Ömer Dinçer''e teşekkür ediyoruz

Bir eğitimci olarak göreve geldiği günden bu yana eğitimin yapısal sorunlarına dönük bir dizi radikal reformlara imza atan Sayın Ömer Dinçer''e bir teşekkür borcumuz var. Yeni Bakan''a da yeni dönemde eğitimde özgürlükçü adımların ivedilikle atılması temennisinde bulanarak başarılar diliyorum.

Ufuk Coşkun
Gündem

Milli Eğitim Bakanı değişti. Eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer her ne kadar belirli kesimler tarafından sıklıkla eleştirilse de kuşkusuz Türkiye''nin en cesur, kararlı ve reformcu Milli Eğitim Bakanlarından biri olarak tarihe geçti. Göreve geldiği günden bu yana eğitimin yapısal sorunlarına dönük bir dizi radikal reformlara imza atan Sayın Ömer Dinçer''e bir teşekkür borcumuz var.

ÖNEMLİ İCRAATLARI

3.5 yıllık sürede 87 yıldır okullarda okutulan ve üniformalı askerlerin girdiği Mili Güvenlik Bilgisi derslerini kaldırdı. Amaçları arasında ''Silahlı Kuvvetleri tanıtmak, gençleri ordu''ya içten gelen sevgi ve özlemle bağlamak..'' geçen ve ders konuları arasına sanki irtica ile eylem planının serpiştirildiği bu dersin kaldırılmasında aktif rol oynadı.Ayrıca MEB Teşkilat Kanunu''nda bir takım değişiklikler yaptı. Seçmeli Kürtçe ve Aleviliğin Müfredata girmesi, Resmi Geçit Törenlerinde yapılan düzenlemeler ve öğrencilere tanınan kıyafet serbestîsi gibi adımlar bu dönemde atıldı.

Sayın Dinçer''in bakanlığı döneminde attığı bu türden adımlar kuşkusuz özgürlükler çerçevesinde eksikleri olsa da ciddi adımlardı. Her ne kadar öğretmenlere dönük bazı ifadelerinden ötürü eleştirilse de Türkiye ilk defa eğitimde tektipçiliği eleştiren ve özgür bireylerin yetişmesi adına atılması gereken birçok adımın olduğunu ifade den bir MEB Bakanı''na sahipti. Bu bakımdan kendisine attığı bu olumlu adımlardan ötürü teşekkür ederiz.

Yapılan kabine değişikliği ile yeni MEB Bakanı Sayın Nabi Avcı oldu. Yeni dönemde kendisine başarılar dileriz. Sayın Avcı''nın eğitimin yarım kalan yapısal sorunları üzerine cesaretle gitmesini umuyorum.

YENİ BAKANA ÖNERİLER

Bir tek görüşün hâkim olduğu ve herkesin aynı potada eritilmeye çalışıldığı bir eğitim sistemi her şeyden evvel insan hakları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu anlamda eğitim özgürlüğü adına bazı çalışmaların yapılmasında yarar vardır. Eğitim birliğini öngören Tevhidi Tedrisat yasası yüksek teknolojinin hızla geliştiği bir dünyada artık bu hızı yakalamakta yetersiz kalmaktadır Bu bakımdan bu yasa artık kaldırılmalıdır. Eğitimde ebeveynin rolü de üst düzeyde olmalıdır.

MEB Teşkilat Kanunu''nda yapılan değişiklikler olumluydu. Ne var ki 1739 sayılı MEB Temel Kanunu''nda revize edilmelidir. Çünkü bu kanuna göre eğitimin hedefleri bir önceki yüzyılın değer yargılarına göre dizayn edilmiş dolayısıyla hedefler bir önceki yüzyıla ait. Oysa 2023''e hedef yapan bir ülkenin eğitimin temel kanunlarını gözden geçirmesinde yarar vardır. Kısacası eğitim bireyi özgürleştiren ve tercihlerinde serbest bırakan bir anlayışla yoluna devam etmelidir. Bu çerçevede her gün 5,5 yaşında ki çocuklara ezberlettirilen andımız adlı yemin metninin de evrensel pedagojik ilkeler çerçevesinden bakıldığında artık kaldırılması gerekmektedir.

Mevcut finansman yönteminin günümüz finans dünyasının bir hayli gerisinde bir anlayışla temin ediliyor olması da ayrıca önemlidir. Eğitim, iktisadi boyutu ve doğurduğu olumsuz sonuçlar görmezden gelinerek ele alınmamalıdır. Vergi mükellefleri tarafından temin edilen servetin devlet tarafından alınıp dağıtılmasını öngören bu yerleşik mevcut finansman yaklaşımı ne yazık ki dünyanın geldiği bu noktada hiçbir yaraya merhem olmamaktadır. Devlet okullarında kalite düşüşüne neden olduğu gibi eğitim daha çok zengin ailelere dönük ayrıcalıklı bir hal almaktadır. Eğitimin yerele bırakıldığı ve evrensel pedagojik ilkelerle yürütüldüğü bir ülkede eğitimin kalitesi mutlaka artacaktır. Yeni dönemde eğitimde özgürlükçü adımların ivedilikle atılması temennisiyle kendilerine tebrik eder, başarılar dilerim.