Nükleer Kanada ile asırlık ilişki getirecek

Nükleer yatırımlarda teknoloji transferi ve yakıt tedarikinde dışa bağımlılığın azaltılmasını ön plana alan Türkiye, bu alanda Kanada ile iş birliğine önem veriyor. DEİK Türkiye-Kanada İş Konseyi Başkanı Mehmet Yılmaz görüşmeler için “Kritik aşamaya girdik. İş birliği gerçekleşirse Kanada ile en az 100 yıl sürecek köklü ilişkimiz olacak” dedi.

Merve Safa Akıntürk
Arşiv.

Türkiye’nin yeni nükleer enerji yatırımlarında teknoloji transferi, yakıt tedarikinde dışa bağımlılığın azaltılması ve küçük modüler reaktörler (SMR) öne çıkarken, Kanada ile yürütülen görüşmelerde önemli bir aşamaya gelindi. Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Başkanı ve DEİK Türkiye-Kanada İş Konseyi Başkanı Mehmet Yılmaz, yaklaşık 2,5-3 milyar dolarlık ticaret hacminin nükleer enerji iş birliğiyle daha stratejik bir zemine taşınabileceğini belirtti. Bir grup gazeteciye değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, Türkiye-Kanada ilişkilerinin son dönemde ivme kazandığını ifade ederek, “Kanada’yla ilişkilerimiz hiç olmadığı kadar iyi seviyede. Çok kritik bir aşamaya girdik. Eğer söz konusu iş birliği gerçekleşirse Kanada ile en az 100 yıl sürecek köklü bir ilişkimiz olacak” dedi.

Mehmet Yılmaz

TEKNOLOJİ TRANSFERİ ÖNE ÇIKIYOR

Kanada seçeneğini öne çıkaran temel unsurun teknoloji transferi olduğunu belirten Yılmaz, Türkiye’nin hedefinin yalnızca santral kurmak değil, nükleer teknolojiyi öğrenerek zaman içinde geliştirebilen bir yapıya ulaşmak olduğunu kaydetti. Kanada’nın zenginleştirilmemiş doğal uranyum ile çalışan CANDU teknolojisinin bu açıdan Türkiye’ye daha fazla hareket alanı sunduğunu ifade eden Yılmaz, yakıt tedarikinde oluşabilecek uzun vadeli bağımlılığın da bu modelle azaltılabileceğini kaydetti. Süreçte henüz nihai yatırım kararına ulaşılmadığını belirten Yılmaz, taraflar arasında niyet mektubu imzalandığını, önlerinde ise çok aşamalı bir müzakere süreci bulunduğunu aktardı. Yer seçimi, reaktör sayısı ve kapasitenin Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre belirleneceğini ifade etti.

SMR’LER MASANIN ANA GÜNDEMİNDE

Türkiye-Kanada görüşmelerinde küçük modüler reaktörlerin (SMR) önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Yılmaz, Kanada tarafının farklı kapasite ihtiyaçlarına göre proje geliştirebildiğini açıkladı. Yılmaz, “İhtiyacınız neyse ona uygun çözüm üretiyorlar. Örneğin ‘Bana 500 veya 1.000 megavatlık 5 adet santral kurun’ diyorsunuz ve talebe göre projeyi şekillendirebiliyorlar” ifadelerini kullandı. SMR teknolojisinin ilerlemesi halinde Türkiye’nin nükleer enerji yatırımlarında daha esnek bir yapıya geçebileceğini dile getiren Yılmaz, santral büyüklüğü, lokasyon ve kapasite seçeneklerinin enerji ihtiyacına göre çeşitlendirilebileceğini kaydetti.

ABD VE GÜNEY KORE DE İLGİ GÖSTERİYOR

Kanada ile görüşmelerin ilerlemesinin Türkiye’deki nükleer projelere yönelik uluslararası ilgiyi artırdığını vurgulayan Yılmaz, ABD ve Güney Kore’nin de son dönemde sürece dahil olmak istediğini söyledi. “Amerikalılar, Türkiye’nin Kanada ile yaptığı anlaşma ilerlemeye başlayınca devreye girmek istediler. Bu süreçte Koreliler de bir atak yaptı. Ancak şu anki tabloya göre süreç Kanada ile daha olumlu ilerliyor” diyen Yılmaz, karar sürecinde yatırım maliyetinin yanı sıra teknoloji transferi, yakıt tedarikinde dışa bağımlılık ve yerli sanayinin projelere katılımının belirleyici olacağını ifade etti.

10 bin tonluk altın potansiyeli

  • Türkiye’nin altın potansiyelinin geçmiş tahminlerin üzerine çıkabileceğini belirten Mehmet Yılmaz, güncel koşullarda düşük tenörlü bazı sahaların da ekonomik hale geldiğini söylerken potansiyelin “en az 10 bin ton” seviyesinde değerlendirilebileceğini ifade etti. Yılmaz, ruhsatlı, izin aşamasındaki ve üretime hazırlanan projelerin devreye alınmasıyla Türkiye’nin yıllık yaklaşık 50 ton altın üretim kapasitesine ulaşabileceğini vurgularken, yerli üretimdeki artışın altın ithalatını ve döviz çıkışını sınırlayabileceğini kaydetti.