Adanalı Cambaz!

Mustafa Cambaz, haymatlos olduğu için uçağa binerken, otele kayıt yaptırırken sorunlar yaşıyordu. Batman Öğretmenevi’ndeki görevli de başta Cambaz’ın kaydını yapmayı başaramamış. Fakat bir dizi deneme sonunda ‘şehir’ bölümüne “01” yazınca Cambaz’ın kaydını yapabildiğini görmüş. Hemen Cambaz’a dönerek, “Abi sorununu çözdüm. Sen bundan sonra Adanalısın” demiş. 

İdris Saruhan
Şehit Mustafa Cambaz

15 Temmuz’da şehit verdiğimiz Mustafa Cambaz’ı şimdiye kadar birçok arkadaşımız, abimiz anlattı.

Onu tanıyan herkes neşesine, cana yakınlığına, saflığına tanıktı. Heyecanlı heyecanlı konuşurdu, heyecanı ve neşesi de hemen karşısındakine geçerdi. Eminim ki 15 Temmuz’da darbecilerin karşısına da öfkeyle ama biraz da hep yanında taşıdığı bu heyecanla çıkmıştır. Ve belki de neşeyle… Ölüme de öyle koşmuştur.

KÜÇÜK BÜYÜK HERKES ‘CAMBAZ’ DERDİ

Mustafa Cambaz, Yeni Şafak’a bizden sonra 1990’lı yılların sonunda gelmişti. 1963 doğumluydu ve İstihbarat Servisi’nde -bir iki istisna hariç- yaşça hepimizden çok büyüktü. Mesleğe geç başlayanlardandı. Fakat tuhaftır ona “Mustafa abi” demezdik. Küçük büyük herkes “Cambaz” diye seslenirdi. Şimdi bile “Mustafa abi” demeyi yadırgıyorum. Sanırım yaşına, kıdemine bakmadan herkesle hemen kaynaşmasından kaynaklanıyordu bu…

HAYMATLOS’U İLK ONDAN DUYDUK

Cambaz bir “haymatlos”tu. Haymatlos kelimesini ilk ondan duyduk. Şehit düştükten sonra Türkiye’de yüz binlerce kişi de onun hayat hikayesini okurken bu kelimeyle tanışmıştır. Haymatlos hukuki anlamda bir kişinin “vatansız”, “yurtsuz” olması demek. Gümülcine’de doğan Cambaz, Yunanistan ordusunda askerlik yapmak istemediği için pasaportunu yırtmış ve Türkiye’ye gelmişti. Yunanistan vatandaşlığından çıkmış ama Türk vatandaşı olmayı başaramamıştı. Şehit oluncaya kadar da hep ikamet tezkeresiyle yaşamak zorunda kaldı.

FOTOĞRAF TUTKUSU CAMİLERLE BAŞLADI

Bu yazıyı yazmamın sebebi Cambaz’ın bir haymatlosluk hikayesi.

Cambaz’ın çalıştığı Yeni Şafak ve TVNET dışındaki en büyük meşgalesi Türkiye’yi karış karış gezip küçük büyük camileri fotoğraflamaktı.

Şimdi Yeni Şafak, onun adına uluslararası “Şehit Mustafa Cambaz Fotoğraf Yarışması” düzenliyor ve herkes onu “Yeni Şafak Foto Muhabiri” olarak tanıyor ama Cambaz gazeteye muhabir olarak başladı. Fotoğraf ilgisi de hafızam beni yanıltmıyorsa camilerin fotoğraflarını çekme tutkusuyla gelişti.

KAYIT SORUNU “01” YAZINCA ÇÖZÜLDÜ

Pasaportu olmadığından yurtdışına çıkamıyordu. Şehir şehir gezerken de birçok problemle karşılaşıyordu. Uçağa binerken sorun, otele kayıt yaptırırken bir başka sorun. Yine cami fotoğrafları çekmek için İstanbul dışına çıkacağı bir gün bana, “Doğuda bazı şehirlere gideceğim. Batman ve civarındaki camilerin fotoğraflarını da çekeceğim. Bana Batman’da kalabileceğim uygun bir mekân tavsiye eder misin?” diye sordu. Biraz soruşturunca Batman Öğretmenevi’nde kalabileceğini söyledim. Ona resepsiyonda yardımcı olacak bir görevlinin de ismini verdim. Günler sonra fotoğraf çekiminden döndüğünde mutluydu. Öğretmenevindeki görevli önce mutat olduğu üzere Cambaz’ın kaydında haymatlosluk sorunu yaşamış. Fakat biraz çaba ve denemelerle şehir kısmına “01” yazınca Cambaz’ın kaydını yapabildiğini görmüş. Hemen Cambaz’a dönerek, “Abi sorununu çözdüm. Sen bundan sonra Adanalısın” demiş. Cambaz artık herhangi bir otele ya da öğretmenevine gittiğinde görevliden şehir kısmına “01” yazmasını isteyecekti. Cambaz “Adanalı” olmuş ve sürekli başını ağrıtan meselelerden biri çözülmüştü.

KEDİ MASASINA GELDİ

Cambaz’ı anıp da kedilerden söz etmemek olmaz. İflah olmaz bir kedi severdi. Gazetenin çevresindeki tüm kedileri sever ve beslerdi.

16 Temmuz sabahı yaşadığım bir olayı nasıl yorumlamak gerekir bilmiyorum. 15 Temmuz akşamı gazete baskıya gitmişti. Fakat ben o dönemde haftalık çıkan ve cuma geceleri baskıya giden Gerçek Hayat dergisinin yayın kurulunda olduğum için eve gitmemiştim. Darbe girişimini duyduğumda Gerçek Hayat Yayın Koordinatörü olan eşim Emeti Saruhan ile birlikte binadaydık. Saat gece yarısını geçip de savaş uçaklarının alçaktan uçmaya başlamasıyla gazetenin bazı camları patlayınca, gazeteye saldırı olabilir lafı dolaşmaya başladı. Kısa süreliğine avluya çıktık. Bu sırada telefonum çaldı. Arayan Mustafa abiydi (Mustafa Karaalioğlu), Cambaz’ın vurulduğunu ve hastaneye kaldırıldığını haber verdi. Hangi hastanede olduğunu ise bilmiyordu. Hepimiz donakalmıştık. Acı haber çok gecikmedi. Bir süre sonra Cambaz’ın şehit olduğunu öğrendik. Yeni Şafak ve Gerçek Hayat baskıya gitti. Sabah güneş doğarken Ayşe Olgun masaya kapanmış Cambaz’a ağlıyordu. Hemen yanında Cambaz’ın masasının etrafında bir kedi sessizce dolaşıyordu. Gazetenin avlusunda hep kediler olur ama bina içinde ilk kez o gün kedi gördüm. Dediğim gibi bunu nasıl yorumlamak gerekir bilemiyorum.

GAZETE YAPMANIN ANLAMI YOK

15 Temmuz gecesi FETÖ’cü askerlerin darbe girişimi olunca Yeni Şafak’ın gece sorumlusu Mustafa Duran artık gazete yapmanın anlamsız olduğunu söylüyor, “Sokağa çıkalım, mücadele edelim” diyordu. Fakat ne olursa olsun biz mücadelemizi gazetede verecektik. Mustafa Duran’ı zor bela ikna ettik ama o saatte evde olan Mustafa Cambaz, darbeyi ve silah seslerini duyunca sokağa fırlamıştı. Çengelköy’deki istirahatgâhında Mustafa Cambaz’a bir kez daha rahmet ve minnetle…