Abhaz-Gürcü sorunu

.
Abhaz-Gürcü sorunu

Dün Doğu Türkistan'da uzun yıllardır süren Çin zulmünü işleyen bir yazı yayınlamıştık. Bugün de Kafkaslar'da bitmeyen Rus oyunlarınadan bir tanesi olan Abhaz-Gürcü sorunu üzerine, 'Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi' Başkanı Dr. Cemalettin Ümit'in kaleme aldığı bir yazıyı yayınlıyoruz. Dr. Ümit yazısında Abhaz-Gürcü sorununun bugünkü durumunu anlayabilmek için kısa bir tarihçe veriyor, ardından da Kafkaslar'da bitmek bilmeyen Rus müdahalesini özetliyor.

DR. CEMALETTİN ÜMİT

Yarını doğru yönlendirmek ve değerlendirmek için, dünü eksiksiz bilmek gerekir. Çoğu kez de gerçekler ayrıntılarda gizlidir. Bu noktalardan hareketle, bugün çözüm bekleyen Abhaz-Gürcü sorununda, çözüme ulaşmak için dünü irdeleyerek bugüne gelmek gerekir.

Ancak, gerçeği bulmak için ayrıntılarda boğulmadan, aktüel sorunların başlangıcı olan 1920'lerden, bugüne kısa bir panoramik iz sürmek gereklidir.

Öncelikle belirtilmesi kaçınılmaz ön şart olan husus, Abhazya'nın temel halkı Abhazlar'dır. Ruslar'ın ve Osmanlılar'ın Kafkasya'da, dolayısıyla Abhazya'da zaman zaman hükümranlıklarını görüyoruz. Fakat hiçbir zaman Abhazya'da bir Gürcü hükümranlığı olmamış.

Devrimden sonra Abhazya

1920 tarihinde Rusya'da devrim oturmuş, ülkenin tamamına hemen hemen Bolşevik kuvvetleri hakim olmuştu. Bu sırada Lenin Anayasası adıyla anılan bir anayasa yapılmıştı. Bu anayasa ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını düzenliyor, istiyen ulusun Sovyet yönetim biçiminden ayrılabileceğini vurguluyordu. İşte Abhaz halkı bu hakkını kullanarak 26 Mart 1921 tarihinde Gürcistan ile eşit bir cumhuriyet olduğunu ve birliğe bu statü ile katılmak istediğini bir deklarasyon ile ilan etti. Kafkas Bürosu tarafından alınan bu karar onaylandı. Aynı karara istinaden 31 Mart 1921 tarihinde sonuç, Lenin'e telgraf ile bildirildi. Ancak Lenin Abhaz Cumhuriyeti tarafından çekilen bu telgrafa olumlu veya olumsuz bir cevap vermedi.

Ne var ki Rusya'da ikinci adam konumunda olan Stalin, Abhazya'nın bu deklarasyonunu kabul etmedi ve Abhazya'ya SSC statüsü ile birliğe katılma hakkının verilemeyeceğini vurguladı. Özellikle Stalin'in baskıları sonucunda, Milletler Komiserliği Kafkasya Bürosu şu kararı aldı: "Abhazya'nın, Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti bünyesinde bir özerk cumhuriyet olarak Gürcistan ile birleştirilmesi yönünde parti çalışması yapılacaktır."

Abhazya, 1925 yılında kendi anayasasını kabul etmiştir. Ancak Gürcistan, Abhazya'ya özerk yargı, özerk parlamento ve hükümet kurma, özerk eğitim ve yayın gibi haklar getiren bu anayasayı kabul etmemiş, taraflardan heyetlerin katılımıyla 1927 yılında yeni bir Abhazya Anayasası yapılarak kabul edilmiştir. Bu anayasanın 2. ve 3. maddelerinde Gürcistan tarafından Abhazya'nın federatif oluşumu kabul edilmiş ve Transkafkasya oluşumuna bu anayasanın ışığı altında müşterek müracaat edilmiştir.

Stalin döneminde Abhazya

1931 yılında Stalin hiçbir hukuki sebebe dayanmayan bir kararla, Abhazya'nın statüsünü düşürmüş, özerk bir cumhuriyet olarak Gürcistan'a bağlamıştır. Aralık 1936'da zamanın Gürcistan Devlet Başkanı Beria, o zaman ki Abhaz Başkanı Lakoba'yı Tiflis'te misafir ettiği bir esnada, yemeğine zehir koydurarak öldürtmüştür.

Abhazya'da başlatılan asimilasyon ve nüfus dengesini bozma faaliyetleri şu korkunç tabloyu ortaya çıkarmıştı: Abhazya'da 1897 yılında 58 bin 697 Abhaz yaşarken, 1970 yılında nüfus ancak 77 bin 276 olmuştur. Böylece Abhazlar'la Gürcüler arasında müşterek yaşam süregelirken 1989 yılında Gürcüler Abhazya genelinde ve özellikle Sohum Üniversitesi'nde huzursuzluk yaratmaya başladılar.

