Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2025), bu yıl 14’üncü kez ekonomi, siyaset, savunma ve iş dünyasından çok sayıda ismi ağırladı. Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından Sapanca’da düzenlenen ve yarına kadar sürecek zirvenin teması, "Değişen Küresel Gerçekler ve Gelecek 5.0" olarak belirlendi. İlk gün 6 ayrı panelin gerçekleştirildiği etkinlikte yeni yatırımlar, ihracat, politik ve ekonomik dönüşümün yanısıra savunma sanayii, finansal teknolojilerde inovasyon gibi konular, alanın uzmanları tarafından etraflıca tartışıldı. ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde yeniden fitilini ateşlediği ticaret savaşlarına ayrıca parantez açılırken, ülkeler arasında yükselen gümrük duvarlarının hem iş çevreleri hem küresel ekonomi için belirsizlik kaynağı olmaya devam edeceği vurgulandı.
STRATEJİK SEKTÖRLERE AĞIRLIK VERİLMELİ
Rönesans Holding Onursal Başkanı Dr. Erman Ilıcak, günümüzde küresel ekonomide büyük değişim rüzgarları estiğinden bahsederek, “Korumacılık artıyor, tedarik zincirleri yeniden şekilleniyor. Enerji ve üretim, yerelleşiyor. Bu dönüşüm, bizim gibi ülkeler için büyük fırsatlar içeriyor. Özellikle endüstriyel makine, plastik ve kimya, endüstriyel ve kıymetli metallerin ithal edilmesinden kaynaklanan dış ticaret açığının azaltılması için ise stratejik ağır sanayi yatırımlarının gerçekleştirilmesi gerekiyor. Son 10 yılda Türkiye'de, büyüklüğü 500 milyon doların üzerinde, savunma sanayii başta olmak üzere toplam yaklaşık 20 milyar dolarlık sanayi yatırımı yapılmış. Ama yeterli değil. Bu alandaki dış ticaret açığını azaltmak için önümüzdeki 5 yılda bu tür projelere her yıl en az 12 milyar dolar olmak üzere toplam 60 milyar dolar kaynak ayrılması gerek" açıklamasını yaptı.
JEOPOLİTİK DİNAMİKLER HIZLA DEĞİŞİYOR
HSBC Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Türkiye CEO’su Selim Kervancı da, dünyada hızla değişen jeopolitik dinamikler, ekonomik dalgalanmalar ve teknolojik yeniliklere değindi. Kervancı, "Şu anda belirli olan tek şey belirsizlik. İş aleminin, hükümetlerin, devletlerin en fazla zorlandığı durumlardan bir tanesi de bu belirsizlik ortamını nasıl yönetecekleri ile ilgili. Bu konuda nasıl stratejiler geliştirecekleri yönünde uzun zamanlar harcıyorlar” dedi.
Beykoz Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve TED Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Kasım Han da, dünyada güvenin azaldığını, buna karşın korkuların arttığını anlattı. Han, “Bu ortamda insanlar hızlı çözümler arıyor ve adaptasyon yeteneği ön plana çıkıyor. Değişen trendler, toplumsal güveni zedeliyor” diye konuştu.
ROUBINI: DÜMDÜZ KAOSA SÜRÜKLENİYORUZ
Kriz kahini olarak bilinen Nobel ödüllü Ekonomist Prof. Nouriel Roubini, Donald Trump'ın başlattığı tarife savaşlarının belirsizliği ve güvensizliği artırdığına değinerek, bunun bir kaosa dönüşebileceği uyarısında bulundu. Dünya çapında olağandışı belirsizlikler yaşandığını söyleyen Roubini ekonomik, politik ve jeopolitik dalgalanmaların büyük sorunları da beraberinde getireceğini kaydetti.
Roubini, şöyle devam etti: “Dünya olarak dalgalanmalara, hatta dümdüz kaosa sürükleniyoruz. Çok kutuplu bir dünyaya gidiyoruz, Çin, ABD, Avrupa, Rusya, Hindistan. Kim haklıdan, kim kuvvetliye doğru gidiyoruz. Orman kanunu geçerli. Mesela ABD ve Çin gibi büyük önemli ülkeler arasında ekonomik savaş var. Tayvan'da da gelişmeler görebiliriz."
SORUNLARIN KAYNAĞI KÜRESELLEŞME
Ekonomist, danışman ve yazar Stephen King ise ABD Doları'nı bir noktada uluslararası finans sisteminin temeli olarak aldıklarını ancak şimdi bu durumun da değiştiğini bildirdi. King, şunları kaydetti: "Trump merkez bankası başkanını sevmiyor. Belki Fed Başkanı Powell’ı görev süresinin bitiminden önce görevden alabilir. Ülkeler arasında, uluslar içinde sorunlara neden oluyor. Küreselleşme suçlanıyor bu noktada. ABD’deki enflasyon artıyor. Yeni dünya düzeni nasıl gelişecek, önümüzdeki yıllarda bu belirsiz. Doların durumu, sermaye piyasalardaki durum, uzun yıllar bu şekilde böyle devam edebilir.”
DIŞ ŞOKLARA KARŞI DAHA DAYANIKLIYIZ
Uluslararası Ekonomi Zirvesi’ne videolu mesaj gönderen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de son 20 yılda ABD, Avrupa Birliği ve Japonya gibi gelişmiş ekonomilerin imalat sanayisindeki küresel paylarını büyük ölçüde Çin'e kaptırdığını ifade etti. Türkiye’nin böyle bir ortamda benzer ülkelere kıyasla daha dayanıklı konumda olduğunu dile getiren Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü: “İhracata olan bağımlılığımız görece düşük. Büyümemizi yönlendiren asıl unsur iç talep. Mal ihracatının milli gelirimiz içindeki payı yaklaşık yüzde 20. Dolayısıyla içe kapanan dünya düzeninde Türkiye'nin etkilenme düzeyi görece daha sınırlı olabilir. Ayrıca ihracatımızın yüzde 68'i serbest ticaret anlaşmalarımızın olduğu ülkelere yapılıyor. En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği, bizim gibi kural temelli, çok taraflı ticaret sistemini savunuyor. Bu da bizi dış şoklara karşı daha dayanıklı kılıyor.”