1955 yılında eğitim sistemimizin içine girdiler. 1965 yılında çıkarılan 625 numaralı kanunla eğitimin bir parçası oldular. İlk zamanlar, öğrencilerin okul içinde karşılaştıkları güçlüklere çare olurken, daha sonra onları özellikle giriş sınavlarına hazırlayan birer kuruluş haline geldiler. Zaman içinde okullara alternatif bir duruma gelince de, kısa süre de okulların yerini aldılar.
O kadar ki, bir öğrencinin bir üst okulun sınavını kazanması dershaneye gitmesine, aksi bir durumsa, hep dershaneye gitmemesine bağlandı. Öğrenciler ve velileri, sınavlardaki başarıyı dershanelerin katkısı olarak görünce de, artık ve tamamen okulların yerini aldılar.
Çocukların eğitimiyle ilgili iki vahim durum ortaya çıktı. Birincisi, yıllardan beri ''eğitim''i göz ardı eden okullar, ''öğretimi'' de böylece dershanelere havale ettiler. İkinci durumsa, işin maddi yükü velilerin sırtına yüklendi. Anayasa''ya göre ''parasız'' olması gereken eğitim, dershanelerle biraz daha ''paralı'' hale getirildi.
DERSHANE AÇMAK KOLAY
Bütün bu durumlar dershanelerin cazibesini artırınca, dershane sayısı giderek çoğaldı. Okullar gibi bahçe, spor alanı, laboratuar, araç-gereç ve benzeri ekipmanlar gerekli olmayınca, apartman katlarında kolayca açıldılar. Çünkü dershane açmak için önemli bir sermaye gerekmiyordu. Hala gerekmiyor. İlk zamanlarda, okullarda çalışan öğretmenlere kıyasla daha yüksek ücret ödeyerek kolayca öğretmen buldular. Öğretmenleri, seçerek aldılar.
Ders kitaplarını, ''komprime'' hale getirdiler. Konu anlatımlı test kitapları hazırlayarak, öğrencilere sınav sisteminin inceliklerini öğrettiler. Sınav pratikleri geliştirdiler ve öğrencileri zamana karşı da iyi hazırladılar. Bunları yapmak onlar için hiç zor olmadı. Okulların yapmadığı ya da yapamadığı bu işler, yapılması zor işlerden değildi. Böylece okullara kıyasla çok daha başarılı oldular. Bu görüş yaygın hale gelince, okulların önüne geçtiler.
OKULLAR, NEDEN YAPMADI YA DA YAPAMADI?
Dershanelerin bu başarısı, okulların umurunda bile olmadı. Eğitimi yönetenler de, dershanelerle okullar arasındaki bu farkı, fark etmedi. Çocuklar, okullar varken dershanelere neden gidiyor? Dershaneler, okullara kıyasla neden başarılı? Dershaneye gitmeyen öğrenci, neden sınav kazanamıyor? Okulların, dershanelerden eksiği nedir? Ve, benzeri soruları hiç sormadılar. Bu farkın sebebini, hiç araştırmadılar. Bu konuda, hiçbir tedbir almadılar.
DERSHANELER KAPATILIYOR!
1983 yılının ikinci yarısında, o dönemde yasama görevi yapan Danışma Meclisi''nden çıkarılan bir kanunla, dershaneler kapatıldı. Gerekçesi, yukarıda anlattıklarımla bire-bir örtüşüyordu. Oysa okulların başarısını dershanelerin seviyesine çıkarmak ilk tedbir iken, daha kolay olan yol seçildi ve dershaneler kapatıldı. Alınan karara göre, tasfiye olmaları için 1984 yılı Ağustos ayına kadar kendilerine süre verildi. Kapatma kararının gerekçesi açıklandı. Gerekçe, kamuoyunda tasvip gördü. Dershane sahiplerinin ne düşündükleri bilinmemekle birlikte, kapatmaya karşı hiçbir tepki gelmedi. Bir kısmı, kısa sürede kapatıldı. Bir kısmı da, tasfiye hazırlıklarına başladı.
DERSHANELER, YENİDEN AÇILIYOR!
