Kut'ül Amare Zaferi'nin 100. yılı, devletin zirvesinin de katılımıyla kutlandı. İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Ahmet Davutoğlu, bakanlar, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, milletvekilleri, askeri ve mülki yetkililerin yanı sıra yüzlerde vatandaş katıldı. Konuşmasına şehitleri anarak başlayan Erdoğan, satır başları ile şunları kaydetti:
TARİH ANLAŞIYI YANLIŞ
Bu coğrafya millet olarak bedelini halen, her gün ödediğimiz, bize anamızın ak sütü kadar helal olan asli vatanımızdır. Geniş bir coğrafyada 2 bin 200 yılı aşkın süredir kesintisiz devam eden devlet geleneğimiz boyunca yüreğimizle ve bileğimizle, hakkını vermediğimiz hiçbir zaferimiz yoktur. Batı medeniyetinde Türk, belli bir kavmin adı değil tüm Müslümanları ifade eden bir isimdir. Millet olarak temsil ettiğimiz bu geniş algının gerisindeki büyük mücadeleyi ve fedakarlıkları çok iyi görmek, çok iyi değerlendirmek ve idrak etmek mecburiyetindeyiz. Ülkemizde maalesef, nesillere bu büyük fotoğrafı gösterecek bir tarih anlayışı mevcut değil.
DEVLETİN MİLLETİN HASMI
Birtakım iyi niyetli çalışmalar var ama bunlar batı ülkelerinin benzer çalışmaları yanında çok sönük. Ders kitaplarındaki eksikliğin dışında adeta tam tersi bir çabanın söz konusu. Milletimizin, medeniyetimizin binlerce yıllık tarihini, neredeyse 1919 yılından başlatan bir tarih anlayışını reddediyorum. Her kim ki zaferleriyle ve yenilgileriyle son 200 yılımızı, hatta son 600 yılımızı soyutlayıp eski Türk tarihinden Cumhuriyete atlıyorsa biliniz ki o kişi milletimizin de devletimizin de hasmıdır.
KENDİ TARİHİMİZİ GÖMDÜK
Böyle bir milletin tarihindeki zenginlikleri anlatmaya kütüphaneler bile yetmez. Ama biz ne yapmışız? Kendi tarihimizin üzerine adeta kara bir örtü örtmeye çalışmışız. Kendi tarihimi gömmeye çalışmışız. Kendimize ait olan pek çok başarıyı sanki bizimle ilgisi yokmuş gibi kısaca anlatıp geçenler veya hiç değinmeyenler hem ecdadımıza saygısızlık, hem de gelecek nesillere çok büyük kötülük yapmışlardır. Kut'ül Amare Zaferi bunun en çarpıcı örneğidir.
ZAFER UNUTTURULDU
Daha yakın zamanda lise 2'nci sınıflara okutulan tarih kitaplarında Kut'ül Amare, çok kısa bir şekilde anlatılıyordu. İngilizleri kimin yendiğinin dahi yer almıyordu. İngilizler 1918'de İstanbul'u işgal ettiklerinde şehirde kendilerine ait tüm bürolara, üzerinde "Kut'u hatırla" yazan tabelalar astılar, yenilen taraf bu savaşı ibret vesikası olarak hatırlatırken, bizde ise kendi zaferimizin unutturulmaya çalışıldığını görüyoruz.
BİZ MASADA KAYBETTİK
1. Dünya Savaşı'nın her cephesinde başta İngilizler olmak üzere düşmanların öfkeyle, dostların da ümitle, tüm dünyanın şaşkınlıkla takip ettiği bir mücadele ortaya konuldu. Ateşkes anlaşması imzalandığında Osmanlı ordusu tüm cephelerde savaşmaya devam ediyordu. Ortada çökmüş, bitmiş, teslim olmuş bir ordu ve devlet yoktu. Bizim bu dönemde başımızı yakan, klasik sorunumuz olan cephede kazanıp masada kaybetme işidir. Yani diplomasi eksikliğidir. Bununla birlikte şu gerçeği hep birlikte teslim etmemiz gerekiyor.
