Z Raporu Şubat sayısı bayilerde

Trump’ın Venezuela’ya müdahalesi, Grönland’a tehditleri yasal, ekonomik ve idari yönetim aracılığıyla perçinlenen yeni bir kolonyalizm dönemine işaret ediyor. Z Raporu şubat sayısı ‘Yeni Küresel Düzen: Sömürgecilik’ başlıklı kapak dosyasında kolonyalizmin geri dönüşünü sayfalarına taşıyor.

Ekonomi Servisi
Z Raporu Şubat sayısı

ABD Başkanı Trump’ın 2026’nın ilk günlerinde özel bir operasyon ile Venezuela Devlet Başkanına müdahalesi, Grönland’a yönelik tehditleri ve sonrasında yaşananlar yasal, ekonomik ve idari yönetim aracılığıyla perçinlenen yeni bir kolonyalizm dönemine işaret ediyor. Küresel enerji ve teknoloji dönüşümünün hızlandığı bu dönemde Washington’ın Karakas ve Grönland’a yönelik baskısı, artık sadece siyasi değil; petrol arz güvenliği, petro-dolar sisteminin korunması, elektrikli araçlar ve savunma sanayii için kritik olan nadir element tedarik zincirlerine kadar uzanan ekonomik çıkarlara dayanıyor. Bu kapsamda Z Raporu şubat sayısı ‘Yeni Küresel Düzen: Sömürgecilik’ başlıklı kapak dosyasında kolonyalizmin geri dönüşü tartışmasını sayfalarına taşıyor.

2026 STRATEJİK ATILIM YILI OLACAK

Türkiye, küresel belirsizliklerin damga vurduğu 2025 yılında Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat seviyesine ulaştı. Yıl sonunda mal ve hizmet ihracatı, 396,5 milyar dolar ile resmi hedefin üzerine çıkarak rekor kırarken, ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 74,8 seviyesine yükseldi. Ticaret bakanı Ömer Bolat, söz konusu başarıya ilişkin değerlendirmesinde, bu tarihi rekorun gerçek mimarlarının ihracatçılar olduğunu vurguladı. Bakan Bolat, ihracatta öncelikli hedefin yalnızca hacim artışı olmadığının altını çizerek, katma değer, tasarım ve marka odaklı, teknoloji yoğun ürünlerin ihracattaki payını artırarak Türkiye’nin dünya ticaretinden aldığı payı yükseltmeyi amaçladıklarını ifade etti. Bu doğrultuda 2026 yılının, Türkiye’nin küresel ticarette rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejik adımların öne çıkacağı stratejik bir dönem olacağını kaydetti.

YÜKSEK FAİZ ÇÖZÜM MÜ SORUNUN KENDİSİ Mİ?

Yüksek faiz yalnızca talebi baskılayan bir araç değil; krediye dayalı ekonomik yapılarda üretim maliyetlerini artırarak enflasyonu doğrudan yukarı iten bir mekanizma haline geliyor. Reel faizin yükselmesiyle birlikte işletme sermayesi, stok finansmanı ve yatırım maliyetleri pahalılaşıyor; firmalar artan finansman yükünü fiyatlara yansıtmak zorunda kalıyor. Böylece faiz, enflasyonu düşürmesi beklenen bir politika aracıyken, maliyet kanalı üzerinden bizzat enflasyonu üreten bir unsura dönüşüyor.

EMEK YOĞUN SEKTÖRLERDE DÖNÜŞÜM

Üretim maliyetlerindeki artış ve küresel ticarette yaşanan rekabet gücündeki erime Türkiye’de emek yoğun sektörlerden çıkış tartışmalarını bir kez daha alevlendirdi. Uzmanlara göre çözüm, emeği tasfiye eden ani çıkışlar değil; teknoloji, tasarım, dijitalleşme ve markalaşma yatırımlarıyla emeği katma değerle güçlendiren kademeli bir dönüşüm.

Z RAPORU YAZARLARI EKONOMİK VE SİYASİ GELİŞMELERİ YORUMLADI

Z Raporu’nun yazar kadrosu ekonomi gündemine dair görüşlerini okuyucuları için kaleme almayı sürdürüyor. Semra Karabaş, Ali Saydam, İbrahim Acar, Prof. Dr. Kadir Tuna, Dr. Mehmet Akif Soysal ve Prof. Dr. Metin Toprak gündemdeki son gelişmeleri değerlendirirken; Mustafa Özel, İz Bırakanlar köşesinde ‘Tasarım, sanat ve kanaat’ konusunu ele aldı. Analist Cüneyt Paksoy da piyasadaki son gelişmeleri yorumladı.