1983 yılının sonunda yapılan seçimlerde Anavatan Partisi tek başına iktidar olunca, Turgut Özal''ın kararı ile dershaneler fiilen kapanmadan, yeniden açıldılar. Bu karar, yanlış bir karardı. Açılma gerekçesinde, hiçbir haklı sebep yoktu. Daha sonraki yıllarda eğitimin başına geçenler, bir gün olsun okullardaki öğretimi dershanelerin düzeyine çıkarmak için hiçbir çalışma yapmadılar. Hiç bir tedbir getirmediler. Bu durumu gören dershane sahipleri, başka şubeler açtılar. Yeni müteşebbisler türedi ve yeni dershaneler açıldı. Dershaneler, bütün Anadolu''ya yayıldılar. Bugün, iktidarla kavgalı olan Gülen Cemaati de bu işe girdi ve kısa sürede, sektörün % 22''sini eline geçirdi.
BAŞKA ÜLKELERDEKİ DERSHANELER
Gittiğim yabancı ülkelerde, sırf merakım sebebiyle dershaneleri de sordum. Dershaneler, başka ülkelerde de vardı, ama bizdekiler gibi değiller. Öğrencileri, üst okullara hazırlamakla birlikte, esas kuruluş amaçları ''bir konuda'' istekli ve meraklıları bilgi sahibi yapmaktı. Öğrenciler, aşama yapmak ya da sınav kazanmak için değil, meraklı oldukları konularda bilgi edinmek için dershanelere gidiyorlardı.
Kurslara gelince, onlar başta yabancı dil olmak üzere, isteyenlere hayat için gerekli olan pratik bilgileri vermek için açılmışlardı. Hiçbir ülkede, dershanelerin bizdeki gibi okulların yerini alması söz konusu değildi. Zaten, böyle bir şey düşünülemezdi.
PEKİ BUNDAN SONRA NE YAPMALI?
Dershanelerin kapatılmasının kesinleştiği anlaşılıyor. Dershane sahiplerinin tepki vermesine hak veriyorum. Kurulu düzenleri bozulacak ve bol kazançlı ekmek kapıları kapanacak. İktidarla-Gülen Cemaati''nin kapışması ise, beni hiç ilgilendirmiyor. Ne iktidarı desteklemek ne de Cemaate muhalefet etmek gibi bir düşüncem yok.
Maksadım, hiç kimseye muhalefet etmeden, yapılan bir doğruyu anlatmak ve bir çarpıklığın düzeltilmesini desteklemekten ibarettir. 1983 yılında yapılan doğru bir hareket, 30 yıl sonra tekrarlanıyor. Karardan dönülmemesini temenni ediyorum. Kapatma Kanunu muhtemelen Ocak 2014''de çıkarılacak ve Eylül 2015 ayı itibariyle dershaneler fiilen kapatılmış olacak.
Faydası olur diye, alınması gereken tedbirlere dair (4) maddelik önerilerimi kısaca sıralıyorum. İlk akıla gelenler, maddeler halinde ve şöyle.
Okullarda görev yapan öğretmenlerle, dershanelerde çalışanlar aynı okullardan mezun olup geldiklerine göre, dershanelerdekiler başarılı olurken, okullarda neden başarılı olamıyorlar? Önce bu engel ortadan kaldırılmalıdır.
Okullar fizik şartlarıyla, laboratuar, araç-gereç ve eğitim teknolojisi bakımından dershanelerden daha donanımlı olduğu halde, dershanelere kıyasla neden başarılı olamıyorlar? Buna rağmen, dershanelerden eksik olan yanlarını bulup, bu engel de ortadan kaldırılmalıdır.
Dershaneler öğrencilerini bire-bir girecekleri sınav tekniklerini gözeterek hazırladıklarına göre, okullar bunu neden yapmıyorlar ya da yapamıyorlar? Sınavlar, bütün öğrencilerin önlerinde aşılması gereken birer engel olduğu sürece, okullar öğrencilerini girecekleri sınavlara göre hazırlamalıdırlar.
Devlet, kapatılan dershaneleri sübvanse etmek ve böylece yeniden diriltmek yerine, onlara vereceği paralarla kendi okullarını güçlendirmeli ve öğrencileri, kapatılan dershaneler gibi sınavlara başarıyla hazırlamalıdır.