Cemaat elitlerinin dershane kaygısı

Yurtdışında kolejleriyle iftihar eden cemaat elitleri Türkiye''de neden kolej düşmanlığı yapıyor? Türkiye''de övündükleri ve dahi sahiplendikleri eğitim kurumları dershanelerdir. Onun için eğitimsizliğin başlıca nedeni olan dershaneler uğruna cemaati kamikaze olmaya teşvik ediyorlar.

Doç. Dr. İshak Torun
Cemaat elitlerinin dershane kaygısı

Eğitim kurumu ulus devletin en önemli ideolojik aygıtlarından biridir. Her iktidar eliti ona kendi misyonunu yüklemek ister. Nitekim cumhuriyetin laik elitleriyle muhafazakar iktidar elitleri arasındaki süregelen iktidar mücadelesinde en önemli konulardan biri eğitim olmuştur. Türkiye''de eğitim, bir alet olarak, aşırı siyasallaşmanın kurbanıdır. Türk eğitim sisteminin aşırı merkeziyetçi ve ezberci yapısı bu ve benzer siyasal kamplaşmalar yüzünden bir türlü reforme edilemiyor. En son açıklanan PISA verilerine göre Türkiye''de eğitimin dibe vurmuş niteliğinde bir değişiklik yok. Sadece en alttaki dezavantajlı aile çocuklarının durumunda nispeten bir iyileşme oldu. Öte yandan, dershaneciliği fetişleştirenlerin savunduklarının aksine, dershaneye gidebilenlerin yer aldığı kümedeki öğrencilerin kendi dilini anlama, fen ve matematik becerilerinde hiçbir iyileşme olmadı.

Türkiye''deki konuyla ilgili diğer bir trajedi ise yabancı dil eğitimindeki yetersizliktir. Kendi öz dilini öğretemeyen bir sistem yabancıların dilini nasıl öğretebilir ki! Gelişmiş ülke toplumlarında bir yabancı dil bilmek zaten standart hale gelmiş durumda. Ama ekonomik gelişmişliği ülkemizden daha iyi olmayan Afrika ve Asya ülkelerinde eğitim imkanına kavuşmuş insanlarla karşılaştığımızda, tabir yerindeyse, kahroluyoruz. Çünkü bu insanlar kendi dillerinin yanı sıra İngilizce, Rusça, Arapça ve Fransızca gibi bilimde, ekonomide ve dinde geçerliği olan en az bir evrensel dili biliyor ve kullanıyor. Bu yabancı dil bilen milletlerin çoğunluğunun sömürgelik geçmişleri var. Bu gerçek karşısında, belki, biz sömürülmediğimiz, İngiliz Mandası olmadığımız, asker bir millet olduğumuz ve şan şerefi öncelediğimiz için yabancı dil öğrenemedik/ öğrenmedik diye avunabiliriz. Ama bu kadar onurlu idiysek öz dilimizi kendi ellerimizle neden değiştirdik, neden onu anasız babasız cami avlusunda bulunmuş çocuğa benzettik. Hem de bunu milliyetçilik goy goyculuğu ile, dilimizi yabancı istilasından kurtarmak gerekçesiyle yaptık.

Bugünkü nesil mazisi yüzyıl öncesine gitmeyen eserleri, mesela Yakup Kadri''nin Konağı''nı, Mehmet Akif''in Safahatı''nı, Mustafa Kemal''ın Nutuk''unu ve Bediüzzaman''ın Risalelerini anlayamıyor. Öğrenci, hocam bu kelimeyi anlayamıyorum, diye sitem ettiğinde, arkadaşım, bunun eski Türkçe karşılığı bu. İngilizce karşılığı bu.Şiimdiki kadük Türkçe›de ya da sizin neslin elan konuştuğu dilde karşılığı yok, ben ne yapabilirim, deyip geçmek durumunda kalıyoruz. Hasıl-ı kelam, ne zengin eski Türkçeyi ne de İngilizceyi bilip konuşabiliyoruz.

TÜRKÇE OLİMPİYATLARI

Dershaneciliği savunarak eğitim sistemimizin değişmesine supap olan Hocaefendi cemaati elitleri de cumhuriyet elitleriyle aynı argümana yaslanıyor: Milliyetçilik. Türkçe Olimpiyatları''yla, ey kahraman Türk evlatları(!) yamyamından Hindusuna, beyazından karasına bütün düvele Türkçe öğretiyoruz, denilmek isteniyor. Oysa, cemaatin 150 ülkeye yayılmış kolejlerinde Türkçe öğretildiği büyük bir yalan. Bu iddialar gariban Anadolu halkını maddeten söğüşlemenin, çocuklarını cemaate asker yazdırmanın ucuz strateji ve taktikleri. Araştırdığım kadarıyla, cemaatin -Azerbaycan''daki biri hariç- yurtdışındaki kolejlerinin hiçbirinin eğitim dili Türkçe değildir. Türkçe, bazı okullarında ancak seçmeli ders olarak okutulmaktadır. Türkçe Olimpiyatları''na Türkçe şarkı söylettirilmek için getirilen çocuklar yurtdışındaki kolej evrenine ait örneklemi temsil etmiyorlar. Onlar özel olarak üzerinde çalışılmış çocuklar. Kolejlerdeki eğitim dili, genel itibariyle, İngilizce''dir. Aslında bunda yadsınacak bir şey de yok; iyi ki de öyle. Çünkü Türkçe''nin bu hale getirildiği bir konumda geçerli bilim, sanat, felsefe ve ticaret dili İngilizce, din dili ise Arapça olmalı.