YALANI ORTAYA KOYDU
Kut'ül Amare, resmi tarih söyleminin bir başka önemli arızası olan "Araplar bizi arkamızdan vurdu" yalanını ortaya koyan en bariz örnek. Kuşatma boyunca Kut halkı adeta Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket etti. Bu uğurda pek çok şehit verdi. Anadolu'da olduğu gibi o bölgede de elbette İngilizlerin ve diğer güçlerin oyunlarına kananlar vardı ama bu tüm Arap kardeşlerimizin itham altında bırakılmasını haklı göstermez.
Kut'ül Amare ruhu kıyamete kadar yaşayacak
Başbakan Ahmet Davutoğlu da törene katılanlar arasındaydı. Kültür Bakanı Mahir Ünal'dan sonra kürsüye gelen Başbakan, konuşmasına Kut'ül Amare kahramanı merhum Halil Paşa'nın mektubundaki, "Allah'ın yardımıyla bugün Kut'ül Amare müstahkem mevki zaptedildi. 5'i general olmak üzere 500 subay ve 13 bin İngiliz askerin esir alındığını arz ve müjdelerim" bölümünü okuyarak başladı. Şehit ve gazileri yadeden Davutoğlu, şunları söyledi:
MAZLUMLARA HAYAT VERDİ
Kut'ül Amare Zaferi, çöküşün başladığı, umutsuzluğun yaygınlaştığı bir zaman diliminde milletimiz için ve o coğrafyadaki bütün mazlum milletler için ab-ı hayat olmuştur. Çanakkale'den başlayan istiklalini koruma iradesinin bir benzeri Kut'ül Amare'de ortaya konmuştur.
YILLARCA UNUTTURULMAK İSTENDİ
Kut'ül Amare mücadelesi istiklal mücadelemizle kurulacak Türkiye Cumhuriyeti'ne ruh ve mana vermiştir. Kut'ül Amare, unutulacak bir zafer değildir. Eski Türkiye anlayışı uzun yıllar bu zaferi hatırlamak istemedi. Adeta sistemli bir şekilde unutturmaya çalıştı. Artık Türkiye değişiyor. Kut'ül Amare'yi yeniden hem de devlet töreniyle kutluyoruz. Söz veriyoruz ki Kut'ül Amare ruhunu kıyamete kadar yaşatacağız. Kıyamete kadar Kut'ül Amare bir daha unutturulmayacak.
23 NİSAN'IN ALTERNATİFİ DEĞİL
Bazı basın yayın organlarında Kut'ül Amare anması üzerinde oluşturulmaya çalışılan olumsuz algı saldırı mahiyeti kazandı. Kut'ül Amare etkinlikleri 23 Nisan Bayramı'na alternatif gibi gösterildi. Asla alternatif değildir. Bu bayramlar birbirinin ayrılmaz cüzleridir, birbirinin takipçileridir. Kut'ül Amare'yi, Çanakkale'yi anlamayan, 23 Nisan'daki milli iradeyi idrak edemez. 23 Nisan da hepimizin bayramı, Kut'ül Amare de hepimizin zaferidir.
Toprak ve sancak getirdiler
Programda Kut Valisi Halef, Kut'ül Amare'ye ilişkin kısa değerlendirmede bulundu ve şehit kanıyla sulanmış Kut toprağını Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sundu. Dedeleri Kut'ül Amare'de şehit düşmüş aşiret liderleri de, üzerinde Türk bayrağını simgeleyen ay yıldızın olduğu sancağı ayrıca Erdoğan'a sundu. Kut'ül Amare Zaferi'ni anlatan oyunun da sahnelendiği programda, cephede sergilenen kahramanlıklar anlatıldı. 38 mehteran ve 72 oyuncunun sahne aldığı, “Kut'ül Amare Belgeli Dramatik Gösterimi" katılımcılardan büyük beğeni gördü.