15 Temmuz günü birçok yerden aynı mesaj gelmiş

İstanbul Kartaltepe Kışlası Komutanı Piyade Albay Davut Ala, FETÖ Darbe Girişimi Araştırma Komisyonu'na bilgi verdi. 15 Temmuz günü ilginç olayların yaşandığını belirten Ala, saat 17.04'te birçok adresten "Eylem ikazı mesajı geldiğini" belirtti. Darbecilerle kahramanca çatışan ve 7 kurşunla vurulmasına rağmen kışlasını terk etmeyen Ala, o anları anlatırken gözyaşlarını tutamadı.

Yeni Şafak
FETÖ Darbe Girişimi Komisyonu'na bilgi veren Piyade Albay Davut Ala çarpıcı açıklamalarda bulundu.

FETÖ'nün darbe girişiminde, darbecilerle çatışmaya giren ve hastanede 'öldü' sanılan Kartaltepe Kışlası Komutanı Piyade Albay Davut Ala, komisyonda o anları anlatırken, gözyaşlarına hakim olmadı.

Çatışmada karaciğerinden ve bacağından vurulan, parmağı kopan, diyaframı delinen, kaburgaları kırılan Gazi Albay Davut Ala, "Şehadet getirmek için akrabamızı aradım. Çocuklarım önce Allah'a sonra size emanet dedim. İlk hastaneye götürüldüğümde öldü diye kenara atmışlar. Kusura bakmayın. Yaşamam bir mucize. Bunların hiçbiri önemli değil. Bir Rum ordusunu getirip koysaydık oraya Rum askeri bile o halka o eziyeti etmezdi" dedi.

İstanbul'daki Kartaltepe Kışlası Komutanı Piyade Albay Ala, 15 Temmuz FETÖ/PDY Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'nda dinlendi. Darbecilerle girdiği çatışmada yaralanan ve gazi olan Davut Ala, 15 Temmuz günü görev yaptığı kışlada tuhaf olaylar yaşandığını söyledi. Ala, "Verilen emir üzerine Ramazan Bayramı'ndan sonra Kartaltepe Kışlasına başladım. 15 Temmuz'dan bir hafta önce görevime başladım. Malum günde silahlı kuvvetlerde olmayan olaylar yaşandı. Tugay Komutanı izinli gözüküyor o gün. Daha sonra telsiz çevrimi yapılacak diye tugaydan bilgi geldi ki telsiz çevrimi tugay komutanı olmadan yapılmaz. Daha çok araziden irtibat telsizle sağlanır ve bir komutan astına emir vereceği zaman telsizle verilir. O akşam atış yapılacağı emrini tugay komutanı yardımcısı vermiş. Normalde atış yapılmaz Cuma günleri. Bende atış yapılmaması emrini verdim. Kışlada astsubay öğrencileri var, stajyer. Ellerine silah almış değiller. Çocukları kandırıyorlar ateş yapılacak diye. Akşam tatbikat yapacağız diye kandırıyorlar" diye konuştu.

GÜNDEM
Kahraman komutan 7 kurşuna rağmen kışlasını teslim etmedi

"Saat 17.04'te İstanbul'un her yerinden eylem ikazı mesajı geldi"

Gazi Albay Davut Ala, 15 Temmuz günü saat 17.04'te cep telefonlarına '15-16-17 Temmuz günleri Ayasofya, Taksim, Sultanahmet, metro, Marmaray, vapur seferleri. Sancaktepe, Fatih, Kartal eylem ikazı' diye bir mesaj geldiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Darbeyi haber veren astsubayın kafayı yediğini düşündük"

Zeytinburnu'ndaki lojmana giderken, GATA'dan refakatçi Yusuf Astsubay'ın kendisini arayarak, darbe olduğu yönünde bilgi verdiğini anlatan Davut Ala, "Yusuf Astsubay Kuleli Lisesinden bir yüzbaşının kendisini durdurduğunu ve darbe olduğunu söylediğini bildirdi. Saat 21.30 civarı. Biz inanamıyoruz. O arkadaşı GATA'da psikiyatriye göndermiştik orada refakatçiydi. Hatta şöyle düşündük: Psikiyatriye gitti, kafayı yedi. Çünkü mümkün değil bu yüzyılda böyle bir şey düşünemiyoruz" ifadelerini kullandı.

"2 sene sonra sizi asacağız' dediler"

Evden çıktıktan sonra kışlaya gidip, silah kuşandıklarını belirten Ala, şöyle konuştu:

"Hastanede beni 'öldü' diye kenara atmışlar, yaşamam mucize"

Davut Ala, askeri üniformalı 2 kişiyle sabaha karşı 04.00 civarında çatışmaya girdiğini anlatırken, gözyaşlarına hakim olamadı. Bacağı ve karaciğerinden vurulan, parmağı kopan, dalağı delinen, kaburgaları kırılan Davut Ala, hastanede 'ölü' sanılarak, bir kenara bırakıldığını söyledi. Davut Ala, şöyle devam etti:

  • "Askeri üniformalı iki kişiye 'teslim olun' diye bağırdım. İlk mermiyi orada yedim. Önce Allah sonra cüzdanım sayesinde kurşun bacağımı sıyırıp geçti. Cüzdanımdaki kartlarım bile delindi. Daha sonra sağ parmağımı kaybettim. Helikoptere bineceklerini düşünerek oraya yöneldim. Sıçrarken karaciğerimden vuruldum. Hani kurban kesildiğinde kan kokusu gelir ya ben o kokuyu hissettim. Kopan parmağımı avuç içine alıp öyle gittim. Şehit olacağımı düşünerek vali yardımcımız arkadaşımı aradım. Şehadet kelimesini getirdim. Hakkınızı helal edin dedim. Çocuklarım önce Allah'a sonra size emanet dedim. Sonra bayılmışım. 2 gün sonra hastanede gözlerimi açtım. Kusura bakmayın kendime engel olamıyorum. İlk hastaneye götürüldüğümde öldü diye beni kenara atmışlar. Mümkün değil yaşamam çünkü. Yaşamam bir mucize. Şu anda bir parmağım yok. Diyaframım delindi. Kaburgalarım kırıldı. Sol dizimde, ayağımda 3 mermi var. Bunların hiçbiri önemli değil. Bir Rum ordusunu getirip koysaydık oraya Rum askeri bile o halka o eziyeti etmezdi. Bu nasıl zihniyettir."