Şemsiye kralıydık mağduru olduk

Bir zamanlar, dünyada şemsiye kralı olarak bilinen Türk firmaları ithal olanlara yenildi. Marka şemsiyelerin yerini çoğumuzun ucuz ve pratik diye tercih ettiği Çin malları aldı. Yüzde 90'ı kayıtdışı olan seyyar piyasada aylık kazanç ise 4 bin lira.

Yeni Şafak

SERBEST PİYASA

Bir zamanlar üretimde dünya lideri olan şemsiye sektörü şimdilerde mağduru oynuyor. Dünyaca ünlü markaları ihraç eden firmalarımız birer birer kapanırken, her 100 şemsiyenin 90'ını dışarıdan alıyoruz. Hemen birkaç rakam verelim. Ülke olarak son 5 yılda şemsiyeye 166 milyon dolar harcadık, bunun ithal ürünlerin yüzde 96'ısını ise tabii ki Çin'den aldık. Bazılarına göre sektör, biraz şirketlerin yanlış politikalarının biraz da değişen yaşam tarzının kurbanı oldu.

ÇANTADA ONA YER YOK

Eskiden vatandaşın en önemli aksesuarları arasında yer alan ve bir statü göstergesi olan şemsiye şimdilerde 'Kullan at' ürünlere kurban gitti. Çünkü artık tablet, cep telefonu, büyük kulaklık, şarj aleti gibi teknolojik aletlerden bizim iki tel şemsiyeye yer yok. Onun yerine piyasada 10 liralık hem pratik hem de ucuz ürünlere yöneliyoruz. Bu da her zamanki gibi kayıtdışı ekonomiye yarıyor. Bir tarafta yerli üretici kan ağlarken diğer tarafta seyyar piyasa bayram ediyor. Biz de tabi ki en çok sevdiğimiz yerde yani sokaktayız. Birçoğunuz aşinadır, aniden bastıran yağmurlu havada aniden beliren şemsiye satıcılarına. Toplumsal olay ve hava koşullarına dolardan bile hızlı tepki veren seyyar satıcılar sadece bu üründen ayda 4 bin liranın üzerinde kazanıyor. Havanın durumuna göre satışlar da günlük 50 ile 70 arasında değişiyor.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/10/26/12/07/resized_4515a-a43ad5eeyeni2.jpg

YAĞMUR BASTIRINCA YÜZDE 100 ZAM

İstikal Caddesi'nde şemsiye satan Hacı Y., şeffaf şemsiyelerin, normalde 5 ancak aniden bastıran yağmurla birlikte 10 liraya çıktığını söylüyor. Nasıl bu kadar hızlı yerlerini alıp onlarca satış yaptıklarını biz biliyoruz ama sizin için tekrar dinliyoruz: "Aslında her şey bir sokak ötedeki zulada gizli. Güneş açınca su, akşam iş çıkışı simit ve tabi kötü havalar için şemsiye hepsi aynı yerde kimi zaman bir dükkanda emanet kimi zamanda özel araçlarımızın bagajında. Görevimiz, her daim hazır olmak. Vatandaş denesin alsın yanımızda kontrol etsin. Satışlarımızda müşteri memnuniyeti maksimum önemde."

Birsen'in hikayesi

Büyük firmalar ise ya kapandı ya da zor durumda. Mesela Celal Birsen şemsiyelerini hatırlarsınız. En azından bizden önceki kuşak için ona sahip olmak başka bir ayrıcalıktı. Bir dönem şemsiye kralı olup, Fransa'da fabrika kapatan Birsen, yağmurlu bir günde yaşamını yitirince, oğlu başa geçer. Çin istilasının kendini hissettirdiği dönemde Birsel'in ölümü de şemsiyenin kerametinden midir bilinmez sektör için bir dönüm noktası olur.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/10/26/12/07/resized_e6e5d-a5e20f00semsye7.jpg

KAÇAK VAR

Sokakta kaçak olarak satılan ve çoğumuzun aldığı bu ürünler aslında ülkemizde bir sektörün bitiş hikayesini de resmediyor. Çünkü sektörün yüzde 90'ı kaçak. Kayıtlı ticaretimizin de yüzde 96'sını da Çin'den ithal ediyoruz. Hemen bir bilgi daha ekleyelim Türkiye son 5 yılda şemsiyeye 166 milyon dolar ödedi. Sektördeki yerli firmaların çoğu kapanırken, özellikle büyük ve plaj şemsiye işine yönelmiş durumda. Sektörün yüzde 90'ının kaçak olduğunu tekrar düşünürsek toplamda 1.6 milyar dolarlık bir sektörden söz ediyoruz.

4 BİN LİRADAN FAZLA KAZANÇ

İstanbul'un metro çıkışları, üst geçitleri, Mecidiyeköy, Taksim gibi insan kalabalığının yoğun olduğu yerlerde satışlar tavan yapıyor. Kadıköy ve Üsküdar bölgesinde çalışan Niyazi Ş. ise 10 yıldır bu işi yaptığını belirterek, toptan piyasada şeffaf şemsiyenin tanesinin 2, daha kaliteli olanların ise 5 liradan alındığını söylüyor. Yağmurlu günde 50 adetten fazla şemsiye sattıklarını ve ayda 4 bin liradan fazla kazandıklarını paylaşıyor.

VATANDAŞ MECBUREN

Fatih civarı her zaman hareketli. Ahmet Yıldız, "Yağmur yakaladın yakaladın" yoksa satış yok diyor ve kendince sektörü yorumluyor: "Karşıda adam saçak altında bekliyor Bakıyor yağmur durmayacak, mecburen alıyor. Bu gıda ya da giyim değil."

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/10/26/12/08/resized_9985e-aac5ae61semsye11.jpg

Seyyar satıcıya hava sıcak

Ahmet Yıldız bizim için her zaman havalar sıcak diyor, nedenini ise alın teri ile açıkıyor. Ona göre, günün hatta anın ihtiyaçlarını karşılamakla harcanan bir ömür. "Tek isteğim çocuklarım benim gibi olmasın bir sigortası olsun, eh bir de bu emeklerimizin karşılığını yaşlılığımızda versi" sözleriyle hemen her zaman duyduğumuz temenniyi tekrarlıyor. Kayıtdışı sektörü hatırlatınca bizim Yıldız'dan yorumlar aniden bastırıyor: "Yahu iki rüzgarda, şiddetli yağmurda parçalanacak ürüne neden 100 lira veresin. O koruyor da bu hasta mı ediyor?"

GÜNEŞLİ PİYASA

Bize gelince, günlerden salı hava yağmurlu, meteoroloji yine haklı çıkmış. Evde oturmak yerine, durumdan vazife çıkarmış soluğu seyyar piyasanın yanında almışız. Saat 16:15 Hacı abinin yanına oturmuşuz, İstiklal dolmuş taşmış. Satıcılardan dinlediğimiz hikayelerde arada bir gökyüzü kapanmış, ama nihayetinde hep güneş açmış. Az ötedeki dükkanda şarkısı çalan Orhan baba'nın tüm bunlarla bir ilgisi varmış...