Türkçe Olimpiyatları İslami ve insanı açıdan estetik ve doğru görünmüyor. Hücurat Suresi''nin 13.Ayeti bize insanların kendi dilleri ve kültürleriyle daha güzel olduklarını söylüyor. Hz. Peygamber''in uygulamaları da bunu destekler niteliktedir. Medine''ye gelen Habeş heyetinin folklor gösterisini mübarek eşi Hz.Aişe ile birlikte seyretmiştir. Farklı ırklardan insanları ülkemize getirip bizim şarkılarımızı söylettirmek ve kendi folklorumuzu sergiletmek insani değildir. Bu olimpiyatlar eski Roma''da emperyal seferlerle esir alınan insanların Roma caddelerinde teşhir edilmesine benziyor. Dini bir cemaat tarafından mutlaka böyle bir organizasyon yapılacak ise, usul ve erkan dahilinde, o insanların kendi dillerinde şarkı söylemelerine ve kendi folklorlarını sergilemelerine müsaade edilmelidir.

KOLEJ DÜŞMANLIĞI YAPMAK!

Yurtdışındaki cemaat kolejlerinin başarıları bir açıdan İngilizce eğitim vermelerinde saklı. Onların başarılarından Türkiye''nin fiili üst kimliğini paylaşan herkes iftihar ediyor. Bu millet şanı ve şerefi, vatanı ve dini için parasını da çocuklarını da esirgemez. Ama dışarıda yapılan bu hizmetleri bu milletin çocuklarına, bu kavruk Anadoluya çok görmeyi, onların kendi dillerini ve dahi bir yabancı dili öğrenmelerini engellemeyi, bunu gerçekleştirmek için yapılan reformlara takos olmayı, daha fazla kolej açılmasından rahatsız olmayı anlayamıyor. Yoksa Anadolu''nun gariban çocukları cemaat elitlerinin gözünde sadece Yemen''e gidecek ya da Enverlerin iktidar heveslerine alet edilecek kurbanlar mıdır?

Yurtdışında kolejleriyle iftihar eden cemaat elitleri Türkiye''de neden kolej düşmanlığı yapıyor? Türkiye''de övündükleri ve dahi sahiplendikleri eğitim kurumları dershanelerdir. Onun için eğitimsizliğin başlıca nedeni olan dershaneler uğruna cemaati kamikaze olmaya teşvik ediyorlar. Ülkenin meşru ve yasal iktidarı diyor ki, kolej açın destek olalım. Onlar, hayır, diyor. Hatta eğer dershaneleri kapatırsanız bütün ülkeyi perişan ederiz diyorlar. Gayri meşru yollarla iktidarı düşürmekle tehdit ediyorlar.

Cemaat elitleri neden Türkiye''deki kolejlerine güvenmiyorlar, acaba piyasaya girecek diğer kolejlerin rekabetinden mi çekiniyorlar. Kanımca, cemaatin Türkiye''deki kolejleri, yurtdışındaki kolejlerin aksine, çocuklarımıza bir şey vermiyor, daha nazik ifadeyle diğer eğitim kurumlarından pek farkı bulunmuyor. Türkiye''deki cemaat kolejleri, seçkin çocukların okuduğu birkaçı hariç, ne müfredatça ne de ideolojik olarak devlet okullarından farkı bulunmamaktadır. Resmi ideoloji ders ve uygulamaları, başörtüsü yasağı, devlet okullarından bile daha titizlikle uygulanmaktadır. Analiz ettiğim kadarıyla bu kolejlerin birinci işlevi çocuklarımıza iyi eğitim vermek değildir. Çünkü mevcut eğitim sistemi içinde kolejler yurtdışındaki gibi ürün vermiyor. Hem tekel konumunda olan cemaat kolejlerini kaliteli olmaya itecek rakipler yok. Zaten kolejlerin birinci işlevi cemaate nüfuz temin edecek elit ebeveynlere ve gelecekte kendilerine asker olacak gençlere ulaşmak.

DAHA FAZLA KOLEJ AÇILMASI

Eğer eğitim veriyorlarsa, bu iki kesime veriyorlar. Bunlardan da tamamen veya kısmen ücret almadıkları için ekonomik olarak kar edemiyorlar. Eğer kullanacakları / kullandıracağınız bir toplumsal statünüz yoksa, çocuğunuz da aşırı zeki filan da değilse koleje ödeyeceğiniz parayla özel ders takviyesi aldırıp çocuğunuzu devlet okullarında okutmanız daha mantıklıdır. İngilizce üzerinde de sizin özel gayretiniz yoksa pek durmuyorlar. Sanılmasın ki bu onların Türkçe aşklarından ileri geliyor. Öyle olsaydı, eski Türkçe dilindeki Risale-i Nurları, onları muhafaza etmeye kendini adamış insanların boğazına basarak sadeleştirmezlerdi.

Son tahlilde, Hocaefendi cemaati elitleri dershanelerin kapanmasından korktuğu kadar, yeni kurulacak kolejlerin rekabetinden de çekiniyor. Çünkü kurulacak diğer kolejlerin çocukların yazı-turasını (kişiliklerini) da silmeden daha iyi bir eğitim, daha iyi bir sosyal gelişim ve daha iyi bir yabancı dil öğretimi sağlamaları durumunda cemaatin ucuz pazarlama stratejisi çökecek. Buna bağlı cemaat elitlerinin toplum içindeki nüfuzları, beşeri ve parasal sermaye imkânları, 28 Şubat darbesinin öteki cemaatleri yok eden konjonktürü sayesinde altın tepsi içinde kucaklarında buldukları dini hizmet tekeli ellerinden kaçacak, daha da önemlisi ince ince kurguladıkları iktidar hesapları suya düşecek. Eğer betimlediğimiz korkulara/politikalara sahip değillerse dershanelerin dönüşümünde ve daha fazla kolej açılmasında ülkenin meşru ve yasal iktidarıyla işbirliğine gitmelidirler.