Ruhi Çenet’in Amerika’daki Hasidik Yahudi cemaatiyle ilgili belgeseli ve hemen ardından Trump'ın uzun yıllardır Beyaz Saray'da ağırlanmayan Hasidik Yahudi liderlerini Oval Ofis'te kabul etmesi geniş yankı uyandırdı. New York ve New Jersey bölgesinde içe kapalı yapılarıyla bilinen bu topluluğun ziyareti, Netanyahu hükümetiyle yaşanan "askerlik" krizinin gölgesinde gerçekleşti.
Your browser doesn't support HTML5 video.
CNN TÜRK ABD Temsilcisi Yunus Paksoy, son dönemde sosyal medyada sıkça konuşulan Hasidik Yahudilerin ABD'deki konumunu ve Trump’la gerçekleştirdikleri görüşmenin ardındaki siyasi şifreleri değerlendirdi.
Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük metropollerinden New York'un ortasında Hasidik Yahudiler yaşam biçimleriyle dikkat çekiyor. Topluluğun, New York ve çevresindeki Yahudi nüfusunun yaklaşık yüzde 10'unu oluşturduğunu belirtilirken bu grubun demografik yapısındaki en çarpıcı detayı ise yüksek doğum oranları…
Paksoy, Hasidik ve Ultra Ortodoks ailelerin çocuklarının, bölgedeki tüm Yahudi çocuk nüfusunun yüzde 40 ila 45'ini kapsadığını ifade ediyor.
Oval Ofis'te yıllar sonra gelen kabul
Donald Trump’ın bu Hasidik Yahudilerin 6 liderini Oval Ofis'te ağırlamasının dikkat çeken bir hamle olduğunu kaydeden Paksoy, bu grubun çok uzun zamandır Amerikan başkanları tarafından resmi düzeyde kabul edilmediğinin altını çiziyor. Beyaz Saray'da gerçekleşen bu tarihi buluşma, İsrail'in iç dinamikleri ve özellikle ultra Ortodoks Yahudilerin askerlik meselesi üzerinden okunduğunda çok daha derin anlamlar taşıyor.
Netanyahu'ya bir mesaj mı?
İsrail'de Tevrat'ı çalıştıkları gerekçesiyle askere gitmeyi reddeden ultra Ortodokslar ile Netanyahu hükümeti arasında ipler gerilmiş durumda.
Askerden muaf olmak isteyen bu grupların İsrail içinde hükümetle yasal bir savaş yürüttüğünü hatırlatan Paksoy, Trump'ın hamlesinin Tel Aviv'e verilmiş net bir siyasi mesaj olduğunu belirtiyor. Halihazırda Netanyahu ile ilişkilerinin gergin olduğu bilinen Trump'ın, 40 yıldır Beyaz Saray'a adım atmayan bu topluluğun böyle bir dönemde ağırlaması, kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Paksoy'un da dikkat çektiği üzere, bu sürpriz görüşme ABD-İsrail hattındaki siyasi denklemleri yeniden şekillendirme potansiyeli barındırıyor.