Küresel ticaretin yeniden şekillendiği, bölgesel çatışmalar ve geopolitik risklerin ulaşım koridorlarını daha kritik hale getirdiği bir dönemde Türkiye, ulaştırma ve lojistik altyapısına yaptığı yatırımların karşılığını almaya başladı. Stratejik konumu ile modern havalimanlarını birleştiren Türkiye, uluslararası hava taşımacılığında bölgesel bir aktarma üssünden küresel bir merkeze dönüşüyor. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) Sürdürülebilirlik Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Başekonomisti Marie Owens Thomsen, Türkiye'nin modern havalimanı altyapısına ve güçlü hava yollarına yaptığı yatırımların önemine dikkat çekti. Bu sayede, Türkiye'nin önemli bir küresel havacılık merkezine dönüştüğünü söyledi.
DIŞ ŞOKLARA DAYANIKLI OLMAK STRATEJİK ÖNEMDE
Thomsen, bu konumun, güçlü transit bağlantılar sağladığını ve Türkiye'yi küresel hava taşımacılığı ile ticaret akışlarında bölgesel aktarma rolünden önemli bir merkez haline getirdiğini anlattı. Thomsen, şunları kaydetti: "Türkiye'nin bu rolünü daha da güçlendirebilmesi için öncelik, maliyet açısından rekabetçiliğini koruması ve istikrarlı, öngörülebilir bir düzenleyici ortamı sürdürmesi olmalıdır. Verimli havalimanı ve hava seyrüsefer ücretleri ile operasyonel performans ve bağlantısallığa yönelik sürekli odaklanma, büyümenin sürdürülebilmesi açısından kritik önem taşıyacaktır. Yakın dönemde yaşanan gelişmelerin de gösterdiği gibi jeopolitik veya enerji kaynaklı dış şoklara karşı dayanıklılık da büyük önem taşımaktadır." Marie Owens Thomsen, rekabetçi ve verimli bir faaliyet ortamının korunması, Türkiye'nin küresel bir havacılık ve lojistik merkezi olarak başarısını sürdürmesinin temel unsuru olacağını vurguladı.
GLOBALDE 5 MİLYAR YOLCU TAŞINACAK
Thomsen, mevcut zorlu koşullara rağmen havacılık sektöründe 2026 yılında 5 milyardan fazla yolcu taşımasının beklendiğini bildirdi. Thomsen, küresel ağın öneminin, dünyanın en yoksul ülkelerine bakıldığında açıkça görüldüğüne işaret ederek, bunların ağırlıklı olarak kara yolları, demir yolları, limanlar, hava taşımacılığı, hatta internet ve bankacılık gibi her türlü bağlantı altyapısından yoksun ülkeler olduğunu dile getirdi. Bağlantısallığın fırsatlar oluşturduğunu, onun olmadığı ülkelerin geride kalacağını aktaran Thomsen, "Gerçeği benimseyerek bağlantısallığı bu bağlamda hava taşımacılığını ekonomik kalkınmanın stratejik bir aracı ve ulusal öncelik olarak gören ülkeler en fazla yatırımı çekecek ve en büyük faydayı sağlayacaktır" diye konuştu.