Geçtiğimiz yüzyılın en önemli gelişmelerinden biri hiç kuşkusuz ulusal ekonomilerin küresel ekonomik sisteme entegrasyonu oldu. Ülkeler arasında ticarette tarihte görülmemiş bir büyümeye yol açan süreç, beraberinde büyük tartışmaları da getiriyor. Bugüne kadar yapılan çalışmalar küreselleşmenin büyüme ve yoksulluğun azaltılmasında temel bir rol oynadığını kabul ederken, ortaya çıkan refahın ülkeler, bölgeler ve toplum kesimleri arasında dengeli biçimde dağıtılmaması ise en büyük sorun olarak karşımıza çıkıyor.
KÜRESEL GÖÇÜN GEOMETRİSİ DEĞİŞİYOR
Avrupa aynı anda yaşadığı ve birbirini besleyen 10 farklı krizle karşı karşıya. Yaşlanan nüfus, düşen doğum oranları, yüksek enerji maliyetleri, Çin ve ABD ile artan rekabet, savunma harcamaları ve düşük verimlilik aynı anda kıtanın kapasitesini aşındırıyor. Avrupa’nın asıl krizi eski ekonomik modelinin artık yeni dünyanın yükünü taşımakta zorlanması ve hiç kimsenin dönüşümün getireceği yükün maliyetini taşımak istememesi. İklim değişikliği, küresel göçün yönünü ve niteliğini değiştirmeye hazırlanıyor. Kuraklık, aşırı sıcaklar, seller ve yükselen denizler milyonlarca insanı yer değiştirmeye zorlayabilirken, bu dönüşüm kentlerden iş gücü piyasalarına kadar toplumların geleceğini de yeniden şekillendirecek.
TEKNOLOJİDE İKİ KUTUPLU DÜNYA
Teknolojide yeni dünya düzeninin iki ana ekseni, kurumsal yapıları ve coğrafi adresleriyle görünürlük kazandı. ABD’nin Silikon Barışı girişimine karşı Dünya Yapay Zekâ İşbirliği Örgütü’nü kuran Çin, yalnızca teknoloji üreten değil, teknolojinin küresel kurallarını şekillendiren bir güç olma iddiasını ortaya koyuyor. Türkiye ise her iki oluşumda da yer almayarak kendi yolunu çizen bir aktör olma iddiasını sürdürüyor. Japonya-Türkiye hattında navlun maliyetlerindeki sert artış, jeopolitik risklerin taşımacılık fiyatlarına kalıcı biçimde yansıdığını gösteriyor. Normalleşme başlasa bile navlunların eski seviyelerine dönmesinin zaman alması bekleniyor. Artan maliyetler Türkiye’de üretim ve tüketici fiyatları üzerinde baskı yaratırken, tedarik zincirini de daha kırılgan hale getiriyor. Şirketler ikinci tedarikçi, yüksek stok ve alternatif rotalarla risklerini azaltmaya çalışırken, Türkiye’nin lojistik avantajını koruması ise alternatif güzergahlar ve demir yolu bağlantılarını güçlendirmesine bağlı gözüküyor.
GÜNDEME FARKLI BAKIŞ
- Z Raporu’nun yazar kadrosu da ekonomi gündemine dair görüşlerini Z Raporu okuyucuları için kaleme almayı sürdürüyor. Semra Karabaş, Ali Saydam, İbrahim Acar, Prof. Dr. Kadir Tuna, Dr. Mehmet Akif Soysal ve Prof. Dr. Metin Toprak gündemdeki son gelişmeleri değerlendirirken; Mustafa Özel, İz Bırakanlar köşesinde ‘Al sat, tart sat, yap sat’ konusunu ele aldı.