O güne kadar diğer Kafkas halklarından talebeler, Abhazya'daki tüm etnik gruplar Gürcüler de dahil olmak üzere, Sohum Üniversitesi'nde beraberce tedrisat yaparken, Gürcüler ayrı bir üniversite kurmak, Abhazlar'la hiçbir kamu işyerinde beraber çalışmamak gibi kararlar alıp çatışmalara neden oldular. Abhazya'da yaşayan Gürcüler'in bu başkaldırılarında Gürcistan'ın desteğini de arkalarına almışlardı. Çok üzücüdür ki bu çatışmalarda her iki taraftan ölenler olmuştur.

Bilindiği gibi 1990 yılında SSCB'nin dağılmasıyla Sovyetler'den ayrılıp bağımsızlığını ilan eden ilk cumhuriyet Gürcistan olmuştur. Gürcistan bağımsızlığının ilanından hemen sonra da BM'e üye olmuş ve BM'nin desteğini de arkasına almıştır.

Ne içinde, ne de dışında

1992 Şubatı'nda Gürcistan 1921 Anayasası'na döndüğünü tüm dünyaya açıklamıştır. 1921 Gürcü Anayasası, Abhazya'yı bir 'nesne' olarak konu almamaktadır. Bir başka ifadeyle Abhazya, Gürcistan'ın ne içinde ne dışındadır. Sadece bir sınır komşusudur. Gürcistan'ın 1921 Anayasası'na dönmesiyle boşluğa düşen ve 1931 yılından beri, Gürcistan ile zoraki bir birlikteliği devam eden Abhazya, bağımsızlığını 27 Temmuz 1992'de ilan etmiştir. Ancak buna karşın Gürcistan'ı yok saymamış ve karşılıklı statülerini belirlemek için Gürcistan'a müracaat etmiştir. Gürcistan ise bu davete 12 Ağustos 1992'de saldırıyla cevap vermiştir.

Abhaz-Gürcü savaşı 4 bini aşkın Abhaz'ın hayatına malolmuştur. Bugüne geldiğimizde:

Bize göre de Abhazya'nın isteklerinin hiçbirine Gürcü tarafı anlayış göstermediğinden, tüm görüşmeler tıkanmış ve hiçbir olumlu sonuç alınamamıştır. Rusya Federasyonu Çeçen Savaşı'nı bahane ederek bütün Kafkas Cumhuriyetleri'nin hudutlarına ambargo koymuştur. Bu arada Abhazya'ya da Çeçenistan'a yardım edildiği bahanesiyle giriş-çıkışları engelleyen ambargolar konmuştur.

Bunu fırsat bilen ve uluslararası arenalarda hiçbir haklı gerekçe öne süremeyen Gürcistan, sorunu çözmek için zora başvurmuş, Rusya'ya verdiği tavizler karşılığında Rusya'nın ve bazı BDT devletlerinin desteğini arkasına alarak Abhazya'ya topyekün ölümcül bir ambargo uygulamaya başlamıştır.

Ambargo çözüm değil

Bu bağlamda, ekonomik, ulaşım, haberleşme, seyahat, uluslararası insani yardım ambargosu, diplomatik ve hukuki ambargo gibi insan haklarının lafzı ve ruhu ile bağdaşmayan ambargolar bütün şiddeti ile halen uygulanmaktadır. Kısaca örneklemek icabederse, Abhazya ürettiği çok az miktardaki her türlü ticari mallarını satamamakta, muhtaç olduğu hiçbir hayati gıda maddesi ve ilacı dahi ithal edememektedir. Bu durum karşısında günümüz dünyasında en çok konuşulan insan haklarının nerede olduğunu, savunucularının ne yaptığını sormamak elden gelmiyor.

Abhazlar, tüm Kafkas halkları, sulh ve sukün istemektedirler. Ambargonun asla çözüm olamıyacağına inanmakta, onun için de kaldırılmasını istemektedirler. Ambargo ile Abhazya'yı dize getirmek isteyen Gürcüler yanlış bir yoldadır. Bunun kendilerine açıkça anlatılmasının gereğine inanıyoruz.

Ne biz, ne diasporadaki Abhazlar Abhazya'nın geleceğini belirlemek gücüne sahip değiliz, böyle bir niyet ve girişimimiz de yoktur. Bu konuda en doğru kararı Abhaz yönetiminin vereceğine inanıyoruz.

Ancak biz dün olduğu gibi, bugün de Gürcistan ve Abhazya'nın kendi sınırları içinde huzur içinde yaşayabilir kanaatindeyiz. Pekala eşit haklara dayalı, karşılıklı saygı ve anlayışı esas alan bir yönetim şekli bulunabilir.