve ekonomik istikrarı Avrupa Birliği'ne bağlı olan Doğu Avrupa ülkeleri için de geçerlidir.

DİĞER ÜLKELER İÇİN AYRILIK 'YIKIM' ANLAMINA GELİR

AB'deki diğer ülkelerde de ayrılık kararı çıkar mı?

İngiltere başından buyana AB içinde istisnaî bir konumda idi ve ayrılma kararı da sürpriz olmadı. Diğer ülkeler ise birbirleri ile özellikle ekonomik anlamda daha kuvvetli bir bağımlılık ve birlik ilişkisi geliştirmiş durumda. AB'den ayrılmak birçoğu için siyasî ve ekonomik istikrarsızlık, hatta yıkım anlamına gelebilecektir. Böyle bir yola gireceklerini sanmıyorum.

AB artık Almanya-Fransa etkisinde bir pakt haline gelir mi?

İngiltere'nin ayrılması sonrasında AB içinde Almanya ve Fransa'nın ağırlığı daha da artacaktır. Ancak İtalya'nın bu ikiliye ekleneceğini ve yine bir çekirdek üçlünün oluşacağını söyleyebiliriz.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/06/27/03/19/resized_ab54c-621fe5c4iskocya.jpg

BAĞIMSIZLIĞINI TANIMAZLAR

Ayrılma kararı, İskoçya ve Kuzey İrlanda'da hareketlenmelere yol açtı. Birleşik Krallık parçalanır mı?

İskoçya'nın bağımsızlık referandumuna gitmesi muhtemeldir. İskoçya'nın bağımsız olma girişimlerine İngiltere'nin ve AB'nin nasıl bir tepki vereceğini henüz tam olarak bilmiyoruz. Ancak AB üyesi olmasa bile İngiltere dünyanın en güçlü devletlerinden biridir ve İskoçya'nın bağımsızlığını engelleme gücüne sahiptir. AB ve ABD de İngiltere'ye rağmen ne İskoçya'nın bağımsızlığını tanır ne de AB'ye girmesine müsaade eder.

Erdoğan devletin onurunu koruyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere yetkililerden AB'ye yönelik sert eleştiriler duyuyoruz. Bu durumu nasıl okumalıyız?

Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan başta olmak üzere ülkemizdeki yöneticiler Avrupa Birliği'nin ikiyüzlü, çifte standart uygulayan, verdiği sözleri tutmayan, menfaatler uğruna insan hayatını ve evrensel insanî değerlerini yok sayan, duyarsız ve zaman zaman gaddarlaşan politikalarını eleştirmektedir. Ayrıca Türkiye'nin muhtemel AB üyeliğinin Birlik bünyesindeki birçok ülkede siyaset malzemesi haline getirilmesi de rahatsızlık duyulan bir diğer husustur. Türkiye'nin rahatsızlıklarının hem diplomatik yollarla hem de gerektiğinde diğer platformlarda dile getirilmesi, hatta sert bir üslup kullanılması devlet olmanın doğal bir sonucudur ve devlet onurunu korumak için gereklidir.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/06/27/03/19/resized_1ef5e-376eefe0turkey.jpg

AB Türkiye için hayatî değil

İngiltere'deki referandum kampanyasında sık sık “AB'ye Türkiye de üye olacak” korkusu empoze edildi. AB'nin geleceğinde yerimiz nedir?

Türkiye'nin muhtemel üyeliğinin referandum malzemesi haline getirilmesi ve başta David Cameron olmak üzere İngiliz politikacıların bu konuda devlet adamlığına yakışmayan söylemlere sarılmaları, hem var olduğunu iddia ettikleri Avrupa değerleri hem diplomasi hem de siyaset etiği açısından yüz karasıdır ve kabul edilemez. AB'nin dünya gerçeklerinden uzak, küresel iddia sahibi olmayan 'bağnaz' ve içe kapanmacı bir ruh haline sahip olduğu birçok kesim tarafından dile getiriliyor. Eğer tavır devam ederse Türkiye'nin AB'ye üyeliği on yıllar sürebilir. Ancak dünya üzerinde daha etkili olmak istenmesi halinde Türkiye'ye karşı daha ılımlı bir politika geliştireceklerdir. Türkiye-AB ilişkilerinin mevcut durumuna bakınca bu referandumdan çok fazla etkileneceğini zannetmiyorum. Çünkü ilişkiler zaten oldukça sorunlu bir şekilde devam ediyor.

AB bu şartlar altında Türkiye için hayati bir proje olmayı sürdürecek mi?

AB Türkiye için hayatî bir proje olma özelliğini son yıllarda önemli ölçüde kaybetti. Bu durum hem Türkiye'nin hızlı ekonomik kalkınmasından hem Batı bloğundan bağımsız dış politika izlemeye başlamasından hem de AB'nin siyasî ve ekonomik açıdan büyük bir krize girmesinden kaynaklanıyor. Ancak AB hedefinin Türkiye'de demokrasinin gelişmesine ve ekonomik kalkınmanın sağlanmasına geçmişte önemli katkılar sağladığı da unutulmamalı. Uluslararası ilişkilerde devletlerin hareket sahasını daima geniş tutmaları gerekir. Bu nedenle AB ile ilişkiler belirli bir yoğunlukta ve canlılıkta tutulmalıdır.

Trump seçilirse akıllanır

Referandum öncesinde ABD Başkanı Obama, İngiltere'nin AB'de kalmasını umduğunu açıklamışken Cumhuriyetçi aday Donald Trump kararı coşkuyla karşıladı. Bunu nasıl yorumlarsınız?

Trump şu an başkan adayı. Dolayısıyla ABD'nin gerçeklerine ve çıkarlarına tam olarak vâkıf olmayabilir. Hiç ümit etmem ama eğer başkan seçilirse ülkesinin menfaatlerini daha iyi göreceği için tutumunun büyük ölçüde farklılaşacağını söyleyebilirim. Çünkü 'taç giyen baş akıllanır.