Enerjide bağımsızlık ülkemizin kızılelması

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, enerji dönüşümünün hızlandığı yeni dönemde kritik madenlerin artık petrol ve doğal gaz kadar önemli hale geldiğini belirterek “Savunma sanayiinden yüksek teknolojiye birçok sektörün geleceği bu kaynaklara bağlıdır. Türkiye bu yarışta seyirci değil, oyun kurucu olmayı hedeflemektedir. Savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide tam bağımsızlık ülkemizin kızılelmasıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, enerjide tam bağımsızlığın Türkiye’nin kızılelması olduğunu söyledi.

2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi’nde konuşan Erdoğan, Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya uzanan coğrafyanın seçkin temsilcilerini İstanbul’da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti. Enerji arz güvenliğinin günlük hayattan uluslararası siyasete her alanda çok daha önem kazandığı bir süreçten geçtiklerini söyleyen Erdoğan, “Enerji milli güvenliğin, kalkınmanın, bağımsızlığın ve bölgesel istikrarın merkezinde yer alan bir güç unsuru olma vasfını giderek perçinliyor. Petrol ve doğal gaz halen stratejik kaynaklar olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

VAZGEÇİLMEZ OLDUK

Enerji kaynaklarının güvenli, istikrarlı ve düşük maliyetlerle geçişini temin etmenin, en az bu kaynaklara sahip olmak kadar stratejik öneme sahip olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin güvenilir enerji tedarikindeki vazgeçilmezliği bu süreçte bir kez daha anlaşılmıştır. Bunda elbette son 23 yılda hükümetimizin attığı adımların çok büyük payı vardır.”

AVRUPA’NIN EN GÜÇLÜ MERKEZİ

“Göreve geldiğimizde Türkiye’nin günlük doğal gaz giriş kapasitesi yaklaşık 90 milyon metreküptü, bugün bu rakam 495 milyon metreküpe çıktı. Rusya’dan 2, Azerbaycan’dan 2 ve İran’dan 1 olmak üzere toplam 5 boru hattı ile doğal gaz temin ediyoruz. Türkiye artık 39 ülkeden 50’den fazla şirketten doğal gaz tedarik eden dev bir enerji altyapısına sahiptir. LNG terminalleri, FSRU tesisleri, depolanma yatırımları ve boru hatlarıyla Türkiye’yi Avrupa’nın en güçlü enerji merkezlerinden biri haline getirdik. Yapacağımız yeni yatırımlarla günlük LNG gazlaştırma kapasitemizi mevcut 161 milyon metreküpten 200 milyon metreküpe çıkartacağız.”

GÜVENİLİR ORTAK

“Türkiye kendi kaynaklarını geliştirirken, aynı zamanda küresel enerji diplomasisinin en güvenilir ortaklarından biri olarak adından sıkça söz ettiriyor. Somali’deki sondaj faaliyetlerimiz, Pakistan’da planlanan çalışmalarımız, Libya’dan Orta Asya’ya uzanan iş birliklerimiz bunun en somut göstergesidir.”

BOR PAZARININ LİDERİYİZ

“Komşumuz Suriye’de de hem maden hem petrol tarafında yeni hükümetle ortak çalışmalarımız devam ediyor. Diğer taraftan, madencilik alanında da büyük bir dönüşüm içindeyiz. Dünyada maden çeşitliliği bakımından 9. sıradayız. 2025 yılında maden ihracatımız 6,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Dünya bor rezervlerinin yüzde 73’üne sahip olan ülkemiz dünya bor pazarının lideridir.”

SEYİRCİ DEĞİL OYUN KURUCU

Nadir toprak elementlerinde Eskişehir Beylikova’da keşfedilen dev rezerv, Türkiye’yi kritik madenler alanında küresel ölçekte şampiyonlar ligine taşımıştır. Enerji dönüşümünün hızlandığı yeni dönemde kritik madenler artık petrol kadar, doğal gaz kadar önemli hale gelmiştir. Savunma sanayiinden yüksek teknolojiye birçok sektörün geleceği bu kaynaklara bağlıdır. Türkiye bu yarışta seyirci değil, oyun kurucu olmayı hedeflemektedir, son 23 yılda bunun altyapısını çok sağlam bir şekilde zaten hazırladık.

AKKUYU İLE ÇIĞIR AÇTIK

Ufku ve vizyonu eski Türkiye’yi aşamayanlara rağmen dünyanın en büyük derin deniz filosuna sahip dördüncü ülkesi olduk. Mersin Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile bu alanda yeni bir çığır açtık. Bütün bunları da öncelikle ülkemizde tesis ettiğimiz güven ve huzur iklimi sayesinde başardık. Türkiye’nin önünü kesmek isteyenlere aldırmadan diğer alanlar gibi enerjide de tarihi bir başarıya imza attık.

HEDEFE YÜRÜYORUZ

Bunun için karada veya denizde hükümranlık alanlarımızda ne kadar tabii kaynağımız varsa işleyecek, bu kaynakların Türkiye’nin atılım sürecinde lokomotif vazifesi görmesini mutlaka sağlayacağız. Altını çizerek ifade etmek isterim ki, savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide tam bağımsızlık ülkemizin kızılelmasıdır. Türkiye bu hedefine doğru emin adımlarla yürümektedir, bu yürüyüşün önünün kesilmesine de hiçbir surette müsaade etmeyeceğiz.

Gabar’da tarih yazdık

  • Kayda değer bir başarının da 2016 yılında ilan edilen milli enerji ve maden politikası ile başlayan sondaj ve arama faaliyetleri olduğuna dikkat çeken Erdoğan, şu değerlendirmeleri yaptı: “Burada kelimenin tam anlamıyla paradigmayı değiştirdik, ‘Bulanlar ancak arayanlardır’ şiarıyla 10 yılda bu alana çok ciddi yatırım yaptık. Kendi mühendislerimizle, kendi gemilerimizle, kendi ekipmanlarımızla ‘Mavi Vatan’da arama faaliyetleri yürüttük. Sadece Karadeniz’de değil, Gabar’da da tarih yazdık. Şırnak Gabar’da gerçekleştirilen petrol keşfimiz, Cumhuriyet tarihimizin en büyük petrol keşfi olarak kayıtlara geçti Güvenlik tehdidi nedeniyle yıllarca atıl kalan yerlerde bugün turizm canlanıyor, istihdam artıyor, tarım gelişiyor, çiftçimizin, sanayicimizin, esnafımızın, vatandaşımızın yüzü gülüyor. Terörsüz Türkiye sürecinin menziline ulaşmasıyla birlikte inşallah yeni bir hikaye yazılmaya başlanacaktır.”

En güçlü köprü Türkiye

  • Bölgede son yıllarda yaşanan olayların bir taraftan enerji arz güvenliğinin ne kadar mühim olduğunu ortaya koyduğunu, diğer taraftan ülkeler arasındaki bağımlılık ilişkisinin ulaştığı seviyeyi de gösterdiğine dikkati çeken Erdoğan, Rusya-Ukrayna Savaşı başladığında gündeme gelen ilk konulardan birinin enerji tedariki ile doğal gaz ve petrol hatlarının güvenliği olduğunu kaydetti. Aynı şekilde 28 Şubat’ta İran’a karşı başlatılan hava saldırılarının olumsuz etkilediği alanların en başında enerji tedariki ve ticareti geldiğini söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Petrol ve doğal gaz fiyatlarında yüzde 50’lileri bulan artışlar gördük. Sadece fiyatlar uçmadı, enerji tedarikiyle ilgili ciddi sıkıntılar da baş gösterdi. Türkiye zengin enerji kaynaklarına sahip coğrafyalarla bunlara ihtiyaç duyan ülkeler arasındaki en güçlü köprüdür, geçiş ve kavşak noktasıdır. Bölgemizde meydana gelen son krizler Türkiye’nin bu özelliğini teyit ve tahkim etmiştir. Türkiye hem enerji naklinde güvenilir bir ortak hem de barışın kilit aktörü olarak son süreçte öne çıkmıştır. Bunun olumlu tesirlerini orta ve uzun vadede daha fazla göreceğimize inanıyorum.”