Cemaat ve hizmet: Ama neye ve nereye?

Laik ve modern bir eğitimin uygulandığı okullarında ve dershanelerinde iyi bir matematik, fizik, vs öğreterek öğrencilerine sınavlarda derece yaptırıldığı ve böylece kurumlarının reklamının yapıldığını görüyoruz. Yurt dışındaki okullarında Türkçe öğretmeye çalışılarak, Türkçe şarkı, türkü, şiir ezberletildiğini görüyoruz. Büyümeye paralel gittikçe azalan bir İslami duyarlılık ile Kapitalist bir anlayış içerisinde faaliyet gösteren şirketleri görüyoruz.

Doç.Dr. M. Murat Arslan
Cemaat ve hizmet: Ama neye ve nereye?

Fethullah Gülen ve cemaatinin seçilmiş siyasi otorite olan AK Parti, Tayyip Erdoğan ve hükümetle giriştiği çatışma maalesef ülkenin son 10 yılda yerel ve küresel ölçekte çok çetin mücadelelerle elde ettiği kazanımları tehlikeye atmaktadır. Peki, tüm bunlar ne uğruna acaba? Cemaatin İslami bir oluşuma yakışmayan hırs ve güç tutkusu uğruna, kendi menfaat ve çıkarlarını koruma uğruna, küresel güçlerle işbirliği veya en azından onlara şirin gözükebilme uğruna.

Artık yollarını Ak Parti''den tamamen ayıran camia, yaklaşan seçimlerde tabanını da ayrıştırabilmek için küresel güçlerle işbirliği içerisinde yolsuzlukla mücadele adı altında iktidarla açık bir savaş ve çatışmaya girmiş bulunuyor.

Yapılan operasyonlar gezi parkı kalkışmasından sonra apaçık ikinci bir sivil darbe teşebbüsü olup temel hedef Erdoğan''ı ve Ak Parti''yi yıpratıp seçimlerde başarısızlığa sürüklemektir. Eğer bu gerçekleşirse barış sürecinin önü kesilebilecek, Türkiye''nin bir süredir izlediği bağımsız, ilkeli, ABD ve İsrail eksenli olmayan politikalarına set çekilebilecek, ekonomik istikrar ve planlanan dev projeler sabote edilmiş olabilecektir.

Bu operasyonlar başarılı olsa ve hedeflenen Erdoğansız Türkiye gerçekleşse bile kazanan cemaat değil dış güçler ve Türkiye''nin kendi ayakları üstünde bağımsız iç ve dış politika izlemesini istemeyen odaklar olacaktır. Böyle bir durumda bile kaybeden toplumdaki meşrutiyeti tartışılan, itibarı yıpranan, söylem ve eylemlerindeki tutarsızlığı ve samimiyetsizliği ortaya çıkan cemaat/camia olacaktır.

DİĞER CEMAATLER

Cemaatin hizmeti ve İslami çizgisi uzun zamandır kuşkular yaratmakta ve sorgulanma ihtiyacı hissedilmektedir. Fethullah Gülen''in sohbetleri, konuşmaları gayet makul ve genellikle ehli sünnet çizgisinde iken uygulamaları ve pratikleri en temel İslami kaide ve prensiplerle çelişmektedir. Teoride kardeşlik, hoşgörü, anlayış, uzlaşma, sevgi dillerden düşmezken pratikte İslam dar bir milliyetçi çizgide yaşanmakta ve en ufak bir ümmet bilinci taşınmamaktadır. Dünyanın birçok köşesindeki müslümanların yaşadıkları haksızlıklara ve dramlarına en azında sesiz kalmak, Filistinli çocukların yaşadığı dehşeti ve zulmü görmezden gelip İsrailli çocuklara acıyıp üzülmek, Mavi Marmara''da İsrail baskınını haklı göstermek gibi İslami ve insani olmayan tutum ve söylemeler ortadadır.

Cemaat maalesef Türkiye''de mevcut diğer cemaat ve İslami grupları hasım görmekte, aşırı bir hırs ve tutku ile kadrolaşmaya gidip, belli bir güç ve mevki edinince bunu sadece mensuplarının ve cemaatinin çıkarına kullanmaktadır. Şu anda hizmetin üssü durumundaki ABD de birçok legal İslami grup, kuruluş, cami ve dernek varken bunlarla en ufak bir iletişim içine girmeyip Hıristiyan ve Yahudilerle görüşülmekte, onlarla türlü türlü faaliyetlerde bulunulmaktadır. Tabii bu ilişkiler İslami bir çerçevede tebliğ, irşat, uyarı, iyiliği teşvik edip kötülükten sakındırma şeklinde değil, aşırı bir hoşgörü ve anlayış içinde onları dost ve veli edinme şeklinde cereyan etmektedir. İster laik, liberal, solcu ve hatta ateist olsun eğer cemaati ve faaliyetlerini çeşitli nedenlerle övüp, takdir ediyorsa, Fethullah hocaya iltifat ediyorsa bu kimseler cemaate mesafeli samimi mümin, müslüman kimselerden çok daha efdal görülmektedir.

HİZMET HAREKETİ NEYİ HEDEFLİYOR?

O zaman kendilerini tanımladıkları ''hizmet hareketi'' nedir ve neyi hedeflemektedir? Dışarıdan bakılınca bu hareketin oldukça başarılı olduğu ortadadır ve bu başarı yadsınamaz. Dünyanın neredeyse her köşesinde açılan okullar, yurtiçi ve yurt dışında sahip olunan yayın organları, şirketler, örgütler, dernekler, cemaat mensubu yüzlerce, binlerce gazeteci, yazar, işadamı, devlet bünyesinde çok önemli mevki ve makamları gelmiş bürokratik ve siyasi kadro ve harekete sempati duyan oldukça geniş bir kamuoyu ile başarı ortadadır. Kısacası bugün küresel ölçekte koca bir imparatorluk haline gelmiş bir yapıyla karşı karşıyayız.

Gülen hareketinin dini ve İslami çizgide bir hareket olma iddiasından dolayı yaptıkları hizmette başarı ölçüsünün de İslami kriter ve çıktılar olmasını beklemek gayet normal olsa gerek. Fakat harekete baktığımızda neler görüyoruz?

Laik ve modern bir eğitimin uygulandığı okullarında ve dershanelerinde iyi bir matematik, fizik, vs. öğreterek öğrencilerine sınavlarda derece yaptırıldığı ve böylece kurumlarının reklamının yapıldığını görüyoruz. Yurt dışındaki okullarında Türkçe öğretmeye çalışılarak, Türkçe şarkı, türkü, şiir ezberletildiğini görüyoruz. Büyümeye paralel gittikçe azalan bir İslami duyarlılık ile Kapitalist bir anlayış içerisinde faaliyet gösteren şirketleri görüyoruz. Tüm bu okul ve şirketlerde ''hizmet'' yaptığını düşünerek neredeyse karın tokluğuna çalışan, cemaatin üniversite tabanından gelen başarılı gençleri görüyoruz. Tüm bunların İslam''la, İslami hizmetle, ahlakla, tebliğle, İla-yı Kelimetullah ile ne kadar bağlantısı var tartışılır.

Ayrıca bu ''hizmetler'' sonucunda acaba kaç kişinin hidayetine sebep olmuşlar? Bilakis gayrimüslim ülkelerde müslümanlık önemli makam ve mevkilere gelmeye engel olabileceği için böyle yerlerdeki okullarında okuyan gayrimüslim örgencilere İslam''dan hiç bahsedilmediği konusunda söylemler ve iddialar varken, hangi hizmetten söz edilebilir?

KÜRESEL GÜÇLER

Yurt içindeki faaliyetlerde ise kendine körü körüne bağlı, düşünmeyen, sorgulamayan, İslam''ın en çok önemsediği konulardan olan aklını kullanmayı bir kenara bırakan, kendileri adına düşünen ''ağabeylere'' iradelerini teslim eden okumuş gençler yetiştirmek mi hizmet? Allah''ın Kitabı ve Peygamberin sahih sünneti apaçık ortada iken cemaatini bir kabile taassubu, bir cahiliye asabiyeti içerisinde kutsamak mı hizmet? Hoca efendilerinin her dediği ve yaptığını doğru ve hak görüp, onlara bir tür masumiyet atfetmek, apaçık yanlış ve hatalarını eleştirmek yerine onları İslami bir çerçeveye oturtmak için dinin ahkâm ve akaidini eğip bükmek apaçık bir sapkınlık ve şirk değil de acaba hizmet midir? Evet, bunca çaba ve gayretin bir hizmet olduğu ortadadır, fakat bunun İslam''a ve ümmete bir hizmet olmadığı gibi yaşanan son olaylarla ülkeye ve millete de hizmet olmadığı ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Sonuçta bu olayların ekonomik, sosyal ve siyasi birçok maliyeti olmuştur. Bu maliyetlere karşılık elde edilecek belki de tek kazanç halkın temiz ve saf duygularını sömürerek bağımsız ve güçlü bir Türkiye''yi istemeyen küresel güçlerle işbirliği yapabilen, kendi dar çevrelerinin menfaati için bütün bir toplumu ateşe atmaya çekinmeyen kimselerin maskesinin düşmesine yol açacak olmasıdır. Devletin içine çöreklenmiş bir yapının şimdi ortaya çıkması, alınacak çeşitli önlemler ile yargı ve bürokrasinin hukukun sınırları içerisine çekilmesi sonucunda en azından böyle bir durumla ülke ve siyasal iktidar daha zayıf ve güçsüz iken karşılaşılmamasını sağlayacaktır.