26 Mayıs''ta çözüme, barışa evet demek için yürüyoruz. On yıllar süren bir savaş, son dört aydır sona ermiş görünüyor. Dört aydır bombalar patlamıyor, gençler ölmüyor, savaşın gürültüsü, korkusu, yarattığı kaygılar yerine, diyalog, tartışma ve barışçıl bir iklim egemen oluyor.
Çözüme Evet Koalisyonu, 6 Nisan''da demokratik bir ortamda Kürt sorunun tartışılmasının çok önemli olduğunu düşünen çok sayıda aktivist, yazar, sendikacı, insan hakları gönüllüleri, gazeteci, sanatçı ve savaş karşıtı tarafından ilan edildi.
BARIŞ KAPISI ARALANDI
''Çözüme evet'' diyenlerin en çok önemsediği, dev bir sorunun çözümü için daha önce benzerine tanık olmadığımız bir kapının aralanmış olması. Kürt sorunu, kadim bir sorun, cumhuriyetin tarihi kadar eski. Ölüm, şiddet, bombalar, tutuklamalar, köy boşaltmalar, faili meçhul cinayetler, derin yapılanmaların demokrasi dışı müdahalesine zemin hazırlayan girişimleri ve askeri vesayetin güçlenmesi, aynı zamanda Kürt sorununu hem derinleştirdi hem de bu sorundan beslendi.
Bu yüzden, Çözüme Evet Koalisyonu''nda bir araya gelenler, ''Bizler, çözüm sürecine gözümüz gibi bakmamız gerektiğine inanıyoruz... biliyoruz ki çözüm yönünde atılan her adım, ölümün bu topraklarda yarattığı kasvetli havanın bir kader olmadığını herkese, hepimize gösterecek'' diyerek harekete geçtiler ve barış yönünde atılan adımlara engel olmak isteyenlere, tek kelimeyle, barış sürecini sabote etmek isteyenlere, ''biz buradayız, süreci sabote etmenize izin vermeyeceğiz'' demek için de yola koyuldular.
Olmuş bitmiş süreçle karşı karşıya değiliz.
Sırtımızı koltuğa yaslayıp, gelişmeleri seyretmekle yetinmek zorunda da değiliz.
Harekete geçmeliyiz! Barışın özgürlük demek olduğunu, demokrasinin gelişeceği iklimin yaratılması olduğunu, barış sürecine aktif bir şekilde katılarak, sözümüzü söyleyerek, barış sürecinin kalıcı bir iklim hale gelmesinin sivil toplumun aşağıdan hareketiyle kopmaz bir bağa sahip olduğunu bilerek, harekete geçmeliyiz.
26 MAYIS''TA HERKESİ BEKLİYORUZ
Bu yüzden Çözüme Evet Koalisyonu, kuruluş çağrısında, ''Herkesin ve tüm kimliklerin ortak geleceğinin eşitlik içinde inşası açısından bu can alıcı meselenin çözümüne katkı sağlamanın insanlık borcu olduğuna inanıyoruz.'' vurgusuna özel bir önem verdi.
Süreçle ilgili kaygısı olanlar, çekinceleri olanlar olabilir. Bu kaygıları, şüpheleri ortadan kaldırmanın yolu, barış sürecinin aktif bir katılımcısı olmaktan ve kaygıların yeteri kadar neşeyle karşılamamıza izin vermediği çözüm sürecini neşeyle karşılamaktan, neşemizle sürecin aktif bir parçası olmak için kolları sıvamaktan geçiyor.
Çözümü önemseyenler, barış sürecinin gelişmesinin öneminin farkında olanlar, ölümden değil yaşamdan yanayım diyenler, 26 Mayıs''ta saat 14.00''da Saraçhane Parkı''ndan Beyazıt Meydanı''na yürüyecek.
Neşeyle, şarkılarla, coşkuyla, halkların kardeşliğini kendi ellerimizle yaratmanın gururuyla.
Gelin beraber yürüyelim, beraber halay çekelim, hep birlikte barışın bandosunu kuralım bu